Fed tutanakları, AB-Türkiye ve S&P isyanı...

Fed tutanakları, AB-Türkiye ve S&P isyanı...

 

Bu sabahki raporda, üç gelişmeyi kısaca anlatacağım. Önce Fed Tutanakları, sonra Altınbaş Üniversitesindeki AB-Türkiye paneli notları ve nihayetinde TBB'nin S&P isyanına değineceğim.

Fed FOMC toplantısının tutanaklarından anlıyoruz ki, 2019 yılı için her yerde bir büyüme endişesi var. Toplantıya katılan Fed Üyelerinin önemli bir kısmının, faiz artışlarının zamanı ve sayısı konusunda ciddi tereddütleri olduğu anlaşılıyor. Hatta bazı Fed üyeleri, Dünya Ekonomisi-Brexit-Çin'deki yavaşlama gibi konularda da endişelerini toplantıda dile getirmişler. En azından tutanaklardan böyle anlıyoruz. 

Brexit demişken, çarşamba akşamı Altınbaş Üniversitesi'nde Fransız Başkonsolosu Bertrand Bushwalter'i ağırladık. Kendisine İngilizlerin Brexit kararıyla ilgili soru sorduğumuzda "saygımız ve kaygımız var" diye cevap verdi. Sonuçta Birleşik Krallık Vatandaşlarının kendi geleceklerini tayin etme hakları olduğunu ama kararın ne onlara, ne AB'ye ne de Dünya'ya fayda getirmeyeceğinin altını çizdi.

Bana kalırsa da getirmiyor: Londra'da emlak fiyatları durgunluğa girdi, Honda İngiltere'deki fabrikasını kapatıyor, birçok çok uluslu şirket İngiltere'den çıkma kararı almış durumda. Konferansa katılan Ahmet Kasım Han Hoca ise daha vahim bir gelişmeye işaret etti: Birleşik Krallık Donanması "uçak gemisi" gibi pahalı oyuncaklardan son yıllarda vazgeçmişken, şimdi elinde tutma hatta sayısını artırma kararı almış. Ayrıca ABD ordusu ile eşgüdüm içinde devriye gezmeye karar verilmiş. Ahmet Hoca "Brexit kararıyla yumuşak güç özelliğini kaybedince İngilizler tekrar caydırıcı güç konumuna geri dönmeye çalışıyor" diye yorumluyor. İç açıcı bir gelişme değil açıkçası.

"S&P tamamıyla haksız mı ?..."

Dolar/TL ve Euro/TL'de bir anda yükseliş olması da dikkat çekici. Ülkeye nereden geldiği belli olmayan 22 Milyar Dolar para girişi var ise, bu paranın çıkışını da takip etmek zor olsa gerek. Gün içinde başlayan yükselişe uzmanlar neden yaratmaya çalıştı ancak, bahsettiğim para trafiğini doğru şekilde izleyecek tedbirleri almadan, bu dalgalanmaların sebepleri hakkında hep senaryo üretmek zorunda kalacağız gibi gözüküyor.

Son olarak Bankalar Birliği'nin not açıklamalarıyla ilgili çıkışını değerlendirmek istiyorum: Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının siyasi yönlendirmelerle karar verdikleri artık kimse için sır değil. İçinde bulunduğumuz süreçte bu kuruluşların Türkiye'yi zayıflatma projesinin içinde yer olabileceklerini de görebiliyorum. 

Bankacılık, 2001 Krizinde aldığımız dersten sonra her zaman Türkiye'nin yüz akı oldu. Dolayısıyla dün yapılan açıklamaları hem teknik hem de duygusal olarak değerlendirebiliriz. Bankacılık Sektörünün bazı grupları aşırı kredilendirdiğini kabul etmesi gerekiyor. Döviz Cinsinden kaynak kullandığı için, dövize endeksli kredi vererek risk azaltmayı düşünürken, hiç döviz geliri olmayan şirketleri yabancı para cinsinden ciddi şekilde borçlandırdığını da kabul etmesi gerekiyor. 

Elbette Bankalar diğer kurumlar gibi bilanço küçültemezler. Sürekli büyümek zorundalar. Ancak yüksek büyüme zamanlarında rakiplerden sadece yarım adım bile öne çıkmak için büyük hatalar yapıldığını da görmek gerekiyor.

Özetle, verilen tepki doğaldır. Ancak teknik bilginin üzerine eklenen duygusallığa kendimizi kaptırmadan, gerçeklerin farkında olmamız ve buna göre önlem almamız büyük önem arz ediyor.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 22.2.2019 07:28:47

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.