Finansal Kesim bundan sonra ne yapmalı ?..

Finansal Kesim bundan sonra ne yapmalı ?..

 

Dün özel sektörün bugüne kadar sergilediği anlayıştan bahsetmiştim. Bugün de kredi verenlerin bundan sonra benimsemesi gereken anlayış üzerine bazı önerilerde bulunacağım. 

Her ne kadar sandık sonuçlarına itirazlar devam etse de, yeni bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim. Siyasetçilerin, halk iradesine saygı duyulması gerektiğini bir kaç defa altını çizerek söylemesi, herkesi rahatlattı sağladı diyebilirim. Bazı illerde kaybeden partilerin yaptıkları itirazları da anlayışla karşılıyorum. Uzun zamandır galip geline yerlerde kaybetmeyi haz etmek zor. Bu sebeple bazen ölçüyü aşan söylemler de olacak. Kaybetmek dünyanın sonu değil. Herşeye alışıldığı gibi buna da alışılır. 

Aslına bakılırsa dün F-35 krizi ortaya çıkana kadar, Dolar/TL ve diğer parametrelerde kayda değer bir dalgalanma yoktu. Hatta Yüksek Seçim Kurulu Başkanı'nın itidalli açıklamaları da "Türkiye'de demokrasi çalışıyor" mesajı vermesi açısından önemliydi. Uzun bir zamandır ülkemizle alakalı "demokrasi ve piyasa ekonomisinden giderek uzaklaşıyor" eleştirileri de bu şekilde cevaplanmış oldu. Şu itirazlar da hakkaniyetli şekilde sonuçlanırsa, hepimiz rahatlayacağız. 

Kur yükselişlerini seçimler öncesinde bir risk olarak değerlendirenler vardı ancak, seçim sonuçları piyasaların rahatlamasına sebep olduysa, bazı yaklaşımların gözden geçirilmesi gerekiyor sanırım. Tekrar ediyorum, F-35 krizi olmasa durum sakindi.

Merkez Bankası'nın fazla aceleci davrandığını söylediğim zaman kastım da buydu. Oldukça maliyetli bir şekilde yapılan müdahalenin pek de doğru olmadığını, piyasa dinamikleri ispat etmiş oldu.

"F-35 krizi olmasa işler iyi gidiyordu..."

Şimdi, Türkiye'de demokrasi ve piyasa mekanizmasının gayet iyi çalıştığını gösteren seçim sonuçlarından sonra, ülkeye yabancı kaynağı çekecek şekilde davranmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Kaşların kalkacağı ve uzaktan bakıldığında "hak arama" manasında anlaşılamayacak davranışlardan kaçınmak gerekiyor. 

Ben bu seçim sonuçlarıyla IMF'ye gerek kalmadan 50-70  Milyar Dolarlık civarında bir tahvil ihracının gerçekleşebileceğine inanıyorum. Bu kaynağın bir kısmı kamu bankalarının sermayelerini artırmak için kullanılmalı. Böylece özel sektör için kaynak yaratmak da mümkün olacak. Daha önceki yazılarımda sıkça belirttiğim gibi, finansal kurumlar kredi başvurusunda bulunanlar arasında bir "pozitif seleksiyon" yapmalı. Yani herkese değil, teminat ve diğer teknik şartlar haricinde de "katma değer-dijital altyapı-ihracat-marka-tasarım-iş güvenliği" gibi kriterler de getirmeli. 

Sadece krediler değil teşviklerin usul ve esaslarında da radikal değişiklikler yapılması gerektiğine inanıyorum. Teşvik, asimetrik bir büyüme modeli olduğu için herkese teşvik vermek kimseye teşvik vermemek anlamına gelir. Dolayısıyla mutlaka teşvik mevzuatının mutlaka en baştan ele alınması gerekiyor.

Özetle, önümüzdeki dönem yapılacak çok iş var. Merakla açıklanacak yeni ekonomik programı bekliyorum. Yarın size F-35 meselesinin teknik tarafını paylaşacağım. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 3.4.2019 07:10:44

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.