Türkiye haftanın her günü başka bir ülkeye benzer...

Türkiye haftanın her günü başka bir ülkeye benzer...

 

Türkiye'nin her köşesi kendine has gerçekleri yaşasa da, aslında tamamı birbirine benzeyen şekilde günlerini geçiriyor. Sanıyorum bir yıl önce "Türkiye her gün başka bir ülkeye benzer" diye bir yazı kaleme almıştım. Baktım ki bir değişiklik yok. 

İlginçtir, Moskova Krallığının İstanbul Büyükelçisi Tolstoy'un 18 yüzyılda biz Türkler için yazdıkları da bugünkü halimizden farklı değil. Yalnız bu Tolstoy'u "Savaş ve Barış" Romanının yazarıyla karıştırmayalım. İkisinin yaşadıkları devirler arasında neredeyse 100 yıldan fazla bir zaman var. Neyse, konumuza dönelim.

Türkiye'de pazartesi günü eğer hafta sonu kritik bir açıklama yapılmamışsa, ne enflasyon ne büyüme ne de piyasalar konuşulur. Akşama kadar hafta sonu oynanan futbol maçları tartışılır. Hakemlerden teknik direktörlere, futbolculardan kulüp başkanlarına kadar herkes konuşur ve hepsi eleştirilir.  Yazılı, görsel medyadan sosyal medyaya kadar durum böyledir. Yolda, işte veya evde herkes sonuçlar ile ilgili birbirlerine iğneleyici şakalar yaparlar. Salı ve Çarşamba Günleri Şampiyonlar Ligi Maçları olduğu için, Pazartesi akşamı yerel ligin maçları hakkında konuşmalar azalır. Yani pazartesi günü Türkiye aşağı yukarı İtalya'ya benzer.

Salı ve çarşamba günleri ise, yurt içinde ve yurt dışındaki siyasi tartışmalar ve gerginlikler akla gelir. Hemen arkasından Merkez Bankası'nın yükselen kurlarla ilgili ne yapacağı tartışılır. Televizyonlarda siyasetten ekonomiye, teknolojiden sosyal hayata kadar sayısız tartışma programı yapılır. Ancak insanların çoğu televizyon dizilerini seyreder, buradaki tiplemeleri sanki gerçekten yaşıyorlarmış gibi eleştirir veya dedikodusunu yaparlar. En çok WhatsApp mesajı bu diziler TV'de oynarken atılır. Sabah işe giderken bile büyük bir çoğunluk iş-güç konuşmaz, dizilerde olan biteni konuşur. Tek bir istisna şudur: Eğer Dolar/TL yükselmişse, evlerde bile en çok konuşulan konu olur. Altın konusunda birbirine fazla soru soran olmaz. Genellikle bizim gibilere sorarlar. Türkiye'de kimse kimseye zenginliğini veya fakirliğini göstermekten hoşlanmaz. Mesai mefhumu gözetmeden çalışırlar ve günlerinin en az 2-3 saatlerini trafikte geçirirler. Bu haliyle Türkiye, ABD'den Japonya'ya kadar her ülkeye benzer. 

Perşembe günü geldi mi, herkes Cuma gününün havasına girmeye başlar. Borsa o güne kadar iyi performans göstermeye devam etmişse, az da olsa ilgi çeker ama, halkın önemli bir kısmı için "tehlikeli" olarak değerlendirildiği için, fazla dikkate alınmaz. Bu durum için haklı-haksız bir çok sebep vardır. Perşembe günü eğer Mayıs-Eylül dönemine rast gelmişse, hali vakti yerinde olanlar "uzun hafta sonu" havasına girmişlerdir. Hafta boyu yaşanan iyi kötü ne varsa bir kenara bırakılır. Hafta sonu oynananacak derbi maçına bilet bulmak, bir pop şarkıcısının konserini iyi yerden seyretmek, "cumartesi gecesi nerede eğlenelim ?" telaşına düşmek, popüler bir restoranda rezervasyon yapmak gibi heyecanlar ön plana çıkar. Her gelir seviyesinde yaşanan bir telaştır bu. Zenginleşme motivasyonu ise bunları daha rahat yapmaktan öteye geçmez. Uzaya roket göndermek için katma değer üretene rastlamak pek mümkün değildir. Bu haliyle Türkiye, Yunanistan'a benzer. 

"Hafta sonu bir alemdir.."

Cuma günü rüzgar gibi geçer. Herkesin aklı mesai saatinin bitişindedir. Tabii güney sahillerine gidip tatile başlamayanlar için. Cuma günü İstanbul ve Ankara'da kalanların bir kısmı Perşembe'den gidenlere katılır. İzmir'de yaşayanlar ise erkenden Çeşme'ye doğru giderler. İşlerin önemli bir kısmı yazın basiretli profesyonellere, kış mevsiminde ise patronlar ve profesyonellerin "ortak aklı" sayesinde yürümeye devam eder. Eğer o güne kadar Dolar/TL yükselmeye devam etmişse, "hafta sonu ne yapar eder müdahale ederler" şeklinde bir ümitle piyasalar kapanır. Büyük bir çoğunluk AVM'lerdeki sinemalara, restoranlara ve kafelere gider. Her gelir seviyesine uygun seçenek mevcuttur. Gecenin geç saatlerine kadar trafik sıkışıklığı devam eder. Türkiye, bu haliyle de Dubai gibi yerlere benzer.  

Cumartesi ve Pazar günleri AVM'lerde vakit geçirmeye devam eder Türk Halkı. Hava soğuk ve yağmurluysa en uygun seçenek budur. Yazın da içi klimalarla soğutulmuş oldukları için AVM'ler yine revaçtadır. En çok alış veriş buralarda yapılır. Sırasıyla ayakkabı-çanta, elektronik, gıda-içecek alışverişleri yoğunluktadır. Bu zamana kadar yüksek çıkan büyüme oranının arkasındaki güç zaten buradan kaynaklanır. Türk halkı ekonomiyi tüketimle taşımaya devam eder. Bu haliyle de Türkiye, gelişmiş ülkelerin hepsine benzer.

Özetle, Türkiye'de yaşayanlar hafta başından sonuna kadar gündemin eğlenceli maddelerini tartışırlar. Can sıkıcı taraflara bakmamaya çalışırlar. Hayat yeterince zordur zaten. Büyük bir çoğunluk değiştirmeye gücü olmadığı konulara el atmaz. Sadece bir avuç kişi tartışmaya devam eder. Sadece bu sebeple bile, siyasette aynı konuda aynı kişinin birbirinden değişik açıklama yapması yadırganmaz. Çünkü hatırlanmaz. Sonuç olarak, Türkiye'de krizler, darboğazlar ve sıkıntılar çabuk unutulur. Her pazartesi hafta aynı şekilde başlar ve devam eder. 

Şimdi bu genellemeye kızan ve "ben deli gibi çalışıyorum, hiç de böyle yaşamıyorum" diyenler olacak. Onları da hem tebrik ediyor hem de kolaylıklar diliyorum. Toplum için çalışan kahramanların diğer insanlar gibi, ne tatil için ne de egolarını beslemek için vakitleri de yoktur. Söylediklerime incinmesinler. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 14.11.2018 07:52:34

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.