Altı Sıfır Attık.. Bir Tanesi Geri Geldi, İkincisi Yolda..

Bu hafta bitecek ve ardından bayram başlayacak. Bu arada hayat pahalılığı ve diğer meselelerle yorulmuş olan zihnimiz belki dinlenecek.

Geride bıraktığımız zaman diliminde, özellikle yılbaşından bu yana kavrayabildiğimiz gerçek şu. Fiyatlar artık geriye gelmeyecek, sadece yükselmesini önlemek amacıyla elimizden geleni yapacağız. Bu durumda 2004 yılında TL’den attığımız altı tane sıfırdan sonra iki tanesini tekrar geri getireceğiz diyebilirim.

Açıkçası 2016 yılına kadar nispeten sakin seyreden enflasyonun, 15 Temmuz’daki alçakla saldırının ardından yükselen döviz kurlarıyla beraber, can sıkıcı şekilde arttığı ve fiyatların geri gelmediği görülüyor. O günden beri ne yapsak elimizde kalıyor. Örnek verelim: 2015 yılındaki otel faturası ile bu yılki arasında 3 katı fark var. Yani toplam ödenen rakama bir hane daha eklenmiş durumda. Aynı durum restoran ve muhtelif alışverişler için de geçerli.

Yapılan araştırmalar söz konusu fiyat yükselişlerinin sadece yarısının yurt dışı kaynaklı olduğunu ortaya koyuyor. Diğer kısmı ise bazı vergi uygulamaları, dövize endeksli faturalama, gıda fiyatlarındaki sıradışı yükselişler ve stoklama eğilimlerinden kaynaklanıyor. Geçenlerde arkadaşlarıma “bugün fiyatlardan şikayetçisiniz, dua edin de tedarik edememekten şikayet etmeyelim bir gün” dedim. Eğer bir mal ya da hizmetin zaman dilimleri içinde arzı sınırlıysa, yani sürekli artırma ihtimali yoksa, fiyatların yükselmesi bir yana, fahiş fiyata bile bulunmaması sonucu ortaya çıkabilir. Elbette bunun yan etkisi stoklama oluyor. Bugün elindeki malı ya da hizmeti satanın gelecekte aynı fiyatta geriye koyması mümkün olmadığı gibi, tedarik edememesi de mümkün.

“Yeni Şartlarda Yaşama Sanatı…”

Dolayısıyla ortaya hem alıcılar hem de satıcılar için “yeni şartlarda yaşama sanatı” adı verilen bir denge ortaya çıkıyor. Alıcılar yaşam kalitelerinden ödün vermeden alternatifleri keşfetmeye veya bazı taleplerinden vaz geçmeye zorlanacaklar. Satıcılar ise eğer alternatifleri varsa maliyet-fiyat açmazında mucizeler yaratmaya çalışacaklar. Alternatifi olmayan mal ya da hizmetlere sahip olanlar da tolerans sınırlarını zorlamadan şu anki şartların keyfini sürmeye devam edecekler. Yine de hiçbir şeyin garanti olmadığını söylemeliyim. Fiyat çok yukarı çıkıp hizmet kalitesi aksadı mı, durumu toparlamak kolay olmayabilir.

Anlaşılan şu ki hepimiz şartlar çerçevesinde bazı taleplerden vaz geçeceğiz. Bunu da her gelir seviyesinde yapacağız. Orta Gelir ve altındakiler hane halkı bütçesini denkleştirmek için bunu yapacak, üst gelir seviyesindekiler ise bazı zevklerinden vaz geçecekler. Çünkü eskisi gibi büyük ölçekte metrekare, taşınır ya da taşınmazların masrafını göğüslemek kolay olmayacak. Büyük mekanların kalabalık sakinlerinin masrafları en varlıklı olanları bile rahatsız edecek ve “buraya harcadığım parayla daha faydalı işler yapardım” gibi sözler sarf edilecek.

Son olarak, kredi kartı limitleriyle hayat pahalılığı arasında da makas açılmaya başladı. Büyük ihtimalle bankalar risk yönetimini elden bırakmadan, ücret güncellemeleri dahilinde limit artırımları yapacaktır diye düşünüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara