Faiz bazen ilaç, bazen zehirdir....

Faiz bazen ilaç, bazen zehirdir....

 

Geçen hafta 3 değerli uzmanla yabancı yatırımcıların katıldığı bir panelde konuşma yaptım. Dört kişi birbirinden farklı yaklaşımlar göstersek de, bir konuda birleştik: Merkez Bankası'nın Nisan ayında başlayan faiz adımlarının çok geç bir karar olduğunu ve bu sebeple 500 baz puanın aşırıya kaçan bir yaklaşım olduğunda hem fikir olduk.

Türkiye'de enflasyon yükselişiyle, ABD'deki yükseliş benzer değil. Talep cephesinden değil maliyet cephesinden gelen bir dalgayla fiyatlar yükseliyor Türkiye'de. Dolayısıyla geçen yıl faiz artışları yapılmış olsaydı, hem enflasyon hem de kurlar konusunda bir sonuç alınabilirdi. Ancak, büyüme rekoru kırmak hoşumuza gitti. Tam gaz yola devam ettik. Merkez Bankası da buna uydu.

Ancak 2018'in başından beri, bütçe dengesi, cari denge, enflasyon ve neticesinde döviz kurlarında ayar bozulmaya başladı. Bu durum şirketlerin alabildiğine borçlanmasından da kaynaklanıyordu. Şirketlerin kağıt üzerinde karlı gözükmelerine aldırmadan şubat-mart aylarında ciddi bir analiz yaptığımda, şaşırtıcı sonuçlar elde ettim. 

"Faiz daha da artsa neler olurdu ?.."

Holding ve grupların birçoğunda toplam borç konsolide ciroyu geçmiş durumdaydı. Hala da böyle olduğunu sanıyorum. Zaten büyük grupların ard arda gelen "yeniden yapılandırma" taleplerinin arkasındaki gizem buydu. Düşen karlılıklar, bazı grup şirketlerinde biriken zararlar ve aşırı borçlanma sebebiyle yolun sonuna gelinmiş olduğu anlaşıldı. Yine de bankalar bu taleplerin bir kısmını geri çevirdiler. 

Bankacılık için en önemli sorun, bazı sektörlere açılmış yabancı para krediler. Bazı gruplara verilen muazzam büyüklükteki krediler de ayrı bir sorun. Bu sebeple bazı bankaların kendi kendilerine bir stres testi uygulaması gerekiyor diye düşünüyorum. Hatta "Tier 2" dedikleri idari takibe düşen ama "tahsili gecikmiş alacak" (TGA) olarak henüz değerlendirilmeyen kredilerle alakalı yepyeni bir yaklaşım gerekiyor. "IFRS 9" etkisi olarak adlandırabileceğimiz yeni durumda, idari takipteki kredilerin TGA'ya dönüşmesi an meselesi. Faizlerin sürekli yükseldiği bir ortamda, hele ki şartlar buysa, manevra yapmak kolay olmaz. 

Şimdi düşünün ki, Merkez Bankası faizleri bir kez daha yükseltmiş olsaydı, hatta rantiyenin iştahı için 100 baz puandan daha fazla artırsaydı, Bankalardan başlayarak Esnafa kadar yayılacak bir zorluk piyasalara egemen olacaktı. Yani borsada al-sat yapan kazansın veya TL faizde olanlar sevinsin diye Türkiye Ekonomisi'ni risk altına sokmanın faydası yok. Verilen kredilerin vadesinin uzaması ve piyasaların düzgün çalışması için faiz kararlarının bir önceki yüzyılın paradigmalarına bakarak verilmemesi gerekiyor. 

Bazı köşe yazarı Dostlarım belki içerleyecek ama, ekonomiyi oralardan anlamak pek mümkün değil. Faiz zamanında kullanılırsa ilaç, zamansız kullanılırsa zehirdir. Merkez Bankası'nı dünkü kararından dolayı kutluyorum. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 25.7.2018 08:06:43

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.