Az bilen cahilden tehlikelidir...

Az bilen cahilden tehlikelidir...

 

Bu sözü bana söyleyen, bugün aramızda olmayan değerli bir arkadaşım. İyi bir mimar, piyano virtüözü ve harika bir baba olan Faruk Rona Umuter. Onu hep hayırla yad ederken, söylediği sözün doğruluğunu birçok yerde test ettim diyebilirim. UEFA’daki çalışmalarım esnasında en çok dikkatimi çeken, yayıncı kuruluşlar ile medya mecraları arasındaki yakın ilişkiydi. “Medya Mecraları” deyince gazeteler, dergiler ve televizyonlar anlaşılmasın. Onlar marka. Bizim bahsettiğimiz mecralar.

Yani bir futbol karşılaşmasının önünde, içinde ve sonunda üretilebilecek ürünlerin hangi yolla yayılabileceği konusunda hummalı bir çalışma ve tartışmanın içinde buldum kendimi. Yayıncı kuruluşlardan gelen görüntüleri kamera açılarına göre tablet bilgisayarlardan ya da cep telefonlarından seyredilebilmesi için arayüz yazmakla meşgullerdi. Böylece stadda oturduğu açıdan maçı seyretmek isteyen tabletten de bu şekilde seyredebilecekti.

Bundan başka maçtan önce hazırlanan kısa dokümanterler ile maç sonunda yayınlanan enstantaneler için sosyal medya bağlantıları kullanılacaktı. Bunun için ciddi çalışmalar vardı. Bunların birçoğu bugün hayata geçmiş durumda. Biraz geriye dönersek, TFF’nin dillere destan naklen yayın ihalesinde astronomik bir rakamın ortaya çıkması da bu bahsettiğim gelişmelerle uyuşuyordu.

Söz konusu ihaleden önce çeşitli medya mensuplarının bulunduğu bir yemekte ben de vardım.  Herkes yaklaşmakta olan naklen yayın ihalesi üzerine fikir yürütmeler yapılıyordu.  Ben söze katılarak “ummayacağınız kadar yüksek bir meblağ çıkacak” demiştim. Sebebini sordular.“Çünkü bu Türkiye Süper Ligi’nin hangi kanaldan yayınlanacağına dair bir yarış değil. Bu maçların hangi mecradan yayınlanacağına dair bir yarış” diye devam ettim. Baktım tam anlaşılamadı, biraz daha açtım konuyu.

“Riskleri takip etmek artık maçları takip etmekten de kolay…"

İnsanlar artık nerede olursa olsunlar bir televizyona gerek kalmadan eğlenceye devam etmek istiyorlar. Futbol da eğlence dünyasının en ciddi aktörlerinden. Otobüste, trende, otomobilde ya da uçakta nerede olursa olsun maçları takip etmek isteyenler için elektrik kablosu kadar özgürlük yetmiyor. Artık cep telefonlarından, tablet bilgisayarlardan, diz üstü ya da masa üstü bilgisayarlardan maçları takip etmek isteyen milyonlarca kişi var. 

Bunları anlattıktan sonra tebessümle karşıladığım bir soru geldi: “Tamam da, cep telefonlarının pili buna yeter mi?” O sıralarda üzerinde çalıştığım teknolojilerden bahsetmeyi yersiz buldum. “Kafayı taktığınız şey bir tek bu olsun” dedim. Sanki televizyon ekranı kabloya bağlı değildi. Elbetteki bu tip tepkileri beklemek lazım her zaman.

Bugün o ihalenin üzerinden yıllar geçti. Cep telefonlarından maç seyrediyoruz. Pili de bitmiyor. İlerlemenin önünde duran şey, “az bilen” insanlardır. Bazen cahilden de tehlikeli olurlar. Bugün Futbol A.Ş.’lerdeki risklerin takibi de, maçların takibinden daha kolay hale geldi. Yeter ki modern hayatın teknolojik çevresinden gerektiği gibi yararlanalım.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 22.1.2019 07:35:08

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.