Keşke bütün meseleleri futbol gibi ciddiye alsak (mı) !

Keşke bütün meseleleri futbol gibi ciddiye alsak (mı) !


Biz Asyalı değiliz. "Avrupalıyız" desek kabul etmiyorlar. Avrasyalıyız desek, "hem Galatasaraylı, hem de Fenerliyim" demek gibi. Kabul edilmez. Özetle bir kimlik arayışı var. Dolayısıyla, renkler neredeyse tüm değerlerin üzerine çıkmış. Bunu teyit etmek için sosyal medyada bir paylaşım yapmanız yeterli.

Cumartesi akşamı oynanan bir maçla alakalı sosyal medyaya düşen bir videoyu yorum yaparak paylaştım. "Bakıp da görmemek bu herhalde" dedim. Bir futbolcunun rakibine yaptığı bir hareketle ilgili olarak paylaştığım bu yorum, aslında ülkemizde liyakat eksikliği sebebiyle ortaya çıkan kritik karar alma yoksunluğuna bir örnekti. 

Tabii lehte aleyhte yorum yapanlar oldu. Sonra Mahfi Eğilmez Hoca bile dahil oldu. "Türkiye'de her türlü yorumu yap ama futbol yorumu yapma" diye bir twit attı. Manzara olarak haklıydı. Ancak birkaç detayı paylaşmam gerekiyor. 

Herşeyden önce ben spor yöneticiliği yapmış ve yapmakta olan bir kişiyim. Ayrıca spor ekonomisi üzerine de kitabı ve çalışmaları olan bilim insanıyım. Adaletin olmadığı yerde değer yaratılamayacağını her fırsatta belirten bir analizciyim. Dolayısıyla üzerinde çalışma yaptığım konularda fikir belirtirim ve düşüncelerimi de paylaşırım. Beni şu ya da bu eleştirecek diye bundan geri durmam. 

Futbol endüstrisinin tepe noktasında çalışmaya başladığım zaman, duayenlerden biri yanıma gelip şunu demişti: "Emre Hoca dikkat et, futbol ekonomiye benzemez." Ben de kendisine şu cevabı vermiştim.

"Haklısınız, sayenizde Türkiye'deki futbol hiçbir şeye benzemeyecek hale geldi." 

Ardından da şunu ekledim: Başka bir sektöre aynı kaynağı aktarsak, mutlaka bir dünya markası çıkardı. 

Değerli Dostlar, bugünkü olumsuzluklar aslında parasal sorunlardan kaynaklanmıyor. Her seviyede ve her noktada kötü yönetimden kaynaklanıyor. Bütün kulüpler kendilerine haksızlık edildiğini söylüyor ve maalesef UEFA maçlarında görev alan hakemlerimiz bile, bu isyanı haklı çıkaracak yönetimler ortaya koyuyor. Hatta, önlerindeki ekrana bakarak bile doğru karar alamıyorlar. 

Futbol yorumcularından öğrendiğim bir başka haber de şu: UEFA maçlarında atanan hakemlerimizin VAR yardımcıları Türk olmayacak. Çünkü UEFA Türk Hakemlerin VAR performansını yeterli bulmamış. Açıkçası taraftar, kulüp veya başka yerlerden gelen baskılar sebebiyle sıcağı sıcağına verilemeyen kararlar, pozisyonların tekrarı izlenerek verilebilecek hale getirilmiş ama yine başaramıyoruz. Demek ki ortada başka sorunlar var.

"Çare parasal değil, basiret ve ahlakta..."

Peki hakemler böyle de, yöneticiler iyi mi ? Elbette değil, ortada dişe dokunur bir başarı olmadığı için, hem liyakata sahip hem de hevesli insan bulmakta zorluk çekiliyor. Böyle insanlar başarı sağlamaya başladığı zaman hemen altlarından halı çekilmeye başlanıyor. Camialar kendi başarıları için değil, rakiplerinin başarısızlığı için var gücüyle çalışıyor. Bir de kırıcı, kaba ve alaycı yorumlar yapan resmi hesaplarla, hem kalpler kırılıyor hem de insanlar birbirlerine düşman ediliyor. 

Özetle, Türkiye'de futbol, ciddiye aldığımız ama ciddiyetle yaklaşmadığımız bir meseledir. Kimlik arayışındaki vatandaşın kendini bulduğu ve ne kadar berbat da olsa toz kondurmadığı bir mecradır. Aklı başında taraftarların görev aldığı değil, holigan kimliklerin prim yaptığı bir alandır. Parasal formüllerle de kurtarılması mümkün değildir. Çünkü Türk Futbolundaki zihniyet değişmemiştir. 

Tabii, kurutuluş reçetesi yok da diyemem. Vardır elbette. Ancak bunun paradan veya mucize formüllerden geçmediği ortada. Daha önceki yazılarımda bunu belirtmiştim. 

Türkiye'deki Futbol Kulüplerinin bu yönetim modeliyle Avrupalı Rakipleriyle mücadele imkanı giderek azalmaktadır. Maalesef yetenek üretme ve değerleme konusunda birkaç örnek haricinde ciddi bir başarımız yoktur. Geçenlerde Danimarkalı oyuncu Christian Eriksen için Real Madrid'in önerdiği 100 milyon sterlinlik rakamı, her hangi bir Türk oyuncu için duymamız elimizdeki modelle mümkün olmayacak gibi gözüküyor. 

Özetle birbirimizi maç sonuçları ve hakem hataları üzerine haksız yere üzerken, yöneticisinden hakemine, antrenöründen yorumcusuna kadar her yerde haksızlık yapılan bir sektörden hayır gelmesinin mümkün olmadığını göremiyoruz. Yukarıda yazdıklarımdan ne demek istediğimi anladığınızı tahmin ediyorum. 

Futbol artık bir endüstri. Başarı için fanatik ya da holigan olmak değil, analitik düşünmek ve ahlaka sahip çıkmak gerekiyor. Haksızlık başkasına yapıldığı zaman da ayağa kalkmak veya bir şeyler yapmak gerekiyor. Bunu yapmadıkça, Türk Futbolundan ilerleme beklemeyelim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 18.2.2019 07:19:30

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.