Brexit ve AP Kararı...

Brexit ve AP Kararı...

 

Avrupa'nın iki yerinde, Türkiye'yi ilgilendiren çok önemli bir li iki karar alındı. Bir tanesi Brexit, diğeri de Avrupa Parlamentosunun tavsiye kararı. Şimdi durumu analiz edelim..

Önce müzakerelerin askıya alınması yönündeki tavsiye kararının haber metnine bakalım: 

Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren rapor kabul edildi. "Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması" önerisinin yer aldığı rapor, 109'a karşı 370 oyla kabul edildi. 143 parlamenter ise çekimser kaldı.

Haber aynen bu şekildeydi. Diplomasi kulislerinden sızan haberlere göre bu gelişme zaten beklenen bir gelişmeydi. Elbette bu karar bir tavsiye kararı. Avrupa Parlamentosu AB kararları üzerinde sınırlı etkisi olan bir kurum. Ancak Avrupa Komisyonunun bu tavsiyeyi dikkate alması, Diplomasi Tarihi açısından bir dönüm noktası olacak. 

Türkiye'nin Avrupa'ya dahil olma süreci veya talebi yüzyıllardır devam eden bir süreç. Bu sürecin sancılı olarak devam ettiği zaten herkesin malumu. Ancak, AP'ye sunulan raporun içeriği oldukça ağır ve müzakerelerin tekrar başlamasını bazı şartlara bağlanmış. Eğer Avrupa Komisyonu meseleyi bu sertlikle ele alırsa, Türkiye'nin ABD ve Rusya ile başlatacağı yeni bir diplomasi sürecinden bahsedebiliriz.

Ben kendi adıma, Avrupa ile ilişkilerimizin bu derece sıkıntıya gireceğini düşünmüyorum. Nasıl ki Brexit süreci yanlış hezeyanlarla başlayıp, uzunca bir sürecin sonunda normale dönecekse, Türkiye-AB ilişkileri de uzunca bir süre sonra normale dönecektir. Elbette bu süreçte ekonomik, sosyal ve politik dengelerde dalgalanma yaşayacağız. 

2000'li yılların başında ekonominin dengeye gelmesini sağlayan en önemli çıpalardan biri olan Müzakere Sürecinin askıya alınması Türkiye'nin "bu da geçer" şekline yaklaşacağı bir konu değil. Dolayısıyla bu karar karşı tepki koymakla kalmayıp, tavsiye kararının Avrupa Komisyonu tarafından değerlendirilmesi sürecine müdahil olmak gerekiyor. 

Unutmayalım, Türkiye İhracatı'nın % 50'si Avrupa'ya yapılıyor. Bu yüksek orana ulaşmamızın en önemli sebeplerinden biri 2000'li yıllardan itibaren başlayan müzakere süreci diyebilirim. O zamanlarda İhracatçılar Meclisi'nin Genel Sekreterlik görevine başlamış olduğum için süreci oldukça yakın şekilde takip etmiştim.

"Demokrasilerde çare tükenmez..."

Özetle ABD ile sorunlarımızın büyüdüğü bir süreçte, AB ile de dertlerimiz artarsa, "Rusya, İran ya da Çin ile ittifak yaparız" demek de gerçekçi olmaz. Her ne olursa olsun, Türkiye'nin başını eğmeden önce AB sonra da ABD ile ilişkilerini düzeltmesini sağlamamız gerekiyor diye düşünüyorum. 

Şimdi Brexit'e gelelim: Meselenin buraya geleceğini çok önceden söylemiştim. Hatta 24 Haziran 2016'da Doğan Haber Ajansına verdiğim beyanatta "Birleşik Krallık geri vites atabilir" demiştim. Nitekim bu şekilde devam ediyor. Çarşamba günü canlı yayına bağlandığımda sunucu bana "anlaşmasız Brexit ihtimali yükseliyor" dedi. Ben de "bence ihtimal sıfır" dedim. Bu dediğim de çıktı. Parlamento bunu reddetti. Dün de süre uzatımı teklifi kabul edildi. 

Bundan sonra iki ihtimal var: 

1. Süre uzatımı ve yeni anlaşma metninin oylanması
2. Süre uzatımı ve yeni anlaşma beğenilmezse tekrar referandum yapılması

"Bir daha referandum olmaz" diyenlere de tebessüm ediyorum. Demokrasilerde çareler tükenmez.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 15.3.2019 07:43:00

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.