Yapısal Reformların zamanı çoktan geldi...

Yapısal Reformların zamanı çoktan geldi...

 

Bir yandan TL değer kazanırken, diğer taraftan piyasa parametrelerinin bu gelişmeyi teyit etmediğini görüyorum. Mesela ihracat artıyor. Bu iyi haber. Ama ithalatın düşüşü iyi haber değil. Çünkü büyümenin yavaşlaması anlamına geliyor. 

Kasım ayı enflasyonu büyük ihtimalle baz etkisi sebebiyle düşük çıkacak ama, buna bakarak Merkez Bankası'nın politika faizini düşüreceğini beklemiyorum. Buna rağmen piyasada faizler yavaş da olsa gördüğü zirvelerden geriliyor diyebilirim. 

Faizler düşüyor ama, BDDK'nın "tam saha pres" şeklinde tanımlanabilecek performansı sayesinde. Finans Kurumları her gün "en düşük ve en yüksek" faiz uygulamalarını BDDK'ya bildiriyorlar. Aslına bakılırsa düzenleyici otoritelerin piyasa aktörlerinin davranışlarını eskisine göre daha yakından takip etmelerini olumlu buluyorum, ancak arz-talep dengesi üzerine baskı kurarak istikrar sağlanacağına da inanmıyorum.

İnşaat ve Gayrimenkul Sektörü için atılan yeni adım ve borçlanma ihalelerinin iptal edilmiş olması, uluslararası piyasalarda hoşnutsuzluk yarattı diyebilirim. Döviz kurları ve faizlerin gerilemesine rağmen Türkiye’nin CDS primlerinin hala yüksek seyretmesi bu hoşnutsuzluğun açık bir göstergesi.

Sabah raporlarında sıkça bahsettiğim cari açığın sıkıntılı şekilde finanse ediliyor olması gerçeği de yabancıları rahatsız ediyor. Ülkeye bir yerlerden para geliyor ama nereden geldiği belli değil.Merkez Bankası Ocak-Eylül döneminde 16 Milyar Dolardan fazla rezerv kullanmış ama, net hata ve noksan kalemi 17 Milyar Doları aşmış. Yani “cari fazla” vermemiz iyi bir haber olmadığı gibi, ödemeler dengesindeki hareketler de dışardan bakanı kuşkulandırıyor.

"Kur ve Faizdeki düşüş ile bazı parametreler uyuşmuyor..."

Tam bu esnada diplomatik anlamda olumlu haberler gelmesi belki de bu olumsuz duruşu düzeltebilir. Arjantin’deki zirvede Türkiye'nin geçmiş döneme göre daha ılımlı ve güçlü bir diplomasi uyguladığına şahit olduk. Ancak tüm bunlar Türkiye'nin CDS primlerinin yüksek seyrettiği gerçeğini değiştirmiyor. Demek ki, "çok vakit alır" diye yüz vermediğimiz yapısal reformların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Kaynak sorununu da böylelikle daha rahat çözeriz. 

Esasında, Türkiye her zaman ihtiyacı olan kaynağı bulur. Ancak maliyeti sürekli yükselecek bir kaynaktan bahsediyoruz. Hem Fed hem de ECB bilanço sıkılaştırma konusunda hızla yola devam ederse, faizlerin yükselmesine engel olmak zorlaşacaktır.  Bu durumda bankaların tavır değiştireceği ve reel sektörün şu ana kadar yaptığı “top çevirmenin” sonuna geleceğimizi düşünüyorum.

Her şartta piyasa fırsatlar sunacaktır. Yeter ki panik yapmadan ve acele etmeden karar verelim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

 

Eklenme Tarihi : 3.12.2018 07:25:43

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.