İktisada Yeniden Giriş…

Hafta sonu önce Antalya’da TÜGİK’e konferans verdikten sonra, hava şartlarına rağmen uçağa atlayıp İstanbul’a dönebildim. Çünkü pazar günü yeni kitabım “İktisada Yeniden Giriş”in imza günü vardı Bursa’da. Fırsat bu fırsat sabah Bursa’da genç yönetici adaylarıyla bir seminer yaptım.

Şimdi geriye döneyim: Bir önceki sabah yani Cumartesi Hazine ve Maliye Bakanı’ndan sonra söz alacağım için erkenden Antalya’ya geçtim. Hava bu mevsimde Antalya için soğuktu açıkçası. Antalya Havalimanına inerken rüzgar epey salladı bizi.

Konferans salonuna girdiğimde Bakan Nebati konuşmasına başlamıştı, bu sebeple bir kısmını dinledim. Ekonomiyi uçurumun kıyısından aldıklarını ve bundan sonra işlerin daha iyi olacağına dair sözlere yer verdiği konuşmasında bir ara göz göze geldik. Biraz sessiz kaldı ve “ekonomiden sürekli olumsuz şekilde bahsedenlere kulak asmayın” dedi. Üzerime alınmadım, çünkü ben iyiye iyi, kötüye kötü diyen bir ekonomistim. Bu aralar işler genelde iyi gitmediği için yazılarımın çoğunda uyarı bulunuyor, o başka. Ancak bu durumun ne kadarının küresel sebepler ne kadarının kendi elimizle yaratıldığını kendi bakış açımdan anlatıyorum.

Nurettin Bey konuşmasını bitirdikten kahve arası verildiği için beni dinleyemedi elbette. Başka bir program için hareket etti. Ben de TÜGİK üyeleri olan genç girişimcilere siyasetten azade dünya ve Türkiye’de olan bitenleri, riskler ve avantajları anlattım. Sadece bununla da kalmadım, her şeyin kabahatini siyasette aramamaları gerektiğini, şirket yönetirken dikkat edilmesi gerekenlerin olduğunu tek tek sayarak altını çizdim. “Rekabetten Hoşlanmayan” patronların devrinin kapandığını, rekabetin aksine kalite ve katma değer getirdiğini örneklerle ifade ettim.

“Neden Giriş Yaptık Yine ?..”

Yeni kitabımın ismi epey dikkat çekmiş. Bir öncekinin ismi “iktisattan çıkış” idi. Şimdiki ise “iktisada yeniden giriş”. Sebebini soranlara şöyle cevap verdim: “İktisattan Çıkmaya olan merakın derinleştiğini görünce endişe ettim ve yeniden giriş yapmanın uygun olacağını düşündüm”.

Bu hafta sonu kitapçılarda yer alacağını tahmin ettiğim çalışmamda, bize sıkça sorulan sorulara cevap verdim. Aynı zamanda bireysel ve kurumsal değer yaratmanın üzerinde durdum. Açıkçası sadece cebe değil vicdanlara da hitap ettim.

Kitabın geliri tamamen Topkapı Üniversitesindeki öğrenci kulüplerine bağışlandı. Sonsuza kadar da böyle olacak. Gençler asıl servetimiz. Onlara vakit ayırmayıp para ayırmanın da bir anlamı yok. Dolayısıyla seçtiğim işten memnunum. Başka bir iş yapamazdım herhalde.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara