Dolar Kuru bir nevi uyandırma servisi oldu...

Dolar Kuru bir nevi uyandırma servisi oldu...

 

Küresel anlamda piyasaların huzursuz olduğunu, Trump'ın başlattığı "Ticaret Savaşları"nın para ve sermaye piyasaları üzerinde etkili olduğunu, Suriye'deki gelişmelerin bölgedeki huzur kaçırdığını ve ABD'nin buraya bir şekilde müdahale edeceği için gerginliğin boyutunun arttığını kabul ediyorum.

Ancak bir şeyi daha kabul etmek gerek: Bazı olumlu gelişmelere rağmen Türkiye kendisine benzeyen ülkelerden negatif ayrışıyor. Bu ayrışma iyice belirgin olmaya başladı diyebilirim. Brezilya'da da işler iyi gitmiyor. Rusya'da ABD ile gerinlik sebebiyle hisse senedi piyasası olumsuz etkileniyor. Güney Afrika'da sular hala durulmadı. Yine de, bu ülkelerden hiç birinin ulusal parası TL kadar değer kaybetmedi. 

Neredeyse 10 yıldır "Türkiye'nin yüksek katma değer üreten bir model uygulaması gerekiyor" diyorum. Bunu söylerken "Mars'a roket gönderelim" demedim. Ama kilogram değeri 1 Doların altında kalan ürünlerin toplam ihracatta payı azalsın diye dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalıştım. Elbette, dün Dolar/TL 4.07'leri bulduğunda, televizyon kanallarına çıkan uzmanların neredeyse hepsi aynı cümleyi söyledi. "Türkiye'nin yüksek katma değer yaratan bir modele geçmesi lazım."

"Artık başka şeyler söyleme vakti geldi..."

Önünde sonunda bu gerçeğin görüleceğini biliyordum. Ancak "Türkiye'de zaten silikon vadisi gibi projeler tutmaz" diyenlerle de mücadele etmek zorunda kaldık bugüne kadar. Modası geçmiş teknoloji bölgelerini öne sürerek emek yoğun sektörleri desteklemek için sebep yaratmak hiçbir zaman anlayamadığım bir yaklaşım oldu. 

Bir sözüm de iş dünyasına: Demek ki, "bende binlerce işçi çalışıyor" diye övünmek ya da bundan siyasi avantaj çıkarmak yerine, "ben kilogram değeri yüksek ürünler arz ediyorum, beni dış rekabette daha da güçlü kılın" demek gerekiyor. 

Atatürk'ün söylediği sözü unutmadan çalışmak belki de bizi arzu ettiğimiz seviyeye getirecek: "Şahsi menfaatler toplum menfaatiyle çelişir, ancak şahsi menfaatler de rekabetçiliği sağlar. Yine de sistemin tamamını bu yaklaşıma emanet edersek, güçlü zayıfı ezer. Dolayısıyla devlet düzenleyici bir rol üstlenmeli, bunu da piyasa kurallarına saygılı olarak yapmalı." 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 10.4.2018 07:47:41

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.