Prof. Dr. Emre Alkin: Seve seve aldatıyoruz

Prof. Dr. Emre Alkin, Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı. Ekonomist, müzisyen ve pek çok alanda başarıya imza atmış. Gıpta etmemek ve mütevazı kişiliğine şaşırmamak elde değil. Alkin, “En iyi yaptığım iş yazarlık” diyor


Doğan Kitap’tan çıkan ‘Seve Seve Aldattım’ adlı kitabı 18 Şubat’ta kitapçılarda olacak. Kitabı beklerken, merakımızı dindirelim istedik. “Herkes kendini bulacak ve çok kişiyi sarsacak” dedi, daha çok meraklandık... 

 İktisat hocasısınız. Neden aşk kitabı? 

İktisat, aşktan başka bir şey değil ki. İhtiraslarımız, isteklerimiz arasında denge bulmaya çalışıyoruz. Aşk da böyle. Kitapta 14 hikaye var. Aşk, aldatma, ihanet ve daha birçok şey. Etrafımı çok gözlemledim. İnsanların mutsuzluğunu görünce üzüldüm. Paylaşmasam olmazdı dedim.

 Aşk ve sevgi farklı mı? 

İlişkide sevgiyi çok ön plana çıkarırsanız aşk biraz geride kalır. Ya da tam tersi. Bunları doğru bir karışımla idare eden var mı? Az.

Aşk ölmez 

 Nedir aşk? 

İhtiras değildir. Sadece tutku değildir. Aşk oldu mu şöyle dersin; ‘benimle olsun demiyorum, mutlu olsun diyorum’. Aşk, evren var oldukça olacak.

 Günümüzde ilişkileri nasıl görüyorsunuz? 

Sevgi ve saygı çok önemli. “Biz” diyemiyor insanlar, sürekli “ben” diyor. Kendilerine göre duvarlar örmüşler.

 Kadın, ilişkide nasıl olmalı? 

Kadın, tamamlayıcı ve yaratıcıdır. Mecbur veya ihtiyacı olduğundan değil, gönlü istediği için birlikte olmalı. Ne para, ne mal, ne de şefkat... “İyi insan, kötü insan fark etmez, bana iyi davransın yeter” diyen çok büyük hata yapar.

 Nelerden hoşlanmıyorsunuz kadınlarda? 

Kadın kriterlerinden vazgeçmemeli. Aşkından ölse de erkeğin hareketleri uymuyorsa gitmeli. Sürekli şikâyet eden kadından hoşlanmam. “Çok şükür” demek çok önemli.

Yönlendiren erkektir 

 Erkeğin rolü nedir? 

İlişkide erkek, temeli sağlam tutandır. Gücün kuvvetin gerektirdiği yerlerde hem maddi hem manevi olarak ilişkinin yönlendiricisi olur.

 Yetişme biçimimiz ilişkilerimize nasıl yansıyor? 

Bir kadına sevgilisi prenses gibi davranıyorsa, o kişiyi bir kraliçe büyütmüştür. Kadınlar, erkekleri değiştirme düşüncesinden sıyrılsınlar. Erkek, kadının arkasını toparlamaya başladığında veya kadın erkeğe maddi manevi sürekli destek vermek durumunda kaldığında dengeler

ALIŞTIĞIMIZ MUTSUZLUK


 Niçin alsınlar kitabınızı? 

Yalnız olmadıklarını anlamak ve kafalarındaki soruların çözümü için alsınlar. İnsanların kendine itiraf edemediklerini onlara itiraf ettireceğim. İçleri rahatlayacak.

 Kendimizden başka neler bulacağız? 

Sevgi ve aşkı nasıl yanlış yorumladığımızı. Doğru yorumlayınca, aşkın o saf, en temiz halini görünce nasıl donup kaldığımızı da. Boşanmak isteyip boşanamayanlarla, boşanmak hiç istemeyip bir anda kendini boşanmış bulanlar da ilginç.

 Fikir aldığınız kişiler oldu mu? 

Kitabı yazmadan evvel içerisindeki tüm olaylarla alakalı psikolog ve psikiyatrlara, sosyologlara danıştım.

 Hikâyeler gerçek mi? 

Üstüne alınanlar olabilir. Mutlaka yaşanmıştır diyelim. Kitabın temel öğretisi, insanın kendine iyi davranması. Kendimize iyi davranmıyoruz.

 Nasıl bir etki bekliyorsunuz? 

Okuyan önce hüzünlenecek. Bir ara çok gülecek. Kızacak. “Evet, ben de aynen böyle hissediyorum” diyecek. Çok değişik tiplemeler var. Çoğuyla karşılaşıyoruz. Alışılmış mutsuzluklarla hayata devam ediyorlar.

 ‘Alışılmış mutsuzluk’ ile neyi kastediyorsunuz? 

Çoğu radikal kararımı alışılmış şeyleri değiştirerek gerçekleştirdim. Her gün aynı şeyi yapıyorsun. Mutsuzsun. Bir türlü risk alamıyorsun. Sığ sudan derin suya atlayamıyorsun. Niye? Çünkü orada kendini güvende hissediyorsun. Halbuki güvende hissettiğin alıştığın mutsuzluğun.
 
"MEZUN OLAMADIK"


 Defne Samyeli’yle uzun bir birlikteliğiniz oldu. Niye bitti? 

Her anı keyifliydi. İlişkilerde basamaklar vardır. Her basamak bir mezuniyettir. Son basamaktan mezun olamadık.

 Hikâyelerinize konu olan bir aşk yaşadınız mı? 

Yazarken çok net anladım ki, ben o kadar yüksek bir aşk yaşamamışım. Aşık olmadım diyemem ama aşkın o en saf haline gelememişim.

 İnanıyor musunuz böyle bir aşka? 

Annemle babamın aşkı mesela. Annem vefat etti. Babam 20 yıl boyunca anneme kavuşmayı bekledi. Ne kimseyle evlendi ne de flört etti. En son hastalığında kendini bıraktı, anneme kavuşacak diye.

 Evliyken yaşanan ilişkilere ne diyeceksiniz? 

İlişki, ahlakı merkeze koyarak yaşanmalı. O zaman bitir ilişkini. Cesareti yok ki insanların. Bedavaya alışmışlar.

 Evlilerin çoğu çocuğu bahane ediyor. Sizce? 

Çocuk, numara. Çocuğun var boşanmıyorsun, korkuyorsun ama her türlü haltı yemeye varsın. Alışılmış mutsuzluğa devam ediyorlar. İlişki bir kadının ya da erkeğin varlığından dolayı bitmez. Siz onu bahane edersiniz. Genellikle insanların da kendini aldattığı yer burasıdır.

 

 


Emre Alkin

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.