İş Bankası’nı tanıyalım…

İş Bankası’nı tanıyalım…


Bugünlerde lehte ve aleyhte birçok yoruma maruz kalan İş Bankası’nın tarihçesininin pek fazla bilinmediğini gördüm. Yalın Alpay ile beraber yazdığımız “Olaylarla Türkiye Ekonomisi” kitabında, tarafsız bir bakış açısıyla bir değerlendirme yapmıştık. Bir bölümünü paylaşıyorum. Gerisini kitapta bulabilirsiniz. 
 
Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan İş Bankası, Atatürk'ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulmuş. Banka ilk Genel Müdürü Celal Bayar'ın liderliğinde iki şube ve 37 personel ile hizmete başlamış.  İş Bankası’nın kuruluşundaki nominal sermayesi 1 milyon lira.[1] Bununla birlikte bankanın ödenmiş sermayesi yalnızca 250 bin lira ve bu para da bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından verilmiş. Bunun dışında Kurtuluş Savaşı için Hindistan’daki Müslümanlarının gönderdiği yardımdan, Cumhuriyet Halk Fırkası kasasından ve çok az bir kısım da devlet hazinesinden sağlanan bir para söz konusu.[2] Diğer kurucular ise hemen hemen hiçbir ödeme yapmaksızın bu bankaya ortak olmuşlar. Atatürk aynı zamanda İş Bankası’na o dönem için çok büyük bir kaynak oluşturan bir parayı mevduat olarak yatırmış ve bu mevduatı da yaşamı boyunca bu bankadan çekmemiş yani aslında bankaya bağışlamıştır. Mevduat biçiminde İş Bankası’na bağışlanan bu para, bankanın kendi kayıtlarına göre 1 milyon 371 bin lira.[3] Atatürk’ün kendisine ait olan İş Bankası hisselerinin mülkiyeti ise ölümünün ardından vasiyetnamesi gereği Cumhuriyet Halk Fırkası’na, nemaları ise Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’na bırakılmış.
 
Bankanın kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nde kuruluş amaçları şöyle sayılmış:

1.   Bütün banka işlemlerini gerçekleştirmek.
2.  Ziraate, sanayiye, madenlere, bayındırlık işlerine katkıda bulunmak.
3.  Çeşitli eşyanın, araç ve gereçlerin üretimi ya da bulunup sağlanması için şirketler kurmak, bu işlerle uğraşan şirketlere katılmak.
4.   Çeşitli sınai ve ticari işlemleri gerek kendi ad ve hesabına, gerekse yerli ve yabancı kuruluşlarla ortaklaşa ya da kuruluşlar ad ve hesabına yapmak, yürütmek.
 
Bu geniş çerçeveden de anlaşılacağı üzere, İş Bankası yalnızca bir özel banka olarak görülmemiş, aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşme siyaseti doğrultusunda sorumluluklar alacak bir kuruluş olarak tasarlamış.[4] Bu özel statülü, resmi görünüşlü banka, yirmili yıllar boyunca yerli ve yabancı sermaye ile siyasi iktidar arasındaki bütünleşme sürecinde çok aktif ve önemli bir rol oynamış, ekonomi politikasının sermaye çevrelerinin güdümünde devam etmesi için etkin bir baskı grubu olmuş. Bankanın görevi, gelişme güçlüğü çeken özel girişimleri destekleyerek anapara birikimlerini sağlamaya yardımcı olmak şeklinde özetlenebilir. Özel sermayenin katılımı ve karma ortaklık sistemi özendirilmiş gibi tanımlayabiliriz.[5] İş Bankası’nın sermayesi 1926 yılında 2 milyon liraya yükseltilmiş. 1927 yılına gelindiğinde ise banka 2 milyon lira sermayeli İtibarı Milli Bankası ile birleştirilmiş.[6] İş Bankası’nın yarı resmi kimliği, İstiklal Mahkemesince kapatılan İtibarı Milli Bankası’nın; Hazinece sahip olunan hisselerinden kaynaklanmakta.[7] Hazine, 1988 yılında sahip olduğu hisseleri halka açana kadar İş Bankası’nın ortaklarından birisi olmayı sürdürmüş.
 
Bankanın Atatürk dışındaki kurucuları, nüfuzlu siyasetçiler ile tüccar ve eşraftan oluşturulmuş. İş Bankası Yönetim Kurulunda Türk büyük eşraf ve bürokrasisinin en üst kademedeki kişilerini bir araya getirmiş gözüküyor. Türk liberalizmini temsil eden Celal Bayar’ın başkanlığındaki bu yönetim kurulu, devlet hazinesiyle özel girişim arasındaki bağlantıyı oluşturma amacıyla oluşturulmuş.[8] Yönetim kurulu başkanlığını Celal Bayar’ın üstlendiği bu kurul, Siirt Milletvekili Mahmut (Soydan) Bey, Denizcilik Bakanı İhsan Bey, Sivas Milletvekili Rasim (Başara) Bey, Ticaret Bakanı Rahmi (Köken) Bey, Bozüyük Milletvekili Salih (Bozok) Bey, Gaziantep Milletvekili Kılıç Ali Bey, Ertuğrul (Bilecik) Milletvekili Dr. Fikret Bey, Rize Milletvekili Fuat (Bulca) Bey ve Ankara Milletvekili Kınacızade Şakir Beylerden oluşmakta. 

"O zamanlarda da çekişmeler varmış elbette..."
 
Sonraki yıllarda, ülkede yatırım olanaklarının sınırlı oluşu nedeniyle Ekonomi Bakanlığı ile İş Bankası genellikle aynı projelerin peşinden koşar hale gelir ve Ekonomi Bakanlığı ile İş Bankası arasında bir çatışma oluşur. Bu çatışma gün geçtikçe de ağırlaşır. Söz konusu çatışma Mustafa Kemal (Atatürk) Bey’in araya girip 1932 yılında Celal Bayar’ı İsmet İnönü kabinesine Ekonomi Bakanı olarak atamasıyla ve böylelikle ekonomi siyasetindeki çift başlılığı ortadan kaldırmasıyla giderilebilir.[9]
 
Banka kurma faaliyeti İş Bankasıyla sınırlı kalmamış gözüküyor. 1923–1929 yılları arasında İş Bankası’ndan başka 29 banka daha kurulmuş.[10] Bunların 27’si, çoğu küçük ölçekli yöresel sermayelere dayanan özel bankalarmış. 1920’lerde kurulan iki devlet bankasından biri olan Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası’nın işlevi, özel sanayi işletmelerine orta ve uzun vadeli kredi ve teknik, mali ve ekonomik konularda bilgi yardımı sağlamak olmuş. Bu banka, hisse senetleri satın alıp özel şirketlere ortak olarak ve özel sanayi işletmelerine açtığı kredileri genişleterek 1920’lerdeki özel sanayi birikimine destek olmaya çalışmış.
 
Bu dönemde banka mevduatlarında önemli gelişmeler olmuş. Toplam banka mevduatı 1925’teki 52,5 milyon TL seviyesinden sürekli ve süratli bir yükselme ile 1928’de 91,9 milyon TL’ye 1929’da 133,5 milyon TL’ye ulaşmış.[11] Küçük cari hesapların sayısı da 1924’te 10.500’den 1929’da 59.600’ye yükselmiş.[12] Türk sermayeli İş Bankası’nın gösterdiği gelişme sayesinde yabancı bankaların Türkiye’de bankacılık sistemi içindeki yeri hızla daralmış. 1924’de yabancı sermayeli bankalarda 5.500 ve Türk sermayeli bankalarda 5.000 mudi varken, 1929 yılında yabancı bankalardaki mudi sayısı sadece 6.400’e, Türk bankalardaki ise 53.200’e çıkmış.[13]
 
1924–1929 yılları arasında toplam mevduatta yabancı bankaların payı yüzde 57, özel Türk bankalarının payı yüzde 20, devlet bankalarının payı ise yüzde 23 olarak gerçekleşmiş. Toplam dağıtılan kredilerde ise yabancı bankalar yüzde 47’lik bir paya sahip olurken, özel Türk bankaları ve devlet bankaları sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 39’luk dilimleri kaplamış.[14]
 
Özetle: Türkiye İş Bankası’nın tarzı biraz Almanya’daki “iştirakli bankacılık” tarzına benziyor. Hatta bu sebeple kuruluş kanunundan “ayrıcalıklı” olduğunu da söyleyebiliriz. Sanayi devleri yaratmış olan İş Bankası’nın hisselerinin bir kısmı CHP’ye ait olduğundan bankaya atanan yönetim kurulu üyelerinin de Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinden kalma usullerle atandığı ve son yıllarda “parti kontenjanı” uygulandığıyla ilgili birçok tartışma yapılıyor. Aynı tartışmalar iştirakleri için de yapıldı elbette. İş Bankası içinde etkili olan kişiler ya da grupların sendikalaşma ile personele, yönetim kurulu üzerinden de  idareye egemen olduğu iddia edildi. Hala da edilmekte. İşin aslı şu ki, İş Bankası zaman içinde dev banka bir haline geldi. Yine aynı İş Bankası bazı dönemlerde kuruluş zamanındaki felsefeden uzaklaşmış gibi gözüktü. Medya’da çok tartışılan sorunlu kredileri oldu. Zaman içinde, İş Bankası haricindeki bankalar da piyasada söz sahibi olunca, piyasadaki ağırlığı geriledi ancak saygınlığını her zaman korudu. Birçok bankacı "bu okuldan" yetişti diyebiliriz. Şube ağı ve aktif büyüklüğüyle Türkiye Ekonomisinin “olmazsa olmazları” arasındadır desem yanlış olmaz.  

"Olaylarla Türkiye Ekonomisi" kitabına büyük katkısı bulunan Yalın Alpay'a Türkiye Ekonomi Tarihi'nin aydınlanması için verdiği çabalar için teşekkürlerimi bir kez daha sunuyorum. 

[1] Anonim (2013) “Kuruluş”, O Günlerden Bu Günlere, http://www.isbank.com.tr/content/TR/Bizi_Taniyin/Tarihimiz/O_Gunlerden_Bugunlere-234-226.aspx (Erişim, 06.05.2013) 
[2] Müderrisoğlu, A. (1973) Kurtuluş Savaşı’nın Mali Kaynakları, Maliye Bakanlığı Yayınları, Ankara, s.557
[3] Avcıoğlu, D. (1968) Türkiye’nin Düzeni, Bilgi, Ankara, s.181
[4] Komisyon (2005) “Türkiye İş Bankası Kuruldu”, Cumhuriyet Ansiklopedisi 1923-1940, Cilt I, (haz. Ersel, H., Kuyaş, A., Oktay, A., Tunçay, M.) Yapı Kredi, İstanbul, s.45
[5] Oyal, E. (1981) Karma Girişimlerde Kamu Katılımları ve Türkiye'deki Uygulama, TODAİE, Ankara, s.79
[6] Komisyon (2005) “Türkiye İş Bankası Kuruldu”, Cumhuriyet Ansiklopedisi 1923-1940, Cilt I, (haz. Ersel, H., Kuyaş, A., Oktay, A., Tunçay, M.) Yapı Kredi, İstanbul, s.45, 46
[7] Akalın, G. (2008) Atatürk Dönemi Maliye Politikaları, T.C. Maliye Bakanlığı, Ankara, s.142
[8] Yaresimos, S. (1980) Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye, Gözlem, İstanbul, s.671
[10] Paçacı, C. (1998), “Cumhuriyet Döneminde Türk Bankacılık Sektörü”, Yeni Türkiye Dergisi, Sayı:23-24, Cumhuriyet Özel Sayısı V, s.3400
[11] Akgüç, Ö. (1981) “Atatürk Döneminde Bankacılık” içinde, Atatürk Döneminde Türkiye Ekonomisi Semineri YKB Yayınları, s.180
[12] Köklü, A. (1947) Türkiye’de Para Meseleleri, Ankara Üniversitesi Yayınları, Ankara s.29
[13] Tezel, Y.S. "Cumhuriyet Döneminin İktisat Tarihi", İstanbul s.124
[14] Tezel, A.g.e., s.126

Eklenme Tarihi : 14.2.2019 07:26:44

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.