Enflasyonla mücadele nasıl yapılmalı ?...

Enflasyonla mücadele nasıl yapılmalı ?...

 

Siz bu satırları okuduktan 1-2 saat sonra enflasyon rakamları açıklanacak. Ben de TV'de canlı yayında olacağım. Açıklamanın öncesinde fikirlerimi aktarayım sizlere.  

Türk Para ve Sermaye Piyasalarında beklenmedik şekilde, hem de seçimler öncesinde yaşanan bahar akılları karıştırmış . Mahfi Eğilmez Hocayla beraber geçen hafta çarşamba akşamı Altınbaş Üniversitesi'nin Gayrettepe Kampüsü'nde neden böyle olduğunu detaylıca anlattık.

Mahfi Hoca çok çalışan, çok üreten, mütevazı ve tavırlı duruşu ile olumsuz konuları bile sade ve etrafı üzmeden anlatabilen bir akademisyen. Ben ise ekonomik gelişmelerin felsefi temeline inmeyi seven bir bilim insanıyım. Hatta Mahfi Hoca bir keresinde "rahmetli babanın izinden gidiyorsun" dedi. Benim için dünyalara bedel bir söz bu.

İkimiz de enflasyon-faiz-döviz hareketlerinin bir sonuç olduğunu, asıl meselenin bu sonuçları ortaya çıkaran motiflerde olduğunu düşünüyoruz. Sonuçları değiştirmeye çalışmak sonsuzluk gibi bir uğraş olduğu gibi, bu sonuçları yaratan insan davranışlarına çare bulmak da oldukça zor. Belki de bu sebeple sonuçları tartışmaktan herkese daha kolay geliyor.

Sürekli "enflasyonla mücadele" etmek yerine, enflasyon yaratan sebeplerin kaynağına inmek daha mantıklı ama, insanoğlu mantıklı yaklaşımlardan hoşlanmıyor. Mesela ABD'de yoksulluğun faturası her yıl 500 Milyar Dolar. Ancak yoksulluğu ortadan kaldıracak adımların maliyeti sadece 336 Milyar Dolar. Demek ki, yoksulluğun varlığından memnun olanlar var. Benzer durum birçok ülke için de geçerli.

"TL'ye bu ilgi nereden kaynaklanıyor ?..."

Enflasyon üzerinde döviz kurunun önemli bir etkisi var. Şanslıyız ki bu aralar döviz kurları gevşek seyrediyor. Bu durum yükselen petrol fiyatlarına rağmen enflasyonu dizginliyor diyebilirim.

Peki  "neden Dolar/TL geriliyor, neden Borsaya alım geliyor ?": Birinci sebep şu: 2018'in kasım-aralık aylarında "Türkiye bitti" diye propaganda yapanların reklamına kapılıp aşırı satış yapmış olanlar veya açığa satış yapmış olanlar pozisyonlarını değiştirdiler. Yani satış yapanlar alışa başladılar, açığa satış yapmış olanlar da pozisyonlarını kapattılar. 

İkinci sebep ise birinci sebebi yaratanlardan: Çin'in yavaşlaması sebebiyle yatırımcılar daha fazla YUAN cinsinden yatırım yapmak istemiyorlar. Dolayısıyla yüksek kazanç teklif eden Türkiye bir anda gözlere güzel gözüktü. 

Üçüncü sebep ise tamamlayıcı özellikte: Fed'in şahin duruştan güvercin duruşa geçince, faiz artışları ile ilgili acele etmeyeceği anlaşıldı. Dolayısıyla, gelişen ülke paraları ve piyasalarıyla ilgili bir olumlu rüzgar esmeye başladı. Fed'in son toplantısında faiz değişikliği olmaması ve açıklamanın dikkatli bir tonda olması bu rüzgarı güçlendiriyor.

Ancak, 2002-2013 arasındaki hiç yükselmeyen hatta olduğu yerde sayan, bazen de gerileyen kurlar sürecinden bir ders çıkarmamız gerekiyor. Döviz kurlarının düşük kalması sebebiyle, üretmekten vaz geçip ithalat yapmak öne çıkarken, faizlerin düşük olması sebebiyle de inşaat sektörünü alabildiğine şişirdiğimizi unutmamak lazım. Petrolümüz veya Doğal Gazımız yoktu ama çok değerli bir TL ve tek haneye düşmüş faiz oranları vardı. Bu da Türkiye Ekonomisinde afyon etkisi yaptı diyebilirim.

2019 Yılının zor geçeceği anlaşılınca, "üretim ve ihracat" tekrar gündemin ön sırasına oturdu diyebilirim. Her şerden bir hayır doğar, belki de yaşadığımız zorluklar sonucunda refahın yükselmesini sağlayabiliriz. 

Sonuç olarak, döviz kurlarının gevşek seyretmesini bugünlerde fırsata çevirip temel konuların üzerine eğilmeliyiz diye düşünüyorum. Özellikle mal ve hizmet üretenin maliyetini düşürecek adımlar kalkınmanın önünü açacaktır diye düşünüyorum. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 4.2.2019 07:27:04

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.