Şubat Ayını geride bırakırken..

Şubat Ayını geride bırakırken..

 

THY'nin Barselona-İstanbul uçağının tekerlerleri yere değince, doğal olarak ülke gündemine geri döndüm. Söyle bir geriye bakarak Şubat Ayının özetini sizler için çıkardım.

Bu yıl büyüme hızının % 2.3 civarında beklenmesi çerçevesinde, Dolar Cinsinden Milli Gelirin bir önceki yıla göre daha yüksek olacağı öngörülüyor. Açıkçası bu beklenti ile IMF beklentileri biraz çelişiyor ama, hem Ankara’nın hem de uluslararası kuruluşların ortak beklentisi Türkiye Ekonomisinin 2020’den itibaren yükselişe geçmesi. YEP yani eski ismiyle Orta Vadeli Plan Hedeflerinde de benzer bir yaklaşımı fark etmiştik. 

Ancak Şubat ayının son bölümünde üst üste bazı veri açıklamaları oldu ve söz konusu veriler biraz akılları karıştırdı diyebilirim: 

Önce 2018 yılının Aralık aylarına ait sanayi üretim rakamları açıklandı. Rakamlar her iki tarafta da oldukça sert bir düşüşü işaret ediyor. Bu da geride bıraktığımız 2018’in son çeyreğine ait büyüme rakamının beklentimizden de büyük bir daralmaya işaret edebileceğini gösterdi. Peki bu durumun 2019 yılına yansıması nasıl olacak? Gelin inceleyelim:

Büyüme rakamları her zaman” bir önceki yılın aynı dönemine göre” hesaplandığı için, 2018’in son çeyreği ne kadar kötü çıkarsa 2019’un son çeyreği o kadar yüksek çıkacak. Demek ki bu yılın son çeyreği büyük bir talihsizlik olmazsa, büyüme rakamının % 2 üzerinde kalmasını sağlayabilir. Tek problem şu: 2018 yılının ilk iki çeyreğinde ekonomik aktivite oldukça yüksek seyrettiği için büyüme rakamları da rekor seviyelerde çıkmıştı. Bu sebeple bu yılın ilk yarısında açıklanacak büyüme rakamları moralleri de beklentileri de bozabilir. Ekonomi rakamların değil beklentilerin yönetilmesidir. Bunu unutmayalım.

Enflasyonun yüksekliği sebebiyle 2019 yılının ilk yarısında Türkiye tam anlamıyla bir “stagflasyon” sürecine girecek diyebiliriz. Geçen yıldan beri işsizlik rakamlarının yüksek seyrettiğini de görmekteyiz. Bu seyir devam ederse işsizlik rakamının % 13 üzerine çıkması ihtimal dahilinde. İşletmelerin “seçimden sonra bakarız” diye erteledikleri harcama ve yatırımları, Nisan ayından itibaren gerçekleştirmeleri halinde 2019 yılının ikinci yarısında toparlanma başlar. Yani “dengelenme” başlamadı. Hatta başlaması için biraz daha bekleyeceğiz gibi.

"Seçimden sonra bakarız diyerek nereye kadar ?.."

Bütçe Performansına Hazine’ye aktarılan Merkez Bankası kar payının yaptığı etki bir kenara bırakılırsa, sıkıntı devam ediyor diyebiliriz. Maliye ve Hazine Bakanı Albayrak, uzun süredir ödenmeyen KDV iadelerini ödemeye başlayacaklarını açıkladı. En son sorduğumda iadelerin toplamı 150 Milyar TL civarındaydı. Bu rakamın iş dünyasına ödenmesi elbette büyük moral olacak. Ancak bütçe gelir-gider dengesine göz attığımda, bu kaynağın nasıl oluşturulacağını tam olarak anlayamadığımı söyleyebilirim. Mahsuplaşma konusunda çeşitleme yapılsa bile ödenmesi gereken ciddi bir miktar ortaya çıkıyor. Merakla bekliyorum. Özetle, bütçe performansı geride bıraktığımız dönemden bu yana olumsuz şekilde seyrediyor. Şu ana kadar kamu kesimi tasarruf etmek yerine, harcamalara kaynak bulmak peşinde diyebilirim. Bu durum faizi dışı fazla vermemizi önlüyor.

Ödemeler Dengesine bakalım: Büyümenin yavaşlaması sebebiyle ithalatın daralması cari işlemler açığını küçültüyor. Büyüme ve cari açık Türkiye’de her zaman yan yana ilerlediği için, her ikisi de beraber genişler ve daralır. Bu durumu değiştirecek tek faktör petrol ve doğal gaz fiyatlarının hızla artması olur. Bu durumda büyüme azalırken cari açık artabilir. Şu an için böyle bir tehlike yok. Ancak olmayacak anlamına gelmiyor. Cari açıkta şu an görünen tek sorun finansman metodu. Takriben 22 Milyar Dolar civarında nereden geldiği belli olmayan bir kaynak ile cari işlemler açığını finanse etmiş gözüküyoruz. Bu çapta bir ekonomi için kabul edilebilir bir “net hata ve noksan” kalemi değil bu. Merkez Bankası’nın bu rakamın kaynağını açıklamakta zorluk çekmesi de ayrıca bizleri düşündürüyor. 

Bankacılık ve Finans tarafına geçtiğimizde ise, kredi/mevduat oranının geçmiş döneme göre biraz normalleştiğini görüyoruz. Ancak bu durum kredilerdeki yavaşlama ve mevduattaki hızlı yükselmeden kaynaklanıyor. Özellikle döviz mevduatlarındaki hızlı yükseliş dikkat çekici. Demek ki, seçimlerden sonra döviz kurlarının yükseleceği beklentisiyle, özellikle Dolar/TL’nin gevşediği seviyelerden yüklü alımlar yapıldığı gözüküyor. İlerki günlerde bu konuya tekrar değineceğim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 27.2.2019 07:35:21

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.