Acaba Bu Hafta Rasyonelleşecek Miyiz ?

Acaba Bu Hafta Rasyonelleşecek Miyiz ?

Geçen hafta gerçekleştirilen EKK Toplantısının oturma düzeni ve ahengi bize gösteriyor ki, ekonominin koordinasyonu tamamıyla Külliye’de bulunuyor. Ümit edilen ile gerçekleşen arasında fark oluştu.

Anlaşılan şu ki, ekonomik programın çatısı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz tarafından oluşturulacak, ekonomi kurmaylardan gelen bilgiler bir uygulama takvimi haline getirilecek. Açıkçası “tabandan tavana” değil de, en tepede belirlenmiş bir ajandanın içinin doldurulması gibi bir çalışma olacak gibi gözüküyor. Eğer bu tahminimde yanılmıyorsam, bayramdan önce bazı genel maddeleri içeren bir sunum yapılacak, sonra da ayrıntılı hale getirilecek.

Bir ay içinde Muğla, Gaziantep, Kayseri, Bursa, İzmir ve Aydın illerindeki iş insanlarıyla görüşme fırsatı bulduğumda herkes artan maliyetler ve finansmana ulaşma sıkıntısından bahsetti. Ancak EKK’nın bu dertlerin ayrıntısından tam olarak haberdar olduğunu ya da hesaba kattığını pek sanmıyorum. Daha önce pek çok kez ekonomi yönetiminde tanıdıklarıma ve meslek kuruluşlarındaki arkadaşlara şu uyarıda bulundum:

“Daha önceki uygulamaların ekonomik etki analizlerini yapmadan ve başarısını ölçmeden, yeni projeler, yeni programlar ya da yeni reçeteler sakın yazmayın. Böyle yaptıkça hem ülkeyi hem de sektörleri yoruyorsunuz”

Bu durum sadece makro ölçekte değil mikro ölçekte de geçerli. Bir kurum belli bir dönem yaptığı uygulamaları sadece el yordamıyla ölçüp “bir de bunu deneyelim” diye sürekli strateji değiştirirse, personel takipte zorlanır. Bir süre sonra boş vermişlik hali yayılır. Bir kısım stres başarı için gereklidir ama hedefleri belli olmayan ya da ölçülmeyen uygulamalar üzerinden baskı uygulamak doğru bir yöneticilik tarzı değildir.

Ekonomi yönetiminin yetersiz uluslararası rezervleri kaynak bularak değil, doğru para politikası ile güçlendirebileceğini, kamu açıklarını bankalar üzerinden finanse ederek değil disiplinli davranarak kapatabileceğini, fiyatlama davranışlarındaki bozulmayı piyasa üzerinde hakimiyet kurmaya çalışarak değil arz-talep dengesini gözeterek düzeltebileceğini kabul etmesi gerekiyor. Bunları kabul etmeden normalleşmeden veya rasyonelleşmeden bahsetmek mümkün değil.

Bayramdan önce açıklanacak program ve TCMB’nin faiz kararının ülke için belirleyici olacağını ancak bunun tam olarak arzu edilen yönde olmayacağına dair kanaatimi muhafaza ediyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Ara