Ekonomide Realizm…

Ekonomide Realizm…

Hafta sonu yemin töreni ve yeni bakanları kurulu kadar, devir teslim töreninde Mehmet Şimşek’in yaptığı açıklamalar da gündeme damga vurdu diyebilirim.

Yeni Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Bey’i 2000 yılından beri tanıdığım için konuşma metnini özenle hazırladığını tahmin ediyorum. Söylediği sözlerin altına Türkiye’de imza atmayacak aklı başında bir kişi bile bulabilmek mümkün değil. Ben de hiç duraksamadan imza atarım. Ancak meselenin bir başka tarafı var.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde Bakanlıktan önce, ekonomi politikalarını oluşturan bir kurul var ve ayrıca kamunun bütçesini oluşturan bir de Strateji ve Bütçe Başkanlığı var. Herhangi bir ekonomik adımla alakalı açıklamalar bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor. Vergi oranlarında değişiklik Cumhurbaşkanlığı kararı ile oluyor. Birçok ekonomik karar ve ekonomik birimlere atamalar da yine Cumhurbaşkanı kararı ile oluyor. Dolayısıyla Bakanların işlevi tavsiyede bulunmak ve talimatları uygulamaktan öteye geçmiyor. Hal böyleyken Bakan Şimşek’in sarf ettiği sözlerin temenniden öte, Cumhurbaşkanlığı ile koordineli şekilde söylemiş olduğunu düşünmek istiyorum.

Bakan Şimşek’in ifadeleri 2018 yılından beri etkisini giderek arttıran Ekonomi Modelinden tamamen dönülmesi imasını taşıyor. Bazı meslektaşlarımın “ben demiştim” gibi kışkırtıcı yorumlarına katılmadan, “aklın yolu bir” diyerek bahsi kapatmak istiyorum. Yine de tekrar ediyorum, model değişmeyecek ise ümit bağlanan isimleri atamak ve bir süre sonra görevden almak ekonomiye daha büyük zarar veriyor.

“Ekonomi Yönetimi Sadeleşebilir Mi ?…”

Enflasyon oranlarında baz etkisinin üzerine bir de doğal gaz fiyatlarındaki sıfırlamanın etkisi görülüyor. Daha yılın ortasına gelmeden TÜFE % 40’ın altına indirildi. Resmi enflasyon rakamının düşmesi, faizler ve TÜFE üzerinden yapılan fiyatlamalara elbette etki yapacak. Bunların en başında kiralar var. Ancak, TÜFE’nin gerçeklerden giderek kopması dolara endeksli fiyatlama alışkanlığının daha da yayılmasına yol açabilir.

Bu açıdan Bakan Şimşek’in dile getirdiği ve herkesin özlediği ortamı yaratacak normalleşme takviminin çabucak açıklanması gerekiyor. Atılacak adımlar piyasadaki fiyatlamaları dengelerken, Merkez Bankası rezervlerinin güçlendirilmesi de önemli bir hamle olacak. Dolar/TL’de herkes 25 seviyesini kabullendiği için, şu anki TCMB Yönetiminin birikmiş stresi salmak için verdiği çabayı olumlu bulmakla beraber, Bakan Şimşek’in açıkladığı yeni modele adapte olmakta zorluk çekeceklerini tahmin ediyorum.

Para ve Sermaye Piyasalarındaki Düzenleyici Otoritelerde yönetim değişikliği beklemek devir teslim töreninden itibaren doğal hale geldi. Eğer bu gerçekleşirse Külliye içindeki ekonomi kurmayları ve Bakanlık ile Düzenleyici Otoritenin kurmayları arasında çekişmeler olabilir. Daha önce bunları yaşadık. Doğruyu bulmak için tartışmak elbette iyi ama çekişmek iyi değil.

Unutmadan, Ekonomi Politikaları Kurulu’nun tam olarak bugüne kadar ne işlev gördüğünü kimse anlayamadı. Belki bu süreçte ekonomi yönetiminde sadeleşme olursa herkes rahatlar diye düşünüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Ara