Belki alınanlar olacak ama...

Belki alınanlar olacak ama...

 

Bugün büyüme rakamları açıklanacak ama yarın sizlere bu konuda bir yorum yapmayı tercih ediyorum. Bu sabah özel sektörün kurlarla ilgil artan şikayetlerine bir eleştiride bulunmak istiyorum. Bozulan veya alınan olacaktır. Bir sözüm de finansçılara olacak. 

Açıkçası, dünyanın hemen hemen her kıtasında bulundum ama bizdeki kadar ulusal paranın dolar veya euro karşısındaki pozisyonuna göre hareket eden bir iş dünyası görmedim. Belki de “kurlar hep dalgalanıyor da ondan” diye cevap veren olabilir. Ancak ben kur dalgalanmalarının sebebinin son 15-16 yıldan beri iş dünyasının sürekli açık pozisyon merakına dayandığını düşünmeye başladım.

Tam 240 Milyar Dolarlık dış borcun neredeyse yarısı hiç döviz geliri olmayan firmalar tarafından yaratıldığı düşünüldüğünde tezim doğrulanıyor gibi. Açıkçası hiçbir hükümet ya da siyasi liderin “rahat rahat döviz borçlanın, korkmayın” dediğini hatırlamıyorum. Jeopolitiğin hızla değiştiği ve sertleştiği bir dönemde de hiçbir iktidarın ya da liderin “bizim özel sektör çok borçlanmış, bu sebeple gereken diplomatik cevapları veremeyiz” diyeceğini de sanmıyorum. Karşıdan silah atılırken de hiçbir devlet “özel sektör sebebiyle angajman kurallarını uygulayamam” da diyemez.

Belki de hata bu aşırı borçlanmayı görmezden gelmek, bazı rasyolar sayesinde hafife almak hatta hep böyle devam edeceğini düşünmek oldu. 2000’li yılların başında bazı ekonomist hocaların “cari açık finanse edildiği sürece sorun yok” diye ifade ettikleri kestirmecilik gibi, özel sektörün dış borcuna ciddiyetli bir bakış atan fazla kişi olmadı.

"Finansçılara gelince..."

Döviz kredileri sürekli artarken “borcun en az yarısının teminatı patronların kendi paraları” diyen de oldu. Hatta döviz kurları hızla yükselmeden önce aynı bakış açısıyla, cirosundan fazla borçlanmış olan firmalara kredi vermeye çalışanlar vardı. Ben ikazda bulunduğumda “firma sahibinin mal varlığına ipotek koyduk” diye anlamsız cevaplar veren arkadaşlar da vardı. Hangi patronun mal varlığı bu kadar büyük kredileri doğrulayabilir ki ? 

Özetle, geçen yıldan bu yana TL karşısında neredeyse % 100 değer kazanan Dolar, bir zamanlar % 8-10 olan kredi faizlerinin % 40’lara yükselmiş olması hepimizin kabahati.

Bizler yeterince ikna edici olamadık, iş insanları fazla iştahlı, vatandaş fazla talepkar, siyaset cephesi de fazla rahat davrandı. Tabii 15 Temmuz’daki hain saldırının ardından hızla ayağa kalkmak da gerekiyordu. Öncelik varacağımız noktaya hızlı gitmek olduğu için, arabayı dikkatli kullanmadık.

Şimdi de 32 sayılı karardaki anlamsız değiliklik gibi aceleci tepkiler veriyor bürokrasi. Herkeste “acilen birşeyler yapalım” motivasyonu var. Bana kalırsa acil birşey yapmak için daha önce böyle aciliyetlerin içinden başarıyla çıkmış olan insanları dinlemek lazım. 1994 ve 2001 gibi tecrübelerimiz var. Açıkçası her iki krizde tecrübe kazanmış olanları çağırıp bir dinlemek gerekiyor.

Özetle, şu anki durumun sorumlusunu arayanlar önce kendinden başlamalı. Çünkü özel sektörden kamuya kadar yatırımlar/harcamalar ve bunların finansman metodları için anlık heyecanlarla karar verilmiş olduğu görülüyor.  

Bu durumdan pansuman niteliğindeki önlemlerle değil, sakin sakin düşünerek ve ciddi dersler çıkararak kurtulabiliriz. Ben kurtulacağımızı düşünüyorum.Bugün olmasa da yakında, her kesim aklı selimle düşünüp kendine ders çıkarıp, evini temizlemeye başlayacaktır diye düşünüyorum.

Not: Bugün açıklanacak olan büyüme hızının % 4'ten düşük gelmesi şok, % 5.50'tan büyük gelmesi ise sürprizdir. Sebebini yarın açıklayacağım.


Prof. Dr. Emre Alkin

Eklenme Tarihi : 10.9.2018 07:47:05

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.