Enflasyon konusuna bir kez daha bakalım...

Enflasyon konusuna bir kez daha bakalım...

 

Dün sosyal medyada paylaştığım enflasyon ile ilgili görüşlere hem destek hem de tepki geldi. Baktım ki, enflasyon meselesine birçok kişi eski bilgiler ya da "öğretilmiş çaresizlik" cephesinden bakıyor. Ben de şu uyarıda bulundum:

"..Yapay zekanın ve dijitalleşmenin egemen olmaya başladığı dünyada, 100-150 yıllık iktisat kitabını her derde deva düşünüp, “bak işte burada yazıyor” diyenler, bulutlara bakıp babasının yüzünü görenler gibi. Aklındakini ispat etmeye çalışanlara mesafeli durmak lazım..." Alınanlar oldu ama ikazımda geri durmayacağım. 

Enflasyon oranların bu denli yüksek çıkmasının gerisindeki gerçeğe bir bakalım isterseniz. Herşeyden önce çok ciddi bir maliyet enflasyonu var. Küresel anlamda petrol dahil tüm emtialarda ciddi yükseliş yaşanıyor. Bunun üzerine Türkiye'de döviz kurlarının yükselmesi de eklenince, üretici fiyatlarının yükselmesi kaçınılmaz oldu. 

Bu yükselişin tam olarak tüketici fiyatlarına yansımadığını görüyoruz. Diğer taraftan tüketiciyi doğrudan etkileleyen ve mevsimsellik içermeden her ay satın aldığı mal ve hizmetlerin fiyatlarında da ciddi artış olduğu gözüküyor. Değişik bölgelerde değişik sektörlere verdiğim konferanslarda, "hiçbir meyve çekirdeğinden küçük olmaz, dolayısıyla çekirdek enflasyonun yükselmesi ilerde TÜFE'nin düşmesinin önünde engel teşkil edecek" demiştim. Böyle de oldu. Tarımsal mallardan evde kullanılan temizlik malzemelerine kadar ciddi fiyat artışları var.

"Alışmak en büyük tehlike..."

Ancak, bu bahsettiklerim asıl tehlike değil. Tekrar ediyorum: Yüksek faiz ve yüksek enflasyona "alışmak" en büyük tehlike. Bu şekilde her ikisi de kronik hale geliyor. Maalesef enflasyon-devalüasyon-faiz sarmalı bir kere başladı mı, içinden çıkılması zor oluyor.

Peki bu durumu yüksek faizle çözmek mümkün mü ? Mümkün değil. Zaten faiz yukarıda bahsettiğim sarmalın bir parçası. Yapılacak olan şey mal ve hizmet piyasalarındaki dinamikleri anlamak, buradaki yükselişlerin sadece döviz kuru değil, vade yapısı, borç-alacak ilişkisi ve risk primleri sebebiyle olduğunu görmektir. Ayrıca bazı kurumların "tek alıcı-tek satıcı" olarak piyasayı yönetmeye çalıştıklarını biliyoruz. Zincir marketlerin hakim durumu kötüye kullanarak tedarikçilerine çok uzun vadelerde ödeme yaptığını, tüketiciden ise kasada anında tahsil ettiklerini görüyoruz. Yani mal ve hizmet üretenler maalesef büyük alıcıların esareti altında. 

Merkez Bankası'nın faizleri yükseltmesi bu büyük alıcıların gücünü daha fazla artırıp, mal ve hizmet üretenlerin belini daha fazla bükecek. Eğer tarımdan sanayiye kadar bu çarpıklığı çözemezsek, enflasyonun kronik hale gelmesini engelleyemeyiz gibi geliyor.

Üst üste iki gün, bu gerçekleri farklı şekilde dile getirmiş oldum. Dİlerim anlaşılmıştır. Şimdi önümüzde enflasyon kadar zorlu meseleler var. Yarından itibaren bunlara değineceğim. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 5.7.2018 07:59:05

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.