Ekonomiye Stres Testi Yapmak Lazım..

Dolar küresel olarak değerlenmeye devam ederken, Türkiye’de de gücünü hissettiriyor desem yanlış olmaz. Şu an piyasada oluşan algı şu şekilde:

“Önce Doların 15.00 TL’nin altında tutulması için çabalandı, sonra 16.00 için aynı şey denenecek. Sonra da sırasıyla diğer kademeler için de benzer durum geçerli olacak. Seçimlere kadar bu şekilde sürdürmek mümkün olacak mı ?”

Bu yaklaşım aslında iki farklı beklentiyi besliyor. Bunlardan biri ekonomi yönetiminin TL’nin değeri üzerinde sınırlı da olsa yönetme gücü olduğunu söylüyor. Diğeri de Dolar/TL’nin kaçınılmaz olarak daha önce gördüğü zirveleri tekrar deneyebileceğini. Tabii tüm bu çaba hem KKM yükünün artmaması hem de enflasyonist baskıların döviz kurlarıyla beraber şiddetlenmemesi için. Kolay bir operasyon değil açıkçası.

Aslına bakılırsa kurların yönetilemediğini görünce sıkışan gazı bırakmak amacıyla bir kademe yukarı çıkışına müsaade etmek doğru bir davranış. Elbette bu yorumu Ekonomi Yönetiminin bu gelişmeyi bilerek ve isteyerek oluşturduğu fikriyle yazıyorum. Eğer ani yükseliş kendi kendine olmuş ve tekrar baskılamak için müdahale ediliyorsa, analizin içeriği değişecektir elbette.

Reaktif Değil Proaktif Olmak Gerek..”

Kurların kademeli yükselişinin de enflasyon yaratacağını söylemem lazım elbette. Sektörlere itidal telkin etmek yanlış bir davranış değil ancak bunun etkili olabilmesi için sarf edilen sözlerin inandırıcı olması gerekiyor. Bir de destekleyici uygulamalar yapmak lazım. Şu ana kadar gözlemlediğim mesele şu: Sorunlar ortaya çıkmadan ya da yeni sorunlar oluşmadan müdahale edemiyoruz. Proaktif değil reaktif davranılıyor. Bazen bu tepkisel çözüm hareketi sorun yaşanmayan yerlerde de sorunların ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Ekonomideki karar alıcıların geniş bir senaryo çalışması yapması gerekiyor. Hatta bunu, sorunlar ortaya çıkmadan adeta bir savaş senaryosu gibi tekrarlaması gerekiyor. Böylelikle bürokrasi ve siyaset sevk/idare konusunda güçlenebilir. Bankalara yapılan “stres testi” gibi ekonominin yumuşak karnı olan öğeleri böylelikle gerçek hayata yakın bir şekilde sınar, yapılacak müdahaleleri de tespit etmiş oluruz. Panik halinde icat edilen çözümlerin uzun vadede elimizi ayağımızı bağlamasından bu şekilde kurtulabiliriz diye düşünüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara