Çözüm ekonomik değil, diplomatik...

Çözüm ekonomik değil, diplomatik...

 

Dün sabah TRTHABER'de açıklamaya çalıştım. Akşam ise, bir restoranda karşılaştığım iş insanlarına tekrardan anlattım: "Ekonomik olarak yapılabilecekler yapılıyor, bu durumu ancak diplomasi kurtarır".

Her sektörden tanıdıklar karşımda otururken, hem dinledim hem de anlattım. Herşeyden önce, ABD, AB ve İsrail ile sürtüşmenin sorumlusu sadece Türkiye değil. Özellikle 15 Temmuz'daki hain saldırıdan sonra, düşmanlığını açıkça belirten kesimler de var. Yine de bunların ABD, AB ve İsrail Yönetimlerinde mutlak hakimiyet kurduklarını düşünmüyorum. Oralarda hala ikna edilebilir kesimler var ve bu kesimler güçlü durumdalar. 

Bu sebeple, herhangi bir yaptırım, Parlamentolar üzerinden geçtiği için sadece Hükümetlerle değil Meclislerdeki kesimlerle de yakın temasta olunmalı. Aslında, bahsettiğim uzun soluklu bir lobicilik anlayışı. Türkiye'nin hiçbir zaman "ABD, AB ve İsrail olmasın" demediğini, ancak bu ülkelerin içinde yuvalanan Türkiye Aleyhtarı eğilimleri yok etmek istediğimizi, bunu da doğru diplomasi ve tavırlı duruşla başaracağımızı göstermemiz gerekiyor. Bu ülkelerde hükümetlerin attığı yanlış adımlara itiraz edecek parlamentolar bulunuyor. Bunu unutmamak lazım.

"Baskı altındayken doğru adımı önemli bir meziyettir..."

Türkiye'nin aleyhinde işler yapmanın dünya barışına faydası olmayacağını sertlikle değil, ikna edici tane tane konuşan bir sesle anlatabiliriz. Ne demiş büyüklerimiz ? "Dik başlı olma ama başın dik olsun." 

Kamu ve Özel kerim olarak toplam borcun Milli Geliri aşmaya başladığı bir süreçten geçerken, doğal gaz ve petrolde dışa bağımlılık sürerken, en fazla ihracat yaptığımız pazarın AB olduğunu bilirken, Türkiye'nin Diplomatik çalışmaları başka bir ülkeye benzemeyecek hassasiyette yürütmesi gerekiyor. Burada duygusallık, kin, nefret, heyecan veya şahsileştirilecek yaklaşımlar mevcut olmamalı.

Özetle, bundan sonra ekonomik adımların değil, siyasi, diplomatik ve hatta sosyal anlanda atılacak adımların makroekonomik parametreler üzerinde daha fazla etkin olacağı bir süreç yaşayacağımızın altını çiziyorum. Bazı ekonomistler kabul etmese de, şu anki reçeteyi siyaset bilimi yazmalı diyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 1.8.2018 07:47:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.