Altın Yılları bir kere daha ıskalamak iyi olmaz...

Altın Yılları bir kere daha ıskalamak iyi olmaz...

 

Heyecan dolu bir haftayı geride bırakıyoruz. ABD'deki davadan, döviz kurlarındaki harekete, İsrail ve ABD'nin Orta Doğu'yu karıştırmasından TCMB üzerindeki faiz baskısına kadar birçok gelişenin şahidi olduk. 

Uluslararası Kuruluşların Merkez Bankası'ndan radikal faiz artışı beklediklerine dair açıklamalar arka arkaya gelirken, döviz kurlarındaki hareketin bıraktığı yerden devam ettiği görülüyor. Bundan sonraki süreç birçok firma için zorlu geçecek. Yüksek kar oranlarını zaten geride bırakmışlardı, şimdi önlerindeki 6 aylık süreci sağ salim atlatmak için çalışacaklar. 

Aylar önce 2018-2020 döneminin yüksek büyüme-yüksek faiz-yüksek enflasyon dönemi olacağını söylemiştim. Bunun sadece Türkiye için değil dünya içinde geçerli olacağının altını çizmiştim. Ancak Türkiye'nin 1990'lardaki "Altın Yılları" ıskaladığını ve 2001 krizine davetiye çıkaran işlere imza attığını da ilave etmiştim. Tüm bunları, Yalın Alpay ile beraber yazdığımız "Olaylarla Türkiye Ekonomisi"  kitabında etraflıca anlattık. Merak edenler okuyabilir.

1990'larda iş dünyasının ithal ikameci zihniyetle yola devam ederek, siyasetten sürekli teşvik ve korunma aldığına şahitlik etmiştim. Gümrük Birliği anlaşması kalitesi tartışılır mal ve hizmetleri üreten yerli firmaların silkelendiği bir süreç başlatmış, neredeyse tamamına yakını kendilerini uluslararası standartlara uydurmak zorunda kalmıştı. 

"Finans Kurumlarının aklıcı olması gerekiyor.."

Aslına bakılırsa bugün de böyle bir süreç yaşanıyor. Beyaz Eşya'da ve Otomotiv Sanayinde öyle ya da böyle evrensel standartları yakalayan Türk Firmaları, maalesef bugün küresel pazarda yüksek katma değer üreten işleri yapmak için geç kaldılar. Lastik Ayakkabıdan, Akıllı Telefonlara kadar "prestij" statüsünde olan mal ya da hizmette standartlardan uzak kaldıkları gibi, marka yaratmada da oldukça geri kaldılar. 

Bu geri kalmışlığı kapatmak adına hamleler yapmak yerine, konvansiyonel üretime devam edip gümrük duvarlarıyla korunmak için sürekli talepte bulundular. On yıl önce başlayan Dijital Dönüşüme burun kıvırdıkları için bugün koşa koşa uygulamaya çalışıyorlar. 

Ekonomi zorlu bir süreçten geçerken, başını suyun üzerinde tutmak için çırpınan firmaların marka-tasarım-inovasyon-arge- yüksek teknoloji karmasına dönüp bakacak vakti olmayacak elbette. Finans Kurumlarının bu durumda seçici davranıp, doğru işi yapanların projelerine kredi vermelerini, yanlış yolda ilerleyenlerin ciroları ve teminatların bakarak karar vermemeleri Türkiye'nin lehine olacaktır. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

 

Eklenme Tarihi : 18.5.2018 06:53:06

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.