Moody’s konuştu.. Sıra Fitch’de…


Türkiye Ekonomisi’nin 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından hızla toparlandığını söyleyen Moody’s, tuhaf bir şekilde not kırınca moraller bozulmadı değil. Ancak piyasaların toparlanması fazla uzun sürmedi. Demek ki yatırımcılar içten içe hazırlarmış böyle bir karara. Dün bir kanaat önderine “Fitch de not kırarsa ne olur” diye sordum. Cevap çabuk geldi. “Bundan kötü olmaz Hocam”. Anladım ki kimsede panik yok. Bu iyi bir gelişme.
Elbette, kredi derecelendirme kuruluşlarının şirketleri değil ama ülkeleri değerlendirirken siyasi baskı altında olduğunu kabul etmek lazım. Ancak, “toparlanıyor” deyip, sonra not kırmak en basit ifadeyle basiretsiz bir davranış oldu. Peki bundan sonra ne olur ?
Açıkçası ülkeden çıkacak para fazla olmaz. Çıkacak olan çıktı, Beni düşündüren ülkeye gelecek olan paranın bu kararla engellenmesi. Zaten kendi yağımızda kavrulacaktık, ama kavrulmak ile küllenmek arasında fark var tabii. Aylardır “Dolar/TL’nin gevşediği yerlerden alım yapılmalı” dedim. Artık bu saatten sonra “alalım mı” diye soranı da ciddiye almamak lazım. Zaten 3.00’dan geri döndü. Başka bir risk çıkmazsa ortaya buralarda dar bantta dalgalanır. Yıl sonuna doğru yükselmeye başlaması da kimse için sürpriz olmamalı.


Ben genellikle işlere tersinden bakarım. Mesela “Moody’s ve arkasındakiler bize ne mesaj vermek istiyorlar ?” diye sorarım. Ne olsa bu davranışın arkasında bazı motif veya motivasyonlar var. Acaba bize “sizin bölgedeki siyasetinizden hoşlanmıyoruz, bu sebeple finans kaynaklarınızı kurutacağız” mı diyorlar ? Olabilir. Ancak Ankara’nın da 40 yıldır bu tip “güdümlü” değerlendirmelere de çanak tuttuğunu söylemek isterim. İster sağ ister sol kesimden olsun Ankara’daki siyasetçiler teknolojiyi, ilerlemeyi ve inovasyonu “emek yoğun” sektörlerin rakibi hatta düşmanı gibi gördüler.


Bizzat bir siyasetçiden “Emre Hoca, bizden silikon vadisi çıkmaz” gibi bir cümle işittim. Bunlar doğru değerlendirmeler olmadığı gibi ülkenin imajını da bozuyor. Açıkçası “muhafazakarlık” ile “ilerlemenin” birbiriyle çeliştiğini iddia eden içi boş liberal tezleri doğruluyor bu tavırlar. Halbuki muhafazakarlık “tutuculuk” değil. Ülke için gereken değerleri “muhafaza etmek” anlamına geliyor. İyi bir muhafazakar devleti büyütmez. Aksine etkin olmasını sağlar. Genellikle sosyal demokrat veya sol düşüncede devleti büyütmek vardır. Gelinen noktada herşey birbirine karışmış durumda.


Ben bunları ifade ederken, "büyüme modelini tamamen yüksek teknoloji, AR-GE, tasarım ve inovasyon üzerinde kurgulamalıyız" dediğim için içerleyen sanayiciler olmuş. Demek ki bu bahsettiklerimi ayrı birer "sektör" olarak kabul ediyorlar. Eğer bir iş insanı bu saydıklarımı kendisine yardımcı olacak unsurlar yerine, kendisine rakip görüyorsa doğrudan siyasete kızmamalı. Önce kendi eğitimini tamamlamalı. Kim bilir ? Belki de Ankara  "eyvah teknolojiye ağırlık verilecek" diyenlerin farkına bizden önce vardığı için, "bu kafadaki insanlarla ancak eldeki büyüme modeli çalışır" diyordur. Bilemedim. 


Ancak, uzaktan bizi seyreden Türkiye Ekonomisi’nin hangi modelle geleceğe doğru yürüdüğünü anlamakta zorluk çeker. Hal böyleyken, onun bunun sözüne, bizi onaylamasına muhtaç oluyoruz. Halbuki Türkiye’ye bakıp hakkını vermeleri gerekir. Eğer bu gerçekleşmiyorsa, sıkıntı sadece karşı tarafta değil. 


Siyasetçi elbette seçmeninden gelen talepleri dinleyecek. Ancak ne zaman dinleyeceğini, ne zaman da liderlik edeceğini iyi ayırt etmeli. Çoğunluğun değişime direnmesi doğru olmadığı halde “ben seçmenleri dinledim” demek ne kadar doğru bir davranıştır, size bırakıyorum. 

 


Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin


Emre Alkin

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.