Venezuela, Petrol, Küresel Endişeler vs...

Venezuela, Petrol, Küresel Endişeler vs...

 

Geçen haftalarda Latin Amerika ülkelerinin müzmin sıkıntıları hakkında çok kıymetli yazılar okuduk. Başta Mahfi Eğilmez Hoca olmak üzere, hem ekonomik hem de siyasi şekilde ciddi analizler paylaşanlar oldu. 

ABD'nin Venezuela hamlesi gündemin ön sırasına çıkmış durumdayken, hele ki yeterince bu konuda yazılmış makale varken,  fazla uzatmadan özet bir analiz yapayım dedim. 

Başat Güçlerin Latin Amerika üzerindeki her davranışı maalesef iç savaş ve sefalet getirdi bugüne kadar. 19. yüzyılın başında Simon Bolivar "Büyük Latin Amerika Devleti" idealini neredeyse başarmak üzereyken, yine o zamanın başat güçleri devreye girmiş ve işleri bozmuştu. Maalesef, o günden beri Latin Amerika anarşi, terör, ekonomik kriz, darbeler ve ayaklanmalar ile anılıyor. 

Bu seferki meselenin Petrol veya doğal gaz ile doğrudan doğruya bağlantılı olduğunu sanmıyorum. Anlaşılan şu ki Başat Güçleri fonlayan sermaye sahipleri bazı ülkelere girmekte zorluk çekiyor. Orta Doğu'dan Latin Amerika'ya kadar uzanan hat boyunca doğal kaynaklardan elde edilen paralar Başat Güçlerin arzu ettiği yere akmıyor. Sorun burada. 

ABD'nin 2005 yılından itibaren başta OPEC ülkeleri olmak üzere, petrol üreten tüm ülkelere karşı strateji geliştirdiğini daha önceki raporlarımda aktarmıştım. Son yıllarda Suudi Arabistan'dan bile daha fazla petrol üreterek dış bağımlılığını azaltan ABD, petrol fiyatlarının % 60 gerilemesinde büyük pay sahibi. Gelirleri büyük ölçüde petrole dayalı olan ülkelerin ciddi ekonomik darboğazlar yaşadıklarına ve bunun sonucu olarak saldırganlaştıklarına şahit oluyoruz. 

Çarşamba akşamından itibaren İran geriliminin Venezuela da eklenmiş oldu. Böylece "pax americana" yani büyük savaş olmadan küçük çarpışmalarla yürütülen Amerikan Politikası geri gelmiş oldu. Bundan sonra ABD işine geldiği gibi davranacak ve piyango herkese vurabilir. 

Keşke yazdıklarım komplo teorisi olsaydı. Ancak Venezuela gibi ülkelerin bir andda artan petrol gelirlerinden cesaretlenip kaynakları doğru şekilde kullanmamaları sonucunda, başat güçlerin oyuncağı haline geliyor. Bir ülkenin şartları ortadayken, bir anda gelen bahardan şüphelenmemek de ayrı bir basiretsizlik örneği. Petrol Fiyatları rekor kırarken "bugünlerin bir de yarınları var" dememiş kimse. 

Dolayısıyla ABD'ye ve diğer güçlere kızmak kadar, basiretsiz liderliğe de kızmak gerekiyor. Bunu unutmayalım. 

"Küresel Ticaret için endişeler artıyor..."

Tüm bunlar olup biterken Avrupa Merkez Bankası faizleri değiştirmeme kararı aldı ve bir anlamda "durgunluk" sinyali verdi. ECB, Merkez Bankalarının piyasaları fonlamaya devam edeceğini belirterek, düşük faiz seviyesinin bir amaç değil yaşanan bir "gerçek" olacağının altını çizdi. 

Tüm bu gelişmeler dış ticaret konusunda kaygılarımı artırıyor. The Economist'in yayınladığı bir raporda 2008 yılında dünya ticaretinin toplam küresel gelirden aldığı payın %61 seviyesinde olduğu, bugün ise bu payın 3 puan gerileyerek % 58'e düştüğü belirtilmiş. Bu kadar gerginlik, korumacılık ve endişe sonucunda bu gerilemeyi doğal buluyorum. Ancak bu durum hiç ummadığımız negatif sonuçlar yaratabilir. 

Sabah raporlarında sürekli belirttiğim gibi, ihracatçı firmaların pazar-katma değer-teknolojik gelişim gibi açılardan dikkatlice analiz edilmesinin elzem olduğu ortaya çıkıyor. 

Bankaların ve Finans Kuruluşlarının kredi kararlarında bu şekilde seçici olmalarında fayda var diye düşünüyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 28.1.2019 07:36:32

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.