Dar alanda kısa paslaşmalar mı, Pirus Zaferi mi ?...

Dar alanda kısa paslaşmalar mı, Pirus Zaferi mi ?...

Döviz kurlarının önce sert şekilde yükselmesi ve sonra da 20 Mart Çarşamba günkü seviyesine geri dönmesi hikayesi birçok soruyu beraberinde getirdi. En başta yükselişi durdurmak için sarf edilen çabanın fizibilitesine bakalım:

Ancak öncelikle şu soruyu sormamız lazım: "Döviz Kurlarının yükselişi neden Ankara'da panik yarattı ?". Bu raporu sadece Türkler değil yabancılar da okuduğu için temel bazı açıklamalar yapmak durumundayım. 

Türkiye'de döviz kurlarının yükselmesi birçok parametrede değişiklik yapmakta. Başta enflasyon ve hayat pahalılığını artırırken, ekonomi yönetiminin başarılı olmadığı konusunda bir intiba yaratmakta. Aslına bakılırsa her iki önerme de doğrudur. Türkiye gibi ülkelerde işler iyi giderken "dışa bağımlılık, tasarruf açığı, katma değer, verimsizlik" gibi sorunlar ciddiyetle ele alınmaz, işler sarpa sardığında ise "şimdi başka önceliklerimiz var" diyerek yine ele alınmaz. Bu sebeple uluslararası gelişmelerden bile kaynaklansa, döviz kurlarının yükselişinin gerçek sebebi ekonomideki yapısal problemlerdir. 

Hal böyleyken, döviz kurları yükselince TL likiditesini düşürme ve "döviz alana soruşturma açma" veya bu konuda yorum yapanlara tehditkar söylemlerde bulunma gibi kestirmeci çözümlere başvurmak zorunda kalınıyor. 

"Nedir bu swap işlemi ?...."

Unutmadan, Merkez Bankası'nın swap işlemleriyle ilgili kararını oldukça teknik bir şekilde anlatmaya çalışan meslektaşlarımın yanında, ben daha net ve basit örneği tercih edeceğim: Merkez Bankası, hastanın ateşini düşüremediği için, gırtlağını sıkıp nefessiz bırakan bir doktor gibi davranıyor. "Bakın ateşi düşüyor işte" diyor ama, işin gerçeği hastanın yaşamsal fonksiyonları zayıfladığı için ateşi düşüyor. Peki bunu neden yapıyor ?

Çok basit. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden. Yani "ekonomi doğru yönetilmiyor" yorumlarının seçimlerin hemen öncesinde artmasına müsamaha edilmeyeceği için, oldukça maliyetli ve uzun süre devam ettirilmesi mümkün olmayan bir yöntem uyguluyor. Bir anlamda da TL'de açık pozisyonu olanlara da bir cezalandırma yapıyor. Cuma günkü panik ortamında TL'de açığa satış yapanlar, Merkez Bankası'nın kararları neticesinde mecburen dolar satarak pozisyonlarını kapatmak zorunda kaldılar. Çünkü % 300'lerin üzerindeki TL faizi ile pozisyon kapatmak daha büyük zarar yaratabilirdi. 

Bu bir Pirus Zaferi mi ? Yani zafer kazanmak için fazla şey mi feda edildi ? Bilemem. Sadece bildiğim şey, uzun süre bu uygulama devam edemez. Eğer Türkiye'nin kırılganlıkları konusunda olumlu adımlar atılmazsa, kur yükselişleri kaldığı yerden devam edecek. 

Son olarak şunu söylemem lazım. Yapısal Reformlar gerçekleştirilmeden, ekonomik reformların uygulanması her zaman başarısızlık getirecek. Acaba "vergi reformu yaptık" demek mi daha çok yabancı sermaye getirir, yoksa "yargı reformu yaptık" demek mi ? Siz cevap verin.

Özetle, bireylerin devlet, kanunlar ve kurumlar karşısında eşit şekilde muamele edildiği ülkeler kalkınabiliyor. Bunu unutmayalım. Büyüme kolay. Herkes yapabiliyor. Ancak temelsiz büyümenin faturası da ağır oluyor. 

"Peki Çin ve Suudi Arabistan'da yapısal reformlar yapıldı mı ki ?" diye soranlar var. Cevabım basit. Biz Avrupa'ya komşuyuz Moğolistan ya da Yemen'e değil. Meraklısı var ise, gidip orada yaşayabilir.


Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 27.3.2019 07:33:49

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.