Bu hikayeyi değiştirmek elimizde...

Bu hikayeyi değiştirmek elimizde...

 

Bundan tam beş yıl önce Dolar/TL yükseliş macerasına 1.78 ile başladı. Bu sabah geldiğimiz nokta 4.05 civarı. Yani % 227 civarında değer kaybı. Bunun ne anlama geldiğini anlatayım:

Eğer beş yıl içinde gelirleriniz bu civarda artmamışsa, ödemeleriniz ya da borçlarınız döviz cinsinden devam ediyorsa, ciddi şekilde zorlanıyorsunuz anlamına gelir. İlla fabrika ya da işletme sahibi olmanıza gerek yok. Özel okul ücretlerinden araba fiyatlarına, spor malzemelerinden inşaat ekipmanlarına kadar herşeyin fiyatı dövize endeksli olduğu için, önünde sonunda herkes etkileniyor bu durumdan. Bir de yerli firmaları dış rekabete karşı korumak için ilave gümrük verileri konunda yukarıdaki % 227 rakamının üzerine eklendikçe ekleniyor maliyetler. 

Peki hiç aklınıza şu soru geliyor mu ? "Nasıl oluyor da bu ülke % 7.4 büyüme sağlıyor ve ayakta kalmaya devam ediyor ?".  Buna birkaç şekilde cevap vermek mümkün.

- İhracat olmasaydı, kararlı döviz kalemi olmayacaktı. Hele ki Rusya ile yaşanan gerginlik esnasında turizm gerlileri yerlerde sürünürken, Türkiye'yi ihracat sırtladı diyebilirim.

- Portföy Sermayesinin aktif şekilde giriş çıkışları

- Kredi Garanti Fonu'nun verdiği ekstra ivme

- Türk Halkının mücadele gücü

Bu maddelerin sayısı artırılabilir ya da sıralaması değişebilir. Ancak gerçek yukarıda belirttiğim yerlerde gizli. Yani yerli firmaları ilave gümrük vergileriyle koruyarak değil, ihracata teşvik vererek bu durumu kurtarmışız. İç rekabetteki ayarlamalardan çok dış rekabetteki sağlam duruşumuz bizi kurtarmış.

"Artık gerçekleri bilmemiz gerekiyor..."

Elbette "iç rekabette korunan firmalar dış rekabette de etkinler" diye itiraz edenler olabilir. O zaman Ekonomi Bakanlığının bu konuda çok ciddi bir analiz yapması ve söz konusu analizin sonuçlarını açıklaması gerekir. "Daha kötüsü de olabilirdi, bize dua edin" demek yeterli değil. 

Gerçekten Türkiye dış ticarette korumacılık, Kredi Garanti Fonu ve finansal kesimin esnek yaklaşımlarına ihtiyaç duymuşsa, bunların geçici olup olmadığını, veya  radikal bir değişime karar verme öncesindeki "son bir iyilik" anlamında  yapılıp yapılmadığını bilmemiz gerekiyor. 

Benim bildiğim tek şey var: Bu modelle daha fazla ilerleyemeyiz. Üretim maliyetlerini düşürerek dış ve iç rekabette güçlenen sektörler yaratmalıyız. İş gücüne dayalı olduğu kadar, marka-tasarım-inovasyon-teknoloji ve ar-ge üzerine de inşa etmeliyiz katma değeri. Bu eğitime olan yaklaşımı da köklü şekilde değiştirecektir.

Eğer Cumhuriyet Tarihindeki en önemli değişime imza atılmak isteniyorsa, ben yukarıda ne olması gerektiğini özetle tarif ettim.  

Eklenme Tarihi : 9.4.2018 07:34:40

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.