Tevatür Ekonomisi..

Sanıyorum sakin geçmesini beklediğimiz yaz ayları farklı bir atmosferde geçecek. Gerginlik arttıkça temeli olmayan ama bozuk saat gibi günde iki defa doğruyu gösteren sözlere inananların sayısı da artacak. Mahfi Eğilmez Hoca’nın yorulmadan verdiği “doğru bilinen yanlışları anlatma” çabasına ben de bir destek vermek istedim bu sabah.

Halk arasında kabul edilmiş bazı yaklaşımların iş dünyası tarafından da konuşulduğunu görünce sürekli müdahale ediyorum.

Mesela “turizm sezonunda döviz kurları sakin gider” sözü her yıl için geçerli değil. Geride bıraktığımız 5 yılda sadece 2 kere böyle bir sakinlik yaşamışız. Ülkeye giren döviz ve emtia/enerji fiyatlarının yükselişi sebebiyle sürekli artan ithalat faturası karşılaştırıldığında, üzerine de özel sektör dış borç ödemelerini eklediğimizde içimizi rahatlatacak bir denge oluşmadığı net şekilde görülüyor. Yani sakinleşmek bir kenara bu seviyeye bile razıyız.

Bir başka tevatür “yaz gelince sanayi faaliyeti yavaşlar, fabrikalar tatile girer, piyasa sakinleşir” şeklinde karşımıza çıkıyor. Açıkçası son yıllarda kimsenin fabrikasını tatil ettiği yok. Hele ki dış talebe mal yetiştirmek söz konusu iken, beyaz ve mavi yakalılar program dahilinde izinlerini yaparken sanayi çalışmaya devam ediyor. Dolayısıyla “sakinleşme” beklentisinin altı dolu değil, üretim için gerekli ithal girdi talebi devam edecek. Doğal olarak döviz ihtiyacı da devam edecek.

“Yaz Gelince Öter Turnam Ama…”

Diğer bir alışkanlık “yaz gelince tarım ürünlerinin fiyat artışları yavaşlar” cümlesini kurmak. Durum pek öyle değil. Pandemi ve Rusya-Ukrayna çatışması tarım ürünlerinin fiyatlarının sürekli yükselmesine yol açıyor. Ayrıca tarımda Türkiye’nin kendine yetmediği ve ithalata yöneldiği de ortada. Sürekli ithalat yaparak fiyat düşürmeye çalışmak da üreticinin üretmekten vaz geçmesine yol açabilir. Yani önümüzdeki yıllarda gıda enflasyonu içerdeki gelişmelere bağlı olarak yükselirken sadece yurt dışındaki fiyat gelişmelerine göre sakinleşebilir gibi gözüküyor.

“Enflasyon oranları beni düşündürdü” diye yazmıştım dün. Kendim bizzat çarşı pazar dolaştığım için gıda enflasyonunun farkındayım. Eve gelen elektrik faturası bugüne kadar olduğu yerde sayarken, yeni zammın beraber gelecek aya yansıyacağını düşünüyorum. Akaryakıt faturalarını tek tek bakınca sürekli artan maliyetler oldukça çarpıcı bir tablo meydana getiriyor. Kira kontratları yenilenirken elbette daha ağır bir tablo ortaya çıkacak.

Dünyanın her yerinde hayat pahalılığı yükselirken, Türkiye gibi ülkelerde zaten düşük gelirlerden yaşamsal harcamalara çok fazla pay ayrılması, yaşam kalitesindeki azalmadan öte başka yan etkiler de yaratma ihtimalini göz ardı etmemek gerektiğini söylüyor. Kaybedilen para geri gelir ama kaybedilen moralin geri gelmesi kolay olmuyor.

Prof. Dr. Emre Alkin

Ara