Dostlar alınmış... Bir daha anlatayım...

Dostlar alınmış... Bir daha anlatayım...

 

Dün piyasalarda döviz kurlarının yükselmesi haricinde bir hareket yaşanmadı. Borsa yatay negatif, gösterge tahvilin faizi de yüksek olmasına rağmen bir öncekine göre gevşeyerek kapanış yaptı. Belki de yatırımcılar, son iki günün hasar tespitini yapabilmek için fazla bir işlem yapmadılar. Dolasıyısıyla daha önemli bir konuya değineceğim. 

İlginçtir, geçenlerde "ben olsam utanırım" başlığıyla yazdığım yazıya büyük çoğunlukla olumlu tepkiler aldım. Hatta "yılın yazısı olmuş" diyen bile vardı. Ancak ihracatçılardan bazı isimler "hoca biraz kırıcı olmuş" diye tepki verdiler. 

Aslına bakılırsa yazdığım yazıya, ihracatla alakalı doğru bilgilere sahip olmadan kaleme alınan birkaç gazete makalesinden hemen sonraya rastladığı için, kalp kırıklığı içinde tam olarak okunmadan tepki verilmiş olabilir. Bu sebeple bir kere daha özet geçmek istedim:

- Herşeyden önce ithalata konan ek vergilerin, dış ticaret açığını kapatmadığı, üstüne üstlük enflasyonu artırdığını söyledim. Enflasyon yükselişinin faizleri üzerine etki yaptığını bilmeliyiz. 

- Ayrıca küresel rekabetin ithalatı pahalı hale getirerek değil, üretim maliyetlerini düşürerek sağlanabileceğini ilave ettim

- Katma değeri yüksek mal üretecek hamleler yapmadan dış ticaret açığı daralmaz dedim

- Önümüzdeki 10 yılda teknolojik dönüşümünü gerçekleştiremediği için, yok olacak firmalar için vatandaşın sırtına maliyet yüklemek hakkaniyetli değil diye altını çizdim

- İlave gümrük vergileri koyduktan sonra bazı sektörlerdeki ihracat artışlarını göstererek "işe yaradı" demek en hafif ifadeyle doğru değil diyerek bitirdim. İthalat pahalı hale geldi diye ihracatın arttığını iddia etmek, retorikte son noktadır. 

Yukarıdaki maddelere itiraz edecek olan varsa, yazdıklarımdan önce kendilerini bir samimiyet testinden geçirmelerini faydalı görüyorum. 

"Büyük plan ne ?...."

Sonuç olarak, her zaman ihracatın önemli olduğunun söyleyen bir bilim insanı olduğumun altını çizmek istiyorum. Böyle olmasaydı Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreteri olmazdım. Rahmetli babam Erdoğan Alkin "dış talep her zaman iç talebe göre daha istikrarlı kazanç sağlar" derdi. Ben de bu düşünceye inanıyorum. Ben ihracat dostuyum. "Dost acı söyler". 

Belki de şu açıkça dile getirilse iyi olur ve biz de aramızda bu kadar münakaşa etmezdik: "Bizim bir hayalimiz var. Kendi kendine yeten Türkiye. Bu sebeple bugün itiraz edilen uygulamaların, yarın faydasını göreceksiniz. Üretim girdilerinde ve nihai mallarda dış bağımlılığını azaltmış bir ülke için, bugün vatandaşa, firmalara ve bazı sektörlere fatura ödetiyoruz. Bunun farkındayız. Onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Ancak gelecekte başaracaklarımız var. Bize güvenin."

Belki köşe yazarlarına alınganlık göstermek, doğruyu söyleyenlere karşı kırgın olmak yerine, büyük planı sabırla ve faturayı ödeyen insanların varlığını da gözeterek empatiyle anlatmak işi kolaylaşacak. 

Şu an iç ortada bir planın varlığından söz etmek mümkün değil. Çünkü bilmiyoruz. Bu sebeple de zorla da olsa bunu duyacak zemini hazırlamak için, bir bilim insanı olarak Dostların kırılmasını göze alarak gördüklerimizi yazmaya devam ediyoruz.  

Eklenme Tarihi : 15.3.2018 08:06:09

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.