Batı da karışık, batıyla ilişkiler de...

Batı da karışık, batıyla ilişkiler de...

 

Geçen haftayı kapatırken Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile ilgili oldukça can sıkıcı raporu gündemin ön sıralarında yer almaya başlamıştı. Diğer taraftan ABD'nin 15 Temmuz'daki darbe girişimini düzenleyenler ile alakalı olarak Türkiye'nin uzun zamandır beklediği adımları atacağına dair bazı duyumlar uluslararası medyada paylaşılmaya başlanınca, ortalık yeniden hareketlendi. Hatta dün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump'ın gerçekleştirdiği telefon konuşması iki ülke arasındaki işbirliğinin giderek artmaya başladığını göstermekte.

Tüm bu gelişmeler bana şu gerçeği gösteriyor: AB ve ABD ile sürekli olarak bir tahterevalli gibi ilişki kurmak zorunda kalıyoruz. Bir tarafla sorun olduğunda diğer taraf bize el uzatıyor. Ancak AP'nin son raporu pek yenilir yutulur cinsten bir rapor değil. AB'nin Türkiye ile müzakereleri dondurmasını tavsiye eden raporun akıbeti ne olacak merak ediyorum. Ancak şunu da bilmek lazım: 1990'ların sonunda imzaladığımız belgede kimsenin fazla dikkat etmediği "imtiyazlı ortaklık" seçeneği hala duruyor. Yavaş yavaş bu istikamete doğru ilerliyor olabiliriz.

Diğer taraftan Kıbrıs açıklarındaki enerji rezervleri konusunda Akdeniz gittikçe ısınıyor diyebilirim. Prof. Dr. Çağrı Erhan Türkiye Gazetesindeki köşe yazılarında Yunanistan'ın var gücüyle Türkiye'yi engellemeye çalıştığı ancak kimsenin arzu etmeyeceği bir büyük gerginliğe mahal verecek sakarca adımlar attığından bahsediyor. Takip etmekte fayda var. 

"İngilizler: Kim itti bizi bu işe ?.." 

Avrupa'nın diğer tarafında ise İngilizler Brexit konusunda yaptıkları hatayı anlamış olacaklar ki, işi ağırdan almak için ellerinden geleni yapıyorlar. Kabinede Başbakan May'e doğrudan muhalefet edildiğine dair haberler sızarken, Brexit Bakanı Çarşamba akşamı Bakanlar Kurulu sırasında çıkan tartışmalar sebebiyle istifasını sunmak zorunda kaldı. Bunun hemen ardından Çalışma Bakanı da istifa edince, May "önümüzde zorlu günler var" diye bir açıklama yaptı. Bana kalırsa daha birşey yaşamadılar. Asıl zorluk bundan sonra başlıyor. Kanaatimce İngilizler bu işte dönmek için ellerinden geleni yapacaklar. 

Türkiye'ye dönersek: İşsizlik rakamlarının yüksek çıkması yoğun gündemin arasında kayboldu gitti. Ancak YEP'te de belirtildiği gibi 2021 yılına kadar işsizliği % 9.5 seviyesine indirebilmek şimdilik mümkün gözükmüyor. Merkez Bankası'nın anketine katılanların bir yıl sonra enflasyonu % 17 seviyesinde beklemeleri en azından yüreğimize su serpen gelişmelerden biriydi. Hala iş dünyası enflasyonun düşeceğine olan inancını koruyor diyebilirim. 

 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 19.11.2018 07:22:11

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.