Bu modelle nereye kadar ?..

Bu modelle nereye kadar ?..

 

Sadece ekonomik modeli kast etmiyorum. Hayat tarzımızdan başlayarak her yerde uygulanan modelden bahsediyorum. Ekonomik durum ise, bu tarzın sadece bir yansıması. Yine de ekonomiden başlayacağım elbette.

Sanayi Üretimi, Perakende Verileri, Konut Satışları, İşsizlik Rakamları yan yana konulduğunda, meselenin sadece kaynak bulmakla çözülemeyeceğini söyleyebilirim. Sanıyorum teşvik sisteminden vergi sistemine, yatırım ve harcama önceliklerinden eğitim modelinin tespitine kadar ciddi bir revizyon yapmak gerekiyor. İşadamından akademisyenine kadar bugüne kadar "konfor alanı" olarak gözüken vasatlıktan, siyasetin gücüyle kurtulmalıyız. Çünkü devletin harcama ve yatırım tercihleri vatandaşlar için her zaman örnek teşkil eder. 

Daha önceki raporlarımda çokça bahsettiğim gibi, hem nesillerin yaklaşım farklılıklarının arttığı, hem dijital dönüşümün hız kazandığı, hem de iç ve dış siyasi güç değişimlerinin yoğunlaştığı bir dönemde, 20. yüzyılın paradigmalarıyla yaklaşarak sorunları çözmek imkansız.

Banka şubesine gitmeye gerek kalmadan işlemlerin sonuçlandığı, kitapların tabletlerden okunduğu, bazı mesleklerin yol olmakta olduğu, robotların var olan fonksiyonları devralmakta olduğu bir süreçte, geçen yüzyılın yaklaşımlarını kullanarak çözüm yaratmaya çalışmak nafile bir çaba olacaktır. 

"Gelişmiş ülkeleri büyüyerek yakalayamayız.."

İşin gerçeği birçok konuda bazı ülkeler, dünyanın geli kalanıyla arayı ciddi şekilde açmıştır. Açıkçası, gelişmiş ülkeler sadece ekonomi, teknoloji ve finansta değil, spor ve sanatta da hegemonya kurmaya başlamışlardır. Geride kalan ülkelerin insan kabiliyeti üzerine kurdukları hayaller, "veri bilimi" ile yıkılmaktadır. Gelişmiş ülkeler artık gelişmiş algoritmalarla, rakibin hamlelerine gerçeğe en yakın şekilde çözmeye başlamışlardır. Bunun siyasette de kullanılması an meselesi diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, bu karmaşık ama kazananı önceden belli olan ortamda, şu ana kadar uyguladığımız sorun çözme tekniklerini bir kenara bırakarak, daha işlevsel, daha dijital çözümlere doğru gitmeliyiz. Teknolojik Altyapısı, tecrübeli ve kaliteli insan gücüyle, Bankacılık ve Finans Sektörü bu hamleyi en kolay şekilde yapacak alan olarak gözüküyor. Kredi verme kriterlerinin en baştan ele alınması ve önceliklerin tespitine gerçekçi tasarımlarla yaklaşılması gerekmektedir. Elbette bu, konvansiyonel sektörleri dışarda bırakacağımız anlamına gelmiyor. Yüksek Teknoloji ve Katma Değer üreten sektörlere, dijital uygulamalar yoluyla "kestirme çözümler" yaratabilir, "caydırıcılık" yerine "imrendirme" yaklaşımlarını kullanabiliriz. Kayıt dışılıkla mücadele için de yüksek dijitalleşme ve ihracat odaklılık kriterleri benzer şekilde büyük bir destek sağlayacaktır diye düşünüyorum. 

Özetle, bugüne kadar uyguladığımız modelle devam edemeyeceğiz. Ancak, başka bir modele sert bir geçiş yapmak yerine, yukarıda önerdiğim yaklaşımlarla yumuşak bir geçiş önerdiğimin altını çizmek istiyorum.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 20.2.2019 07:33:31

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.