Banka Harici Finans Kurumları ve Kaynak Kullanımı…

Yazılarımı gözlemler ile teknik bilgiyi uzlaştırarak yazdığımı biliyorsunuz. Sade bir şekilde anlatmaya da özen gösteriyorum. “Herkes İçin Ekonomi” diyen Erdoğan Hoca’dan miras kaldı bu alışkanlık.

Banka harici finans piyasasına ara sıra göz gezdiriyorum. Geçen ay ilginç bir durum oluşmuş. Fonlama maliyetinde çok hafif bir düşüş gerçekleşirken, kredi faizlerinde yükseliş gerçekleşmiş. Neredeyse fonlama ile kredi faizi arasında ortalama 10 puandan fazla fark oluşmuş. Ayrıca da Ukrayna ve Rusya arasındaki kriz sürecinde kredi hacminde yükseliş olduğu da gözüküyor.

Herkes faaliyet giderlerini azaltmaya çalışırken 1 TL bile batık yapmamak için direniyor. Ancak Rusya ve Ukrayna’ya ihracat yapan firmalarla alakalı olumlu haberler gelmediği için, fonlanma ihtiyacını beyan eden firmaların detayına dikkatlice bakmak gerekiyor. Aksi takdirde bıçak sırtı sürdürülen denge bir anda finans kurumları aleyhine bozulabilir. Şimdilik kağıt üzerinde geçen yıla göre daha karlı gibi gözüken faaliyetlerin risk altında olduğunu söylemek gerekiyor.

Hem bankalardan hem de sermaye piyasalarından borçlanarak faaliyetlerini sürdüren banka harici finans kurumlarının uygun fonlanma imkanı bulduklarında, bankalardan daha hızlı plasman ve tahsilat yapabildiklerini görüyorum. Dolayısıyla bankaların söz konusu kurumları adeta satış noktası olarak kullanmaları da doğru bir davranış olabilir.

“Bankaların Yaklaşım Değişikliğine Gitmesi Gerekir..”

Banka harici finans kurumları taşınır-taşınmazların ya da faturaya bağlı çeklerin finansmanını sağladıkları için karar alma süreçleri daha esnek olsa da, sermaye yapıları ve denetim mekanizmaları sebebiyle bankaların karşısında daha ciddi bir muhatap olarak duruyorlar. Bankaların ulaşamadığı ya da kredi notu sebebiyle ulaşmak istemediği müşteriye para satan bu kurumlar sayesinde kaynakların tabana yayılması mümkün olabiliyor.

Elbette, bu kurumlarda ilk 100 müşterinin toplam krediler içinde payı her zaman büyük oluyor. Ancak müşteriyle çok daha yakın temasta olmaları, riski etkili şekilde yönetmelerini sağlıyor. Çoğunlukla personelin birbiriyle de yakın temasta olmaları, risklerin erken teşhis edilmesine olanak veriyor diyebilirim. Bankaların bu kurumlarla rekabet etmek yerine, kredi hacimlerini genişletmek için doğru şekilde değerlendirmeleri gerekir diye düşünüyorum. Tabii ki seçici şekilde yaklaşarak.

Bankaların bilanço dışında kur riskini dengelediklerinin farkındayız. Ne yaparlarsa yapsınlar piyasa değeri/defter değeri oranında tarihi dipleri yaşıyorlar. Yatırımcılar bankaların kur riski ile ilgili tereddüt gösteriyorlar. Ancak bankaların finans kurumlarına kredi vermemek için direnmeleri bu durumu çözmeyecek. Bugünleri hep beraber uzlaşarak atlatmamız gerekiyor.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara