Büyüme kalkınma farkı...

Büyüme kalkınma farkı...

 

Oldukça hareketli bir haftayı geride bırakıyoruz. Elbette daha önümüzde hafta sonu var ama en azından para ve sermaye piyasalarında işlemlerin pazartesiye kadar tatil olduğunu düşünerek bu cümleyi kullanıyorum.

Dolar/TL ‘de yeni rekorların kırıldığını görüyoruz. Döviz sepetinde aynı durumun yaşandığını söylememe gerek yok sanırım. Türkiye’de piyasalarda herhangi bir gerginlik olduğunda bunun doğrudan döviz kullarına yansıdığını biliyoruz. Aslında bu durum sadece Türkiye’de değil gelişmekte olan bir çok ülkede yaşanıyor.

Brezilya’da Hindistan’a kadar bir çok gelişmekte olan ülke, ekonomisinin sağlıklı işleyip işlemediğini ulusal parasının dolara karşı değeriyle ölçüyor. “Eğer dolar yükseliyorsa işler kötü, dolar düşüyorsa işler iyi” şeklinde kısmi olarak doğru bir kestirmeci bir yaklaşım var. İşin ilginç tarafı dolar küresel anlamda değer kazandığı zaman, bu ülkelerde negatif bir gelişme olmasa da ulusal paraları değer kaybedebiliyor.

Dün Dolar/TL’nin rekor kırmasının sebebinin ne olduğuna dair tartışmaları bir göz atarsak: Mehmet Şimşek’in istifa söylentileri ve Amerika’da devam etmekte olan dava ile alakalı dedikoduların zirve yapması diyebiliriz. Bununla beraber amerikan dolarının küresel anlamda değer kazandığını da eklememiz gerekiyor.

“Kendi yarattığı sorunu çözmekle övünmek yerine....”

Elbette, her ne kadar döviz kurlarının yukarı çıkması elle tutulur bir sebebe bağlı olmasa da bazen ülkelerin kırılganlıkları hakkında bize bilgi veriyor. Herhangi bir sebepten dolayı döviz kurları yukarı çıkmaya başladığı anda doğrudan dövize talip geliyorsa, bunun sebebi döviz borçlusu veya döviz ödemesi olan kişi ve kurumların azımsanmayacak sayıda olmasıdır. Ayrıca ekonomik olmasa da siyasi sebeplerle de bir ülkeye para girişinin durabileceğini de görebiliyoruz. Tasarruf açığı yaşayan ülkelerde bu sonuç normaldir.

Dünkü raporda belirttiğim gibi, döviz kurunun yukarı çıkışını ekonomik parametrelere bağlamak yerine temel bazı sorunlara bağlamak en rasyonel davranış olacak gibi gözüküyor. Döviz borçlanması veya dış kırılganlık bir sonuçtur. Bu sonucun sebeplerine dönüp bakmak, firmaların bu kırılganlıklara neden sürüklendiğini iyi analiz etmek gerekiyor.

Döviz kurları yukarı çıktığında veya faiz yükseldiğinde bununla başa çıkacak kestirme çözümler bulmak yerine, sektörlerin sorunlarını temelden ele almak ve gelecekte yaşayacakları sorunları bugünden tespit ederek proaktif çözümler üretmek daha doğru bir davranıştır.

İşte kalkınma ile büyüme arasındaki fark da budur. Sadece büyümeyi merkeze alırsak ortaya çıkan sorunları nasıl çözdüğümüzle övünürüz. Eğer kalkınmayı merkeze alırsak Sorunların oluşmasına engellemiş oluruz. Elbette bu ikincisi oldukça zorlu ama bir o kadar da keyifli bir uğraştır. Bunu yapmak yerine kendi yarattığı sorunu bile çözdüğü için övünen bir yaklaşımdan acilen uzaklaşmayız diye düşünüyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 6.4.2018 07:51:34

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.