Emre Alkin ile Yıldırım Demirören’den TFF’ye, Süper Lig’den, Futbol’daki sistemsizliğe dair herşey…

Ekonomi ve Spor camiasının değerli ismi, Akademisyen ve yazar kimliğiyle örnek aldığım değerli Hocam, Emre Alkin ile farkındalık yaratan keyifli sohbetimiz.


Emre Alkin kimdir?

TFF Genel sekreterliği yapmış bir Akademisyen, Türkiye Finansman Şirketleri Genel Sekreterliği, Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Sekreterliği, UEFA  Pazarlama Komitesi Üyeliği, Vergi Konsey Üyeliği, yapmış bir Ekonomist. Enerjiden, ödeme sistemlerine, spordan akademiye, muhtelif sektörlerde çalışmaları olan bir Profesyonel. İnsan davranışları, aşkları, sevgileri, kendi kendilerini kandırmalarını analiz ederek duygusal anlarını kaleme alan bir yazar.

“Ben bir Outsider’im. Böyle olmamım iki nedeni var. Birincisi, insanları eşit görüp, eşit davranıyorum. İkincisi,  insanları ve olayları inceleyerek yazdığımdan her şeye eşit mesafede duruyorum. Meselenin içine girdiğinizde çözemezsiniz. Meselenin ilk önce uzağında durup analiz etmeniz, sonra içinden geçip çözmeniz gerekir…”

Futbol ile yolunuz nasıl Kesişti?

Altınbaş gurubunun, Göztepe’yi TMSF den almasıyla başladı. Sayın İmam altınbaş sayesinde girdim.

Galatasaray üyesi olarak da sporla iç içeydim. Diğer camialardan farklı olarak, Galatasarayılar kulüple içli dışlı olabiliyor, kulüp yöneticileriyle birebir görüşme özgürlüğüne sahip olabiliyor. Bu özellik Göztepe yönetimine yer alırken bana faydalı oldu diyebilirim.

Galatasaray kültürü bambaşkadır. Diğer kulüplerdeki gibi Yöneticileriyle aralarında Çin seddi bulunmaz. Galatasaraylılık, Liderlik, Eğitim, Nezaket, Vefa unsurları ile bambaşka bir kültürdür.

Dört unsuru barındıran Galatasaray, neden sıkıntılı günler geçirdi?

Az önce saydığım Liderlik, Eğitim, Nezaket, Vefa özelliklerini bir arada kullanmayı unuttuğumuzdan

Bundan 10 yıl önce birçok konuda lider olan Galatasaray bu özelliğini kaybetti. Eğitimde Liderliği devam ediyor. Ancak nazik değiliz, maçlarda küfür ağzımızdan düşmüyor.  Vefa konusunda Lucescu ile birlikte sınıfta kaldık. Camia için çalışan kişiyi yolda bıraktık yani vefa göstermedik. Galatasaray’ın kendine gelmesi için liderliğini, vefasını ve nezaketini hatırlaması gerekiyor.

Yıldırım Demirören nasıl biri, TFF ile yollarınız nasıl kesişti?

Revna Demirören mezun olduğum Saint –Michel Lisesi’nden büyüğümdür. Kardeşleri Merva ve Alican Ulusoy da iyi dostlarımdır. Yıldırım Bey’in Başkanlığa hazırlandığını  duyunca “emeğimle aklımla destek olmak isterim” dedim onlara. Sağolsunlar aktarmışlar.

Yıldırım Bey, Sayın Hüsnü Güreli’nin yerine beni düşünerek, “Hüsnü Güreli, oldukça güçlü bir isim ondan sonra senin gibi genç birine yer verdik, bunun hakkını ver” demesi beni gururlandırdı.

Ancak Yıldırım Bey ile tarzımız örtüşmedi. Birçok konuda anlaşamadık. Ancak bir konuda anlaştık. TFF, beraber çalıştığımız dönemde ciddi tasarruf etti, ve buradan futbola ciddi kaynak yarattı. Kendisi hakkında konuşulanın ve dedikodu edilenin aksine, oldukça tasarrufçu, tutumlu biriydi. Tek bir kuruşun bile hesabını yapardı. Birlikte Federasyon kaynaklarını, başa başnoktasından daha üst seviyelere çıkardık. Beni epey üzdü ama bu konuda hakkını vermem gerekiyor.

Futbol’da yaşanılan sıkıntılar nelerdir?

Futbol Kulüplerini, sporseverler değil, taraftar kafasıyla yönetmeye çalışan, objektif olması gereken noktalarda objektif olamayan, yaşı muhtelif birçok kişinin yönetmesi diyebilirim. Meseleleri/sorunları çözmek için eşit mesafede duramayıp, meselenin içine girerek bunun bir parçası haline gelmeleri belki de en önemli sorun.

Elbette eğitimsizlik de var. Bugün Milli Takımımızın başarısızlığının altında, Türk Futbol endüstrisinin ve bu endüstriyi oluşturan kişilerin yetersiz eğitime sahip yöneticilerden oluşması yatıyor.

Rekabet kültürümüz yok, yenilgiler karşısında eleştirel yaklaşıma kapalıyız. Eleştiri duyunca çıldırıyoruz. Her gün aynı şeyi yaparak doğru sonuç beklemek imkansız. Yine de her gün aynı şey yapılıyor.

Sporda şiddet konusunda da her gün aynı şey yapılıyordu. Ortaya bir anda Passolig çıktı.

Passolig doğru bir organizasyon mu?

Passolig yapısını, ne Federasyon ne de kulüpler benim kadar desteklemedi. Passolig’i taraftara bir “fişlenme” olarak tanıtan kanalları, doğru bilgilerle susturan olmadı. Passolig öncesi 10.000 kişiye maç oynayan kulüpler Passolig sonrasında da 10.000 kişiye maç oynadı. Bazıları, “2013-14 sezonunda bu stadyumlar nasıl doluyordu, şimdi neden daha boş görünüyor” sorusunu soruyorlar. Passolig çıkınca insanların bedava bilet alamadıklarını göz önünde bulundurmadılar. Eskiden kendi isimlerine tezahürat yaptırmak için taraftarlara bedava bilet veren yöneticiler kanun önüne suçlu olacakları bildikleri için, taraftara bedava bilet veremediler.  Gürültü bundan koptu.

Ayrıca sporda şiddeti durduracak olan cebimizde taşıdığımız bir kart değil, emniyet birimleridir. Onlar görevini yapmadığı sürece teknoloji bu dertlere çare olamaz.

Milli Takımda son yaşananlar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Pirimler çok yüksek haklısınız. Ama TFF her yıl yapılan genel kurulda, primlerin dahil olduğu mali tabloları sunuyor.  Kimse açıp okumadığı için, yeni öğrenmiş gibi yapıyorlar. Televizyonda primleri eleştiren eski hakemler aynı zamanda TFF Genel Kurul Üyesi. Neden kendilerine genel kurulda dağıtılan kitapçıklara bakmıyorlar ? Dünya üçüncüsü olan milli takımımıza Mercedes jeep hediye edildiğini ne çabuk unuttuk ? Biz Futbolcusunu parayla şımartan bir Ülkeyiz, ama parayla da başarı gelmediğini  artık görmüş bulunuyoruz. Parayla başarı gelseydi, Dünya şampiyonu veya Avrupa şampiyonu olurduk.

 Bu düzeni TFF değiştirebilir

TFF’nin prim sisteminin başarı getirmediğini görerek yeniden düzenlemesi gerek. Bayrağı için Spor için ülkesi için koşacak sporcular seçilmelidir her şeyden önce.

Fatih Terim’e bu olayda lüzumsuz yüklenildi. Babamın bir sözü vardı “iyi bir öğretmen her türlü beceriyi öğretir bir tek hevesi öğretemez” Sahadaki futbolcuların oynamaya hevesi yoktu. Hevesi olmayana kimse bir şey yapamaz.

Ayrıca futbola  boşuna yükleniyoruz. Nerede doğru bir şey yapıyoruz ki, futbolda işler düzgün gitsin?

 Üniversitelerde spor ile ilgili Fakülteler açıldı ve açılmaya devam ediyor, önüne geçer mi?

Okul yeterli değil. Evde anne ve baba,  galibiyet ve mağlubiyette Fair-Play’i aşılamıyorsa, etrafındakiler galibiyet veya mağlubiyet  karşısında insan gibi tepki vermeyi öğretmemişse, maça gittiğinde küfür eden bir büyükleri varsa, evinde şiddet varsa, çocuğa okulda verilenler önemli bir fark yaratmayacaktır. Eğitim evde, öğretim okulda verilir. Ben bunu anlatamadım.  Üzgünüm.

Altınordu Sporcu ve Eğitim sistemini birbirine meç ederek oturtmaya çalışıyor, bu durum sistemsizliği toparlar mı?

Seyit Mehmet Özkan altyapı ve eğitim sistemini aile ortamıyla yaratarak Fair Play’i oturtmaya çalışıyor. Fakat bu çocuklar büyüdüğünde başka kulüplerde oynamaya başlayacaklar. Büyük ihtimalle şahit oldukları adaletsizlikler sebebiyle güvenleri ortadan kalkacaktır.

Tesisleşme hakkında ne düşünüyorsunuz, Fenerbahçe bu işin neresinde?

Tesis kazandırmakla, sporu birbirine paralel görüyorlar, yanlış. Aziz Bey bu gerçeği görmeli. Tesis önemlidir ama her şey değildir. Ahlakın olmadığı yerde tesisin önemi yoktur. Bu kadar tesisler ve okullar varken neden eğitim düşük seviyede? İnsan kalitesinde neden sancılar çekiliyor ? Açıkçası sadece tesis kazandırmakla ileri gidilmiyor,

Süper Lig A.Ş. Sistem boşluğunu doldurabilir mi?

Yöneticiler, profesyoneller kadar işe hakim değiller. Ancak bu gerçeğin farkında değiller. Mesela TFF profesyonelleri 1923 yılında kurulmuş olan Federasyonun ritiüelleri ve bilgisiyle çalışıyor. Bilgi açısından yöneticilerden kat ve kat yüksek olan profesyonellerin bilgisiyle, yöneticilerin aldığı kararla örtüşmüyor. Şimdilerde ortaya atılan Süperlig A.Ş. de bu sebeple bir fayda getirmeyecek, daha büyük sorunlar çıkaracaktır.

Sponsorlar, Sportif başarı ve Yönetici ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sponsorlar, sportif başarı veya mevcut yöneticileri göz önünde bulundurarak anlaşmaları yapmıyorlar. Sponsorlar Galatasaray, Fenerbahçe, Göztepe, Beşiktaş, Trabzon, Bursa, gibi köklü camialara bu paraları veriyorlar.

Sponsor ilişkileri yönetmek bir bilimdir. Ne yazık ki Kulüplerde, sponsor ilişkileri yönetecek uzman kişiler yok denecek kadar az. UEFA’da bu iş önemli bir branş olarak kabul ediliyor. Üniversitelerde eğitim öğretim altyapısı sağlam olursa, Spor Pazarlaması ve Sponsor İlişkileri kurumsal bir tabana oturur.

 

Sevgilerimle,


Emre Alkin

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.