Enflasyon beklenenden düşük çıktı da ne demek ?...

Enflasyon beklenenden düşük çıktı da ne demek ?...


Sizlerle aylar önceki raporlarımda bariz bir tehlikeden bahsetmiştim. Ne döviz, ne faiz ne de başka bir şey. En önemli tehlike "alışmak". Gerçekten de dün bazı medya ajanslarından paylaşılan haber başlıkları bu yola girdiğimizi gösteriyor. 

Üretici fiyatlarında % 30'un üzerinde, Tüketici Fiyatlarında % 20'ye yaklaşmış olan enflasyon için "beklenenden düşük" çıktı demek tek bir anlama geliyor: "İzafiyeti kaybetmek". Yani artık ekonomik parametrelerle ilgili algılama hassasiyetimiz kayboluyor. Bu da hem faizler hem de enflasyondaki yüksek seviyelere alışarak, günlük yaşamın bir parçası haline getireceğimizi gösteriyor. 

Özetle olumsuz şartlar kronikleşebilir.  Bu sebeple önümüzdeki 2 ay boyunca bizi oldukça stresli günler bekliyor diyebilirim.

"Konuya doğrudan giriyorum yine..."

İşin gerçeği şu: Eğer Bankalar sendikasyonlar veya uzun vadeli kaynak sağlama konusunda problem yaşarlarsa, bazı kredileri roll-over etmeyecekler. Ödeme güçlüğü çeken firmaların üzerine gitmeleri ise mal ve hizmet üretiminin durmasına, büyümenin gerilemesine yol açacak. Aslına bakılırsa bu süreç başladı bile. Bu sürecin genişleyerek yayılmaması için elde bir planın olması gerekir. Eskiden “B” Planı diyordum. Fakat epeyce zaman geçti. Riskler hakikat haline geldi. Bu sebeple artık bahsettiğim yol haritası “ana plan” haline geldi.

Önemli bir riskin gerçekleşmesi durumunda yöneticiler iki değişik karar arasında gidip gelirler.

- Sessiz sedasız pansuman yaparak başı dik tutmak, ilerki zamanlarda sorunu temelden çözmek: Bazı kesimler tarafından eleştiriler yükselir, ancak herkesin hedefi haline gelinmez. Ancak, faydalı öneriler içlerden gelmezse göz ardı edilir. Anlık iyileşmeler sebebiyle köklü çözüm hep ertelenir. Nihayetinde pozisyonlar muhafaza edilir ama çözülmeyen sorunlar sebebiyle dalgalanmalar devam eder.

- İç ve dış paydaşların ne düşüneceğine bakmadan sorun olduğunu kabul etmek: Bu şekilde sorun anonim hale gelir, yöneticiler her yönden gelecek eleştiriye de, çözüm önerisine açık olmak zorunda kalırlar. Sorun genellikle bu şekilde çözülür ancak popülarite kaybı olabilir. Çözüme ortak çıkanlar mevcut pozisyonlara talip olabilirler.

Yukarıdaki iki seçeneğe göz attığımızda, ilkinin sorunun çözümü diğerinin de yöneticilerin bekası açısından riskler barındırdığını rahatlıkla görebiliyoruz.

Şu an ortaya çıkan sorunu Türkiye’nin sorunu olarak kabul etmek gerekir. Temelinde 40-50 yıl öncesinde ait kararlar, toplum psikolojisi, hızlı büyüme arzusu ve 15 Temmuz sonrası kuvvetli toparlanma isteği, kaynakları kullanma tecihleri, diplomatik-siyasi-ekonomik pozisyonlanmadaki mecburi değişiklikler olan bir sorundan bahsediyoruz.

Sadece mevcut yönetime faturası çıkacağını düşünerek, bu sorunun ya da sonucun varlığını kabul etmemek, büyüklüğünü görmezden gelmek bizi doğrudan yukarıda bahsettiğim birinci tercihe götürür. O zaman da sorunun temelden çözümü zorlaşır.

Dolar/TL’deki hareketin azımsanmayacak kısmı yatırımcıların, Ankara’nın ilk tercihe doğru yöneldiğini düşünmesinden kaynaklanıyor diyebilirim.


Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 4.9.2018 07:49:36

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.