Geleceğin Sektörleri neler olacak ?...

Geleceğin Sektörleri neler olacak ?...

 

Geleceği tahmin etmek ne kadar zor ise, gelecek ile ilgili araştırmacılara kaynak teşkil edecek bir çalışmayı ortaya koymak aynı derecede zor bir görev.

Yalın Alpay ile birlikte yazdığımız "Olaylarla Türkiye Ekonomisi" adlı kitapta, Türkiye Ekonomisinin 100 yıla yakın verdiği mücadeleleri incelemiştik. Kitabı okuyanlar tarafından, Tarım ve Sanayi konusunda ilerleme kaydetmeye çalışırken, ekonominin hizmet ağırlıklı bir hale dönüşmesi mutlaka fark edilmiştir.

Geride bıraktığımız dönemde 2023 ve 2071 olarak iki adet vizyon yaklaşımının Türkiye'de oluşturulduğunu biliyoruz. Bugün Dünya 2050'ye kadar sağlıklı bir projeksiyon yapmak peşindeyken, ülkemiz Anadolu'ya girdiğimiz Malazgirt Zaferi'nden 1000 yıl sonrası için bir vizyon belgesi ortaya koymaya çalışıyor. 

TİM'in 2023 ihracat vizyonu bu konuda bize ışık tutar nitelikte. Her ne kadar bugün ihracatta ilk 10 sırada olan sektörler 2023 yılında da ilk 10'da gözükseler de, uzay ve havacılık, nanoteknoloji, tıbbi hassas optik aletler, malzeme teknolojileri, hastane ekipmanları gibi yüksek katma değer sağlayacak sektörlerden birinin 12. sıraya yerleşeceği konusunda bir beklenti var.

Ancak, planın hazırlanmaya başladığı 2008-2010 döneminden bu yana ortaya çıkan gelişmeler Dünya Ticaretinde ciddi bir yavaşlama sonucunu yaratırken, Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar ve AB Ekonomilerinde yaşanan darboğazlar Türkiye İhracatının da gerilemesine sebep oldu. Bu satırları yazdığımız 2018 yılında hala 2014 yılının ihracat rakamlarını geçmeye çalışıyoruz.

"Referans noktası ne olacak ?..."

Görülüyor ki, eldeki rakamlara bakarak bir gelecek vizyonu çizebilmek sadece iktisat bilimiyle başarılacak bir görev değil. Siyasi, sosyolojik, demografik ve teknolojik gelişmelerin hızı da böyle bir vizyon belgesini hazırlarken dikkate alınması gereken konular olmaktadır.

Bir gelecek vizyonu hazırlanırken, pergelin ucunu nereye batırdığımız önemlidir. Biz buna "referans noktası" deriz. Mümkün mertebe referans noktasının sürekli değişkenlik arz etmeye yatkın bir özelliği olmamalıdır. Örneğin, teknolojik gelişim bir referans noktası olarak seçilirse gelecek öngörülerinde önemli hatalar çıkabilir. Çünkü teknolojik gelişmeler ucu açık ve düşünüldüğünden daha hızlı gelişen bir özelliğe sahiptir.

Benzer şekilde parasal gelişmeler, ekonomik büyüme hızları ve diğer iktisadi faktörleri de dikkate aldığımızda öngörülerde gerçekleşmelerden önemli sapmalar meydana gelmektedir.
 
Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’nin Milli Gelirinin Dünya’daki payı 1985 yılında % 1.3 iken, 2015 yılında da bu payın neredeyse aynı oranda kalmasının yanında, gelişmekte olan ülkeler içindeki payının aynı dönemde % 3.6’dan % 2.4’e düşmüş olması, gelecek tahminleri yapanlar için en baştan moral bozucu olabilir. Ayrıca, 2010 yılından beri Türkiye’nin “Dünyanın ilk 15 sanayi ülkesi” sırlamasından da çıkmış olduğu göz önüne alınırsa, iş daha da zorlaşıyor diyebiliriz.

TİM Başkanı Sn.İsmail Gülle'nin makul bir zaman içinde yeni bir "İhracat Stratejik Planı" için kolları sıvamasını bekliyoruz. Benzer şekilde devlet organlarının güncel gerçekler çerçevesinde hedefleri revize etmesi de elzem gözüküyor. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 8.11.2018 07:15:23

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.