O gece kim kazandı, kim kaybetti....

O gece kim kazandı, kim kaybetti....

 

Geçen hafta bana  sürekli olarak aynı soru soruldu: "Dolar/TL'deki bu hareketin sebebi ne ?". Uzun zamandır görüşmediğim ama genellikle bu zamanlarda arayan Dostlarım telefon açtığında artık şu espriyi yapıyorum:

"Döviz için 1'e, Faiz için 2'ye basınız.."

Bazen tereddüt edip gerçekten "call center"a telefon açtığını sananlar da oluyor, kahkahalarla gülenler de. Karşımdakinin birkaç saniyelik şaşkınlığından sonra, hemen meseleye giriş yapıyorum. 

Herşeyden önce, Londra'dan, New York'a, oradan uzak Doğu'ya kadar birçok piyasada TL açığa satılıyor ve bu işlemlerden ciddi paralar kazanılıyor. Şöyleki 100 Milyon Dolar teminat gösterebilen bir fonun ya da yatırımcının milyar dolar mertebesinde açığa TL satış yapabilmesi mümkün. Bu açığa satış furyası sona erdikten sonra TL'nin tepki hareketiyle yükselmesi sonucunda da alış yaparak pozisyonu kapattıklarını düşünürsek, geçen haftaki dalgalanmada 12 saat içinde ne kadar para kazanılmış olabileceğini hesaplayalım. 

"Ortam yaratılırsa, menfaatini kovalayana kızılmaz.."

Geçen hafta bir gece yarısı Dolar/TL 4.95'ten ertesi sabah 4.79 seviyelerine kadar düştü. Söz konusu sat-al hareketi % 3'ten fazla kazanç imkanı verdi. Yani kaldıraç imkanı bir kenara bırakılırsa, sadece teminat miktarı kadar işlem yapılsa, 100 Milyon Dolarla 4.95 seviyesinden satış yapıp 4.79'ten alış yapanlar, 16 Milyon TL kazanç sağlamış oldular. Açıkçası 12 saatte kimsenin hayalinde bile göremeyeceği bir meblağ bu. Detaylı anlattığım bu hareketin bir de güç içinde 4.51-4.95 arası yükseliş hareketi var. Her iki yönde kazanç sağlamış olanların karını hesaplamak bile yorucu bir iş. Tabii kimse dalganın dibinden ve tepesinden sürekli fırsat yakalayamaz. Yine de ciddi kazançlar vaat eden bir durum var ortada. 

Sonuç olarak, o gece kim kazandı bilmem ama, her seferinde Türkiye kaybediyor, onu biliyorum.

Anlattıklarımı dinleyenler isyan ederek "nedir bu rezalet" dediklerinde, buna önlem almanın mümkün olmadığını ancak, ekonomi yönetiminin söylemden çok, eylemde bulunarak durumu çözebileceğinin altını çizdim. Piyasalarda eskiden "beklentiler satın alınır, gerçekleşenler satılır" denirdi. Bugün durum öyle değil. Artık gerçekler satın alınıyor. 

Özetle vaat vererek değil, icraatla ikna edeceğiz piyasaları.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 18.7.2018 08:37:42

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.