Madem Dolarla ilgili yazamıyoruz, o zaman başka konulara bakalım..

Şaka bir yana “Dolar indi, Dolar çıktı” gündeminden yorgun düşmüş olan zihinler için başka bir konuyu incelemek istedim. TV100’deki sabah programlarında güncel konuşmalara devam edeceğiz elbette.

Gün geçmiyor ki uluslararası hukuk ile ilgili bir başka dert çıkmasın. Geçenlerde bir yazımda Çin’e karşı açılacak tazminat davalarından bahsetmiştim. Şimdi ise sırada Avrupalıların çatışması bulunuyor.

Hafta başında Almanya Anayasa Mahkemesi, Bundesbank’ın Avrupa Merkez Bankası’nın 2.7 trilyon euroluk varlık alım programına katılım için attığı bazı adımları anayasaya aykırı olarak değerlendirdi. Anayasa Mahkemesi Üyelerine göre AMB’nin adımları Avrupa Birliği antlaşmalarıyla uyumlu değil. Neyse ki kararın özü sadece parasal genişlemeyle alakalı, Pandemik Salgın Programını kapsamıyor.

Ancak iş ciddi. Almanya Anayasa Mahkemesi, AMB’ye varlık alım programını AB sözleşmelerine göre düzeltmesi için üç ay süre vermiş durumda. Mahkeme eğer AMB’nin tahvil alım programının kabul edilebilir sebeplere dayanmadığına hükmederse işler iyice karışacak.

Mahkeme bir de şunu ekledi: “İkna olmazsak Alman Merkez Bankası’nın programa katılamayacağına hükmederiz”.

“Türkiye için iyi haber değil…”

AMB, 2015 yılından beri program kapsamında Euro Bölgesi ülkelerinden 2 Trilyon Euro’dan fazla tahvil alımı gerçekleştirmişti. Parasal genişlemenin ağa babası olmuş diyebilirim. Ancak, şunu hatırlatmak gerekiyor:

1920’lerde yaşanan “Büyük Alman Enflasyonu” sebebiyle Almanya’nın hafızasından silemediği ve bütün kötülüklerin anası olarak tarif ettiği şey, parasal genişlemedir. Çok iyi hatırlıyorum rahmetli Erdoğan Hoca’nın masasının üzerinde “50 Milyar Reich Mark” diye ufak bir banknot bulunurdu. Bundan bir el arabası kadarıyla ekmek alınırmış. Hatta çocuklar oyuncak diye oynarlarmış. Şaka değil.

O devrin sonu maalesef Hitler’i ve kanlı bir onyılı beraberinde getirmiş. Dolayısıyla Almanlar parasal genişlemenin kuralsız seyrinden hiç hoşlanmazlar. Tepkileri doğal karşılamak gerekiyor. Ayrıca AB ve Euro Bölgesi ile ilgili sözleşmelere göz attığımızda ECB yani AMB’nin hukuksuz şekilde parasal genişleme yaptığına hükmedilirse, paritede güçlenmekte olan Euro’nun sert şekilde gerileme ihtimalini de hesaba katmak gerekir diye düşünüyorum.

Bu durum ihracatının yarısından fazlasını Avrupa’ya yapan Türkiye için de sıkıntı yaratabilir. Bakın, hiç Dolardan bahsetmeden yazıyı bitirdim, çok şükür 🙂

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara