Para Kazanma İllüzyonu..

Para Kazanma İllüzyonu..

Açıklanan enflasyon oranlarında belki de en çarpıcı ayrıntı, Çekirdek Enflasyonun TÜFE’ den yüksek olması idi. Aylık olarak % 3,92 olarak açıklanan ama yıllık olarak % 38 civarında olan TÜFE’nin yanında çekirdek enflasyonun % 47 civarında olması, enflasyondaki düşüşün baz etkisi ve mevsimsel olduğunu bizlere gösteriyor. Demek ki sonbahara doğru TÜFE tekrar yükselişe geçme potansiyeli taşıyor.

Diğer taraftan Merkez Bankası PPK yönetiminin “daha önceki politikalar zararlıydı” açıklamasından sonra, aylık enflasyondaki yükselişe bakarak tekrar yüksek bir faiz artışı yapma ihtimali olup olmadığını henüz tartışan fazla kişi yok. Kanaatimce, TCMB bu ayki faiz artışını bir öncekinden düşük tutacak veya hiç dokunmayacak. Bu görüşü teyit etmek için Bankaların mevduat oranlarına bir göz atmak gerekiyordu.

Özel Bankalarda şu an için % 40’ın üzerine çıkmama eğilimi var. Kamu bankalarında da aynı eğilimi gözlemledim. Muhtemel bir faiz artışı öncesinde “ihtiyatlı duruş” diyebilirim. Diğer taraftan KKM ile ilgili talebin devam ettiğini görüyorum. DTH’larda gözle görülür bir artış varken KKM’ deki sürekli yükseliş aslında dövize eğilimin devam ettiğini, dövize benzer bir enstrümanın pekala dövize ikame edebileceğini bizlere gösteriyor. Eğer KKM’nin faiz oranlarını en baştan serbest bırakmış olsaydık, bu tecrübeyi daha az zararla atlatmak mümkündü. Üzüldüğüm nokta şu: acele etmeden daha sakin bir yaklaşımla meseleleri ele alsak ve “tek yön” söylemlerle kendimizi bağlamasak başımıza gelenleri daha düşük maliyetlerle atlatmak her zaman mümkün. Ancak başaramıyoruz.

KKM ‘deki yükseliş esasında her şartta kazanmayı seven Türk İnsanına uygun bir enstrüman haline geldiği için hızla rağbet görüyor. Burada da % 35-40 arası oranlar var ve tasarruf sahibi “döviz düşünce de yükselince de kazanıyorum” keyfini yaşıyor. En baştan bu hale gelseydi demek ki dövizden TL’ye dönüş daha hızlı olacaktı. Umarım bundan bir ders çıkmışızdır.

Tabii şunu da söylemeliyim: Hiçbir faiz oranı ve döviz kazancı zaruri ihtiyaçlardaki fiyat artışlarını dengeleyecek bir güce sahip değil. Dolayısıyla faiz, döviz ya da varlıkların değerlenmesi ile kısa süreli mutluluk yaşayanlar, esasında hayat pahalılığına karşı kendilerini zar zor koruyabildiklerini er ya da geç anlayacaklar. Gerçek bu iken, seçimlere kadar bu durumda bir düzelme olmayacağını dair öngörümü koruyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara