Tanzim satış meselesi üzerine bir not..

Tanzim satış meselesi üzerine bir not..

 

Bir kaç gündür ısınmakta olan bu tartışmaya sıcak değil, soğuk bir bakış açısıyla yaklaşmak istedim. Neden bu çözüme başvuruldu ? Kalıcı bir etki yaratmak mümkün olacak mı ? Beraber inceleyelim. 

Birkaç gündür bu konuda beni arayan ve soru soran medya mensuplarına devletin piyasalara iki yönlü müdahale tarzının olduğunu izah etmeye çalıştım:

- Arz yanlı politikalar
- Talep yanlı politikalar

İlginçtir bu gelişme tam da verdiğim Doktora Dersine rast geldiği için , öğrencilere güncel gelişmelerin teoride bulduğu yeri anlatma imkanım da oldu. 

Arz yönlü politikalar, emek ve sermayenin artması ve nihayetinde büyümenin bu yolla sağlanmasını amaçlayan, fiyatlar genel seviyesini yani enflasyonu azdırmamaya dikkat ederek uygulanan politikalardır. "Başaran var mı ?" diye sorarsanız, kısa vadede herşey yolunda gibi gözükse de, uzun vadede işler hep karışır. Türkiye bu duruma harfiyen uyuyor desem yanlış olmaz.

Talep Yanlı politikalar ise, dalgalanmaları talep cephesine müdahale ederek çözmeye çalışan politikalardır. Durgunluk varsa talep cesaretlendirilir, ısınma varsa talep soğutulmaya çalışılır. Bu politikanın da başarı şansı tartışmalıdır. Çünkü durgunluktan çıkarmak için yapılan hamlelerin yarattığı ısınmayı, ısınmış ekonomiyi soğuturken oluşacak durgunluğu önleyecek bir "mükemmel reçete" yoktur. 

Yukarıda bahsettiğim politikalar, para ve maliye politikalarıyla desteklenir. Para ve maliye Politikaları ortodoks yani sadece para arzı-vergiler-kamu harcamaları üzerinden veya heterodoks yani çok enstrümanlı karmaşık bir politika demeti ile desteklenebilir. Ancak yukarıda belirttiğim gibi, dengeye bir türlü gelemeyen bir ekonomide uygulanan politika araçlarının başarı şansı her zaman tartışmalıdır. 

Buradan hareketle, "dengelenme" kelimesinin anlamını doldurabilmek için yeterli bir zaman geçmesi gerekiyor. Anlaşılıyor ki, ekonomi yönetimi heterodoks yöntemlerle talep yanlı bir politika uygulamış, ortaya çıkan yan etkileri de yine heterodoks yöntemlerle talebe odaklı bir şekilde çözmeye çalışıyor. 

"Talep değil arza müdahale edilmeli..."

Nihai malların fiyatlarına doğrudan yapılan müdahaleler mutlaka enflasyon ve hayat pahalılığı üzerinde kısmi-olumlu etki yapacaktır. Ancak özellikle gıda enflasyonunu dizginlemek için yapılacak başka adımlar da var. Dilerseniz arz edeyim:

- Miras yoluyla bölünen tarım arazilerinin toplulaştırması yasası geçerse tarımda ölçek ekonomisi sağlanmış olur, maliyetler düşer ve verimlilik artar

- Tarım Piyasasında fiyat oluşumlarını bozan kartel, monopol ve oligopol oluşumların üzerine gidilmesi gerekir. Tanzim satışların bu konuda kalıcı bir çözüm yaratması zor. Meselenin doğrudan üzerine gidilmesi gerekiyor.

- Tarım ile ilgili olarak TUİK'in elinde sağlıklı istatistik bulunduğunu söylemek zor. Arz/Talep dengesi için yapılan bilimsel çalışmaların güvenilir bilgiye dayanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Mutlaka TUİK'in tüm sektörlerle ilgili resmi ve güvenilir istatistik yayınlaması gerekiyor. 

- Türkiye'de tarım arazilerinin sahipleri çoğunlukla kiralama yoluyla para kazanmakta ve tarımla pek ilgilenmemekte. Zeytin, Fındık ve diğer ürünlerde çok sık rastlanan bu durum, başta kayıtdışılık olmak üzere bir çok sorunu da beraberinde getirmekte. Tarım arazileri çiftçilik yapmak isteyenlerin elinde olmadığı için, organize tarımın zayıfladığı aracıların egemen olduğu bir piyasa, doğal bir sonuç olarak ortaya çıkıyor.

Kanaatimce, sorunların kaynağına 31 Mart'a kadar inmek pek mümkün değil. Dolayısıyla doğrudan talebe ve fiyatlara müdaheleye devam edileceğini tahmin ediyorum.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 13.2.2019 07:11:53

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.