Tarih tekerrürden ibarettir..

Her devrin bir sonu var. Putin de kendi devrinin sonunu bu şekilde getirmeyi tercih etmiş gözüküyor. Unutmayalım: Dünyanın en dayanıklı tasarımları sadece güce değil, esnekliğe ve estetiğe dayanır. Zorbalığa değil. Şimdi size geçmişten bir hikaye anlatayım.

Rahmetli babam Erdoğan Hoca 1990’ların başında geceleri TRT’de belgesel seyretmeyi severdi. Annemin gözlerini yummasından sonra ikimizin arasında bir sessiz konsensus idi TRT seyretmek. Birçok konuda aynı fikirde olmadığımız halde, burada fikir birliğimiz oldu. İşin ilginç tarafı o günlerde babamla alakalı içerlediğim ne varsa bugün birçoğunu kendim yapıyorum. Bu satırları okuyan gençlere inceden bir mesaj vermiş oldum.

Neyse, konuya geri döneyim: Bir akşam yine TRT izlerken karşımıza “Hitler zamanında Alman Sanatı” gibi bir program çıktı. Aslında Almanlar 2. Dünya Savaşından sonra Hitler’in zorla sanatçılara yaptırdığı zevk kavramından uzak resim ve heykelleri müzelerin bodrum katlarına koymuş, adeta geçmişlerinden kaçmışlardı. O devirde Hitler’in zenginleri, komutanları, sporcuları, gözde insanları olduğu gibi sanatçıları da vardı. Yani bir anlamda herkes topluca insanlık ya da savaş suçları işleyen bu sisteme destek vermişti. Kah kazandıkları paralarla, kah çevreleriyle ya da çalışmalarıyla. Savaş suçu meselesine yarın değineceğim. Bugün toplumsal kırılmayı anlatacağım.

“Hitler ve Putin Arasındaki Benzerlikler…”

İşgal ettiği tüm ülkelerdeki sanat eserlerini yağmalayıp arzu ettiği yerlere nakleden Hitler, bu eserleri Alman vatandaşlarına sergilemek yerine, onları kendi arzu ettiği zevksiz ama üretmeye ve savaşa motive eden çalışmalara reva görmüş, ülkenin tüm müsait yerlerine bunları astırmış. Savaştan sonra Alman Sanatçıları bu rezaleti tarihin karanlık dehlizlerine gömmek istemiş. Ancak 1980’lerde bir grup entelektüel o devrin tüm iğrençliklerini gözler önüne serip “bir daha bu rezilliği yaşamamak için ibret olsun” düşüncesiyle tüm çalışmaları gün yüzüne çıkarmışlar. Belgesel de bununla alakalıydı.

Özetle Hitler devletin mali kabiliyetlerini, askerini, polisini, iş dünyasını, sanatını, sporunu ve kültürünü faşizme dayanan bir şekilde baştan tasarlayınca, Almanya raydan çıkmış ve mazisine bakıp utanç duyacağı işlere imza atmış. Sadece sanatın yozlaştırılmasının yıllar sonra tekrar gün yüzüne çıkarılması bile Almanları dehşet içinde bırakmış, yapılan zorbalığa meydan verenler bir kez daha lanetlenmiş. Belgeseli ilgiyle izlemiştik Erdoğan Hocayla.

Bugün Putin, Rusya’yı Hitler’in kafasıyla büyük bir felakete sürüklüyor. Bir zamanların sanatı, müziği, balesi ve kültürüyle anılan Rusya bugün zalimlik, zorbalık, savaş suçları, kara para, sahtekarlık ve daha nice kötü eylemle anılıyor. Hitler’in Almanya’ya verdiği zararın aynısını Putin Rusya’ya veriyor. Hala Türkiye’de Ukrayna’da yapılanlara mantık üretmek isteyen yorumcular var. Tarihte Hitler’e de bu şekilde destek veren olmuş. Sonuç ortada.

Putin geri dönüşü olmayan noktaya doğru hızla ilerliyor. Ne kadar güçlü olursa olsun, her zorbanın ve yanındakilerin tarihteki akıbeti belli. Neredeyse 30 yıl önce seyrettiğim belgeselden çıkardığım ders şu: Gün gelecek kayıtsız şartsız destek veren kalabalıklar, “keşke hiç olmasaydı” diye unutmaya çalışacaklar. Putin’in de iş insanları, sporcuları, sanatçıları, gözdeleri var. Aynı Hitler gibi. “Büyük Almanya” hayalinin icra biçimi ile “Büyük Rusya” hayalinin icra biçimi aynı. Sonu da aynı şekilde hüsranla bitecek.

Aynı Hitler’de olduğu gibi sona yaklaşırken, “sonraki lider kim olacak” kavgası başlayacak. Bu hikaye eski bir hikayedir ve tarih tekerrürden ibarettir.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara