Zamanlama doğru yapılsa herşey daha güzel olacak...

Zamanlama doğru yapılsa herşey daha güzel olacak...


Geç de olsa ekonomi yönetimi konuya müdahale etti. En azından piyasaların başı boş bırakılmadığı yatırımcılar tarafından görüldü. Ancak, zamanlama hatalarının üzerine bazen talihsizlikler de olabiliyor. 

Cuma Günü Dolmabahçe Ofisi'nde gerçekleşen ve Sn. Albayrak tarafından yapılan sunuma katıldım. Belki de yapılan sunumu gölgeleyen tek şey zamanlamasıydı.  Toplantının 11:00'den 14:30'a ertelenmesi o anlarda ciddi şekilde yükselen Dolar/TL ile ilgili bir önlem paketi açıklanacağı beklentisi oluştu ama beklenti gerçekleşmedi. 

Sn. Albayrak konuşmasını yaparken, ABD için oldukça erken saatte sayılabilecek bir sosyal medya paylaşımı yapıldı. Başkan TRUMP resmi hesabından, "Türkiye ile aramız bugünlerde iyi değil" cümlesiyle biten biten bir paylaşım yapıldı. Döviz kurları bir anda yükselmeye başladı. O esnada herkes heyecanlı şekilde birbirine bu mesajı gösterirken benim aklımda herşey netleşti. 

Türkiye'de Hükümet bu sefer gerçekten Trump'ı zor duruma düşürecek bir kozu eline geçirdiğini düşünüyor. Evanjelist rahibin birçok işe karıştığı belli. Dolayısıyla, eldeki kozu yüksek oynayarak yola devam ediyorlar. ABD Hükümeti ise var gücüyle Türkiye'nin finansal kırılganlığı üzerinden bir propaganda yürütüyor. Kasım Ayındaki seçimlere kadar bu mesele uzarsa ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini görüyorum.

"Yangını çıkaranı bulmak, yangını söndürmeye yetmez.."

Türkiye'deki yüksek döviz borçlu şirketlerin bu döviz kurlarıyla, ellerindeki borcu gerçekleyen bir nakit akışına sahip olmadıklarını söyleyebilirim. Özellikle yoğun döviz kredisi kullanan bazı sektörlerde ciddi bir saha temizliği olabileceğini görebiliyorum. Yurt içi tasarrufları düşük olan Türkiye'nin döviz geliri olmadan döviz kredisi almış olan firmalarının birçoğu tarihe karışacak gibi gözüküyor. 

Elbette bunların hiçbiri iyi haber değil. Ancak, orta ölçekli ve % 50 ve daha fazla oranda ihracat yapan firmaların diğerlerine göre ayakta kalma şansı epeyce fazla. Dolayısıyla bu şirketlere kaynak kullandırmanın önümüzdeki dönemde finans şirketlerini rahatlatacak bir davranış olabileceğini de görebiliyorum. 

Ancak bu da yetmez, firmaların sahiplerinin de şahsi kredilendirmelerine bakılması gerekiyor. Bazı firma sahiplerinin aşırı lüks yaşamı sebebiyle de riskli durumda oldukları söylenebilir. Tekneleri, gayri menkulleri veya otomobilleri gibi. Dolayısıyla kredi vermede artık konvansiyonel olmayan kriterleri de devreye sokmak gerekiyor. Finans Kurumlarında çalışan personelin bilgisayar ekranlarının önünden kalkıp daha fazla sahada çalışmaları lazım. Bakalım kredi verdikleri insanlar nasıl yaşıyor, paraları nerelere harcıyor ?

Yangını çıkaranı bulduk. Bağıra bağıra ismini söylüyoruz. Ancak yangının failini bulmak söndürmek için yeterli bir davranış değil. Kabahatli orada duruyor, şimdi zararı azaltmak için çabalamak lazım. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 14.8.2018 08:02:04

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.