Ölçemezsen Yönetmezsin....

Ölçemezsen Yönetmezsin....

Eğer bir AB ülkesi olsaydık, birçok işi başarmış olmanın verdiği rahatlıkla arkamıza yaslanmış, son derece düşük nüfus artış hızında daha şimdiden emeklilik planları yapıyor olacaktık. Halbuki oturmak, geriye yaslanmak bize göre iş değil.  Bu sebeple sürekli “çok şükür ki Türkiye'de yaşıyorum” diyorum. 

Elbette dinlenmek ayıp değil ama gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yılda 2 ay ortadan kaybolacak bir düzenimiz yok. Biz çalışmak zorunda olan bir milletiz. Hep de böyle olmuş. Dolayısıyla, hem geriye hem ileriye bakınca yarım kalmış ve tamamlanması gereken işler ile mutlaka başlamamız gereken işleri görerek heyecanlanıyorum. Yapılacak işler bize dinamizm kazandırıyor. 

Geleceğe doğru tahminler yapmanın zorlaşacağı bir döneme giriyoruz. Eldeki rakamlara bakarak bir gelecek vizyonu çizebilmek sadece iktisat bilimiyle başarılacak bir görev değil. Siyasi, sosyolojik, demografik ve teknolojik gelişmelerin hızı da  dikkate alınması gereken konular olmakta. Hatta pergelin ucunu nereye batırdığımız önemlidir. Biz buna "referans noktası" deriz.  Referans noktasının sürekli değişkenlik arz etmeye yatkın bir özelliği olmamalıdır. Örneğin, teknolojik gelişim bir referans noktası olarak seçilirse gelecek öngörülerinde önemli hatalar çıkabilir. Çünkü teknolojik gelişmeler ucu açık ve düşünüldüğünden daha hızlı gelişen bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla işin zorluğu daha en başından anlaşılıyor.

Geride bıraktığımız dönemde, parasal gelişmeler, ekonomik büyüme hızları ve diğer iktisadi öngörülerde gerçekleşmelerden önemli sapmalar meydana geldi. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’nin Milli Gelirinin Dünya’daki payı 1985 yılında % 1.3 iken, 2015 yılında da bu payın neredeyse aynı oranda kalmasının yanında, gelişmekte olan ülkeler içindeki payının aynı dönemde % 3.6’dan % 2.4’e düşmüş olması, gelecek tahminleri yapanlar için en baştan moral bozucu olabiliyor. Ayrıca, 2010 yılından beri Türkiye’nin “Dünyanın ilk 15 sanayi ülkesi” sırlamasından da çıkmış olduğu göz önüne alınırsa, iş daha da zorlaşıyor diyebiliriz.

“İhracatın Amiral Gemisinden yeni plan bekliyoruz...”

TİM Başkanı Sn.İsmail Gülle'nin makul bir zaman içinde yeni bir "İhracat Stratejik Planı" için kolları sıvamasını bekliyoruz. Sanıyorum ben de bu çalışmanın içinde olacağım. TİM'in yeni genel sekreteri Kerem Alkin Hoca'ya yardımcı olmamız gerek. Benzer şekilde devlet organlarının güncel gerçekler çerçevesinde hedefleri revize etmesi de elzem gözüküyor. 

Tabii, ben de Almanlar, Güney Koreliler hatta Amerikalılar gibi büyümek isterdim. Ancak, oralarda sektörler dengeli şekilde dağılmış. Sanayi gibi, İnşaat ve Gayrimenkul Sektöründekilere de saygı duyuluyor. Çünkü bu sektörlerin Katma Değerin oluştuğunu ispat etmişler. Bizden farkları ihtiyaca göre çalışmaları.

İhtiyacın doğru tespiti için resmi istatistik gerekiyor elbette. Maalesef, hiçbir sektör için doyurucu istatistik bulamıyoruz. Derneklerin üyeleri için hazıladığı raporlar az çok bir ışık tutuyor ama araştırmacılar için gerekli olan, kabul edilmiş standartlarda yapılan çalışmalar. 

Belki de 2019 yılının en önemli çalışması, fiyat endekslerinde olduğu gibi, enerji verimliliğinden konut stokunun standartlara göre dağılımına, tüm sektörlerdeki değişik parametrelere ve hatta demografik değerlendirmelere kadar TCMB, Bakanlıklar ve TUİK’i zorlayıp resmi istatistik hazırlattırılması olacak.

"Ölçemezsen yönetemezsin" demişti bir büyüğüm. Bu haklı önermeyi sürekli hatırlayıp, 2019'da doğru adımları atacak verilere kavuşmamız gerekiyor.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 2.1.2019 08:30:46

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.