Acil Eylem Planı bekleniyor....

Acil Eylem Planı bekleniyor....

 

Cuma günü geç saatlerde FITCH'in Türkiye'nin kredi notunu kırması fiyatlara daha önce yansımış olduğu için, Dolar/TL'de ciddi bir hareket oluşturmadı. 

Açıkçası herkes yeni kabinenin çalışma prensiplerini, acil eylem planını beklerken, kurullarda kimlerin görev alacağını merakla bekliyor. Yeni sistemde birçok konuda Cumhurbaşkanı ve Kurulların toplanarak karar alacağı ve Bakanlara da alınan kararların icraatini üstleneceği anlaşılıyor. Kabinenin acil eylem planı ve kurulların netleşmesiyle beraber piyasadaki dalgalanmaların azalacağını tahmin ediyorum. 

Hem piyasadaki aktörlerden hem de uzmanlardan derlediğim fikirleri sentezlediğim zaman birçok senaryoyu konuşmak mümkün. Ancak birçoğunu elle tutulur sebeplerle elediğimiz zaman, şu iki alternatif ile baş başa kalıyorum:

İlk senaryo "pozitif" olarak adlandırılabilir. Daha önceki raporlarımda 4.20-4.50 olarak belirlediğim, ancak bazı olumsuz gelişmeler sebebiyle 4.50-4.70 seviyesine yükselen "iyimser bant" içinde Dolar/TL'nin seyredebileceğini söyleyenler var. Yani, yeni olumlu senaryomuz bu. Bu senaryoda enflasyonun kontrol altında kalacağı ama fazla düşmeyeceği görülüyor. Merkez Bankası'nın bu ayki toplantısında alacağı kararı bir kenarda tutarak, yıl sonuna kadar kredi faizlerinin % 25-30 arasında kalabileceği düşünülebilir.

"Olumsuz Senaryoyu bertaraf edecek olan nedir ?"

İkinci senaryoda belirsizlik sebebiyle sert dalgalanan ve 4.70-5.15 arasındaki bantta dolanacak olan Dolar/TL'den bahsediliyor. Bu senaryo bana fazla olumsuz gelmese de enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak kredi faizlerinin % 30'un üzerine çıkacağı bir durumu işaret ediyor.  

Demek ki, faizlerin % 25'in altında kalması en olumlu senaryoda bile imkan dahilinde gözükmüyor. Daha önceki raporlarımda sıkça bahsettiğim küresel ekonomide 3 yıl sürecek yüksek faiz-yüksek enflasyon-yüksek büyüme döneminde, diğer ülkelerden geri kalmamak için bazı fedakarlıklarda bulunmak zorunda kalabiliriz. Mesela siyasi iradenin "yapısal reformlar için büyümeyi durdurmayalım" deme ihtimali var. 

Böylelikle herkesin uzun zamandan beri beklediği reformlar daha uzun vadeli bir takvime uygun olarak yavaş yavaş gerçekleşebilir. Diğer taraftan imalat sanayinde kapasite artıran, inşaata daha fazla destek verecek teşvikler uygulanabilir. Yani önceliği kalkınmaya değil büyümeye veren bir yaklaşım ortaya çıkabilir. 

Yine de ümidim var. Ankara'da "kakınmaya öncelik veren büyüme modeli" konusunda çalışıldığını duyuyorum. Heyecanla bekliyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 16.7.2018 07:50:37

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.