Huawei Yeşil Kalkınma 2030 Raporunu Açıkladı: Hedef Sıfır Karbon Salınımı..

Pandeminin zirve yaptığı dönemde Huawei ile ilgili birçok makale yazmıştım. Dünyanın teknoloji devlerinden biri olan Huawei, diğer firmalardan farklı olarak sadece tedarik zincirlerinin kırılması sonucu ortaya çıkan dertlerle uğraşmadı. Aynı zamanda kendisine karşı yöneltilen haksız suçlamalar ve adli kısıtlamalarla da mücadele etti.

Tüm bu süreç içinde “herkes için teknoloji” demeyi elden bırakmadı ve bugün “yeşil ekonomi” için elinden geleni yapıyor. Daha önceki makalelerde firmanın yönetim yapısının ne kadar demokratik ve hissedar yapısının çoğulculuğu hakkında ayrıntılı yazılar yazmıştım. emrealkin.com ‘dan hem türkçe hem de ingilizce olarak bu makaleleri bulabilirsiniz. Bundan başka Huawei ‘nin Türkiye’deki merkeziyle de zaman zaman karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk ve bu sayede firmadaki gelişmelerden haberdar olduk.

Elbette, daha önce Londra, Barcelona ve Szhenzhen ‘de Huawei’nin birçok etkinliğine katılmıştım. Bu çerçevede sağlık, akıllı şehirler, finans, eğitim, sanayi gibi alanlardaki çalışmalarından haberdarım. Ayrıca müzik ve eğlence konularında firmadan beklediklerimi de sorumlulara aktarma fırsatı buldum. “Eğlence” kavramı sadece fotoğraf çekmekten ibaret değil benim için. Bu sebeple yakından takip ettiğim bu firmanın “piyasayı duyarak” diğer taleplere de cevap vermesini önemsiyorum.

Bugünlerde huawei’nin “yeşil ekonomi” konusundaki çalışmalarını ve stratejilerini takip etmekteyim. Sebebi şu: Yaptığım tüm sunumlarda çarpıcı bir slayt paylaşıyorum. Söz konusu slayt her iklim konferansından sonra karbondioksit salınımının küresel olarak nasıl arttığını gösteriyor. Özetle, “yeşil bir dünya istiyoruz” diyenlerin dünyayı nasıl kirletmeye devam ettiklerine dair bir dramı sergiliyorum. Yaşanan tüm acılarda olduğu gibi, batının başını çektiği her harekette olduğu gibi, ciddi bir ikiyüzlülük ve adaletsizlikle karşı karşıyayız. Silahlanmaya harcanan paranın onda birini KOAH hastaları ve hava kirliliğini önlemeye harcasak büyük ihtimalle dünya daha güzel bir hale gelirdi. Yine de kurumların ve bireylerin dünyanın daha fazla kirlenmesini önlemeye çalışan çabalarını görüyor ve seviniyorum.

Huawei, dijital teknolojilerin daha yeşil bir dünya için gerekli olduğunu düşünüyor. Elbette, dijitallik geçtiğimiz dönemde küresel ısınmaya katkıda bulunan sonuçlar yarattı, bunu da atlamayalım. Bu sebeple firma “Yeşil Kalkınma 2030” raporunu yayınlamış durumda. Söz konusu raporda ayrıntılı şekilde şu amaç yer alıyor: “Düşük Karbon Salan Konutlar, Binalar, Fabrikalar, Yerleşkeler, Köyler ve Kentlerle Yeşil Kalkınmayı yaratmak bunun için Yeşil Enerji ve Yeşil ICT’ yi sac ayakları olarak kullanmak.”

Raporda hangi anahtar endüstrilerin Yeşil Dönüşüm süreçlerini hangi şekillerde tamamlayacakları da açıklanıyor. Özellikle dijital altyapının enerji verimliliği üzerinde durulurken, yeşil endüstrilerin rolünün artması ile yenilenen enerjinin payının büyümesi konusuna detaylı şekilde girilmiş. Hatta bir model önerisi de yapılmış. “Yeşil Kalkınma 2030” raporunun sayfalarını çevirirken karşımıza şu küresel öngörüler çıkıyor.

  • 2030 yılında elektrik enerjisinin % 50’si yenilenebilir enerjiden üretilecek
  • Elektrik Kullanımı toplam nihai enerji tüketiminde % 30’a yükselecek ve enerji depolama kapasitesi bugünden 20 kat fazla olacak
  • Sanayi “yeşil” olacak ve her 10.000 işçiye 390 robot düşecek.
  • Yeni binaların tamamı 2030’da sıfır karbon üretirken, 2050’de tüm binalar bu hale gelecek
  • Dijital Altyapı 2030 ‘da bugünden 100 kat daha enerji verimli hale gelecek
  • Uzaktan tıp ve sağlık faaliyeti 10 kat artacak, elbette uzaktan eğitim 20 kattan fazla artarken, sanal turlara katılanlar milyarları bulacak.

Peki bunlar nasıl olacak ? Bir kısmı imzalanan uluslararası anlaşmalar ve getirilen yeni “yeşil” şartlar sebebiyle firmaların kendilerini “karbonsuzlaşma” yani decarbonisation sürecine hızla hazırlamalarıyla gerçekleşecek. Diğer taraftan rekabette geri kalmamak için dijitalleşmeye ağırlık verecekler. Bu süreçte fabrikalar, binalar, konutlar ve bugün itibariyle tüm karbon salınımı yapan unsurlar sıfır karbon salacak bir sürece girecek. Açıkçası hem dünyayı kurtaracak hem de rekabette geri kalmamak için yapılacak bu atılımlar için Huawei bir yol haritası ve felsefe sunarken, “çözüm bende var, merak etmeyin” diyor. Dünyanın en büyük kentleri ve en ileri sanayilerinde yaptıkları işleri bildiğimiz için bu sözü inandırıcı bulduğumu söyleyebilirim.

Bu arada Huawei’nin Dönüşümlü Başkanı ve Başkan Vekili olan Dr. Ken Hu’nun “daha yeşil-akıllı dünya için non-stop inovasyon” adlı konuşmasının metnini inceledim. Dr. Hu 30 yıldan fazladır inovasyon ile değer yarattıklarını söylerken, ar-ge faaliyetlerinin firma yatırımlarının özünü oluşturduğunun altını çizmiş. Huawei’nin bugün Ar-Ge yatırımları yıllık gelirin % 22’sine ulaşmış durumda. Oran olarak yüksek olduğu gibi, mutlak rakam olarak da etkileyici.

Ken Hu “dünya çapında zorlukları dünya çapında yeteneklerle aşıyoruz ve bilim ile teknolojinin sınırlarını zorluyoruz” diyerek connectivity yani IoT ‘nin en önemli konusunda hızlı ilerlediklerini söylemiş. Özellikle “5G’den 5.5 G’ye geçişe hazırlanıyoruz” demesi beni heyecanlandırdı. Açıkçası 5 G ile neler kazanabileceğimizi düşünürken, bir adım daha ileri gitmek acaba bize neler getirecek diye düşünmeye başladım. Tabii tüm bunlar bilgisayar, yazılım, donanım, altyapı ve iletişim mimarisinde yeni tasarımlar gerektirecek. Özellikle şu anki mimarinin işlemcileri ve işlemleri zorladığını söyleyen Hu, “uçtan uca yepyeni bir model” ile performansın iyileştirileceğinin altını çizmiş. Okuyucularımın tamamı mühendis ve yazılımcı olmadığı için teknik detayları basitleştirerek anlatmaya çalışıyorum.

“Eğlencede Devrim Niteliğinde Çözüm…”

Bu arada Huawei bulut teknolojilerinin üzerinde yükselen ve dijital içerik geliştirilmesine olanak sağlayan MetaStudio’yu da dünya sahnesine çıkarıyor. Ken Hu, yazının başında belirttiğim “eğlence” tarafında güçlü olduklarını, bugün 6 ayda tamamlanan 90 dakikalık bir 3D filmin, bu platformla 2 haftada tamamlanacağını söylüyor. Muazzam bir gelişme, meraklısına duyurulur.

Tabii çip krizi sebebiyle hem firmaların hem de müşterilerin mağdur olduğu ortada. Ken Hu “artık cihaz enflasyonu istemiyor kimse, herkes daha akıllı tecrübeler istiyor” demiş. Sonuna kadar katılıyorum. Evde ya da işyerinde birbirine bağlanan bazen de bağlanamayan çok sayıda cihazdan sıkıldım ben. İşleri hızlandıracağına yavaşlatan ve Türkiye gibi ülkelerdeki indirme hızının düşüklüğü sebebiyle insanları delirten bir esaret yaşıyoruz. Huawei “kullanıcı merkezli akışkan bir yapay zeka hayat tecrübesi” vaad ediyor bu sebeple. (user-centic Seamless AI Life Experience) Bunun içinde sağlık verilerinden, yepyeni ekosistemlere, ofis uygulamalarından, spor, seyahat ve eğlenceye kadar tam teşekküllü bir akıllı yaşam bulunuyor.

Bu arada tüm bunlar “yeşil kalkınma” çerçevesinde yapılıyor. Kömür madenlerinden tarlalara, fabrikalardan binalara, hastanelerden okullara, gümrük alanlarından lojistiğe, enerji üretiminden tüketimine, spor merkezlerinden her türlü araca kadar uzanan ve ciddi yatırım isteyen bir “bulut temelli” dünyadan bahsediyor Ken Hu. İnsanın başı dönüyor bunları okuyunca. Huawei bunları dünya çapında yeteneklerle başarıyor. Açıkçası 5G’nin formülünü yazarak dünyaya kazandıran Prof. Dr. Erdal Arıkan’ın da bu çalışmalara katılmış olması bir Türk olarak beni gururlandırıyor.

Şunu artık kabul etmemiz lazım. Enerji pahalı ve tedariği zorlaştı. Yani enerjiyi paramız olsa bile tedarik edemeyecek noktaya gelebiliriz. Bu arada karbon emisyonlarının % 40’ının enerji sistemlerinden kaynaklandığını biliyoruz. Enerji üretip depolarken, mevcut teknolojilerle dünyayı hızla kirletiyoruz, havayı zehirliyoruz. Huawei bu sorunu sadece daha az karbon salan enerji üniteleriyle değil, uçtan uca tüm unsurları karbon sıfır hale getirerek yapılabileceğini söylüyor. Ayrıca “ben şu kadarını yaparım gerisi size kalmış” da demiyor. Tüm unsurlar için çözümü olduğunu söylüyor. Bazı ülkelerde bu çözümleri uyguladıklarını ve başarılı olduklarını da ifade ediyorlar. Yerinizde olsam Huawei’nin bültenlerini takip ederim. Sadece şirketin yaptıklarını değil, dünyanın nereye doğru gittiğini rakamlarla açıklıyorlar.

İşte böyle, özellikle ihracatının % 50’sini gerçekleştiren Türkiye’nin ve “yeşil mutabakat” çerçevesinde mal satmak zorunda olanların yapması gerekenleri Huawei ayrıntısıyla anlatmış. Bu arada sürecin tamamına etkili çözümler sunacağının da altını çizmiş. Sanıyorum farklı kaynaklardan çözüm sağlamaya çalışanlar için “anahtar teslim” kolaylık sağlama adına önemli bir mesaj veriyor. Bu serüvenden kaçamayacağımıza göre, en güçlü ve sadık yoldaş ile devam etmek gerekiyor.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara