Normalleşmeye Geçiş Gecikmemeli..

Normalleşmeye Geçiş Gecikmemeli..

Döviz Piyasasında olan bitenlerden anlıyoruz ki, Merkez Bankasının sıkışmış olan stresi kontrollü şekilde bırakması işlemi devam ediyor. Bu durumun faizler üzerindeki etkisini dün analiz etme imkanı buldum.

Özel Bankalar çok gerekmedikçe yüksek mevduat faizi vermiyorlar. Likidite ya da rasyo sorunu yaşayan veya fonlama kompozisyonunu düzeltmek isteyen bankaların dövize ve TL’ye yüksek faiz teklif ettiğini zaten biliyoruz. Dün açıklanan enflasyon oranları hem baz etkisi hem de doğal gaz fiyatlarının sıfırlanmasıyla % 40’ın altına indi. Bu iki açıdan önemli: Ücret artışları ve kira artışları.

Konut kirası ödeyen sabit gelirli bireylerin kazançlarındaki artış enflasyon düşerken daha düşük zamlanacak ama aynı durum kiralar için de geçerli olacak. Fakat 5 yılı aşan kiralamalar için ev sahiplerinin yeni bir fiyatlama yapacağı açık. Bu durumda ev sahipleri ve kiracılar arasında yargıya intikal edecek anlaşmazlık yaşanacak gibi gözüküyor. Daha şimdiden etrafımızda fahiş artış talepleri sebebiyle huzuru kaçmış insanlar artmaya başladı.

“TCMB Yönetimi Değişecek Gibi Gözüküyor..”

Hep söylediğim gibi resmi enflasyonun gerçeği yansıtmaması durumunda, piyasada fiyatlama davranışları bozuluyor. Eğer piyasa denetimleri etkin şekilde yapılmaz ve alıcı-satıcı arasındaki müzakereler mantık çerçevesinde sonlanmaz ise, hayat pahalılığı ile TÜFE arasındaki makas daha da açılıyor. Bu sebeple Bakan Şimşek’in devir teslim töreninde sarf ettiği sözlerin hayata geçirilmesi çok önemli.

Temmuz Ayında asgari ücrete yapılacak yeni ayarlamanın seviyesini enflasyon oranlarının mı yoksa yoksulluk seviyesinin mi belirleyeceğini tam olarak öngörmek mümkün değil. Ancak yerel seçimlere doğru yol alırken 10.000 TL’den aşağıda olmasını imkan dahilinde görmüyorum. Bu durumda diğer ücret seviyelerinde de düzeltme talebi gelecektir.

Bu ayın 14’ünde Fed, 15’inde de ECB’nin faiz kararları gelecekken, TCMB’nin 22 ‘sinde alacağı karar da yol haritası için belirleyici olacak. O zamana kadar Para Otoritesi ve diğer düzenleyici kurumlarda yönetim değişikliği olup olmayacağı da bir başka mesaj olacak desem yanlış olmaz. Eğer hem değişiklik olur hem de Politika Faizi yükseltilirse, başka bir senaryodan bahsetmek mümkün olacak.

Merkez Bankasında bir görev değişikliği büyük ihtimalle Dolar/TL’de bir kısım rahatlama yaratabilir. Eğer döviz rezervlerinde bir iyileşme başlamazsa, bu yatırımcılar için tekrar Dolarda pozisyon almak mecburiyeti yaratacaktır. Bu arada rezerv artırmak için atılacak adımların da döviz kurları üzerinde etki yapacağı aşikar. Dolayısıyla Dolar/TL senaryolara göre yavaş ya da hızlı artışı hala en güçlü ihtimal olarak karşımızda duruyor. Faizin yükselmesi ise kaçınılmaz olarak yavaş ve hızlı şekilde eşanlı gelişecek.

Bu arada CDS primlerinin hızlı düşüşü, yeni ekonomi kurmaylarından beklentinin ne denli büyük olduğunu da gösteriyor.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Ara