F-35 tartışmasına farklı bir bakış açısı...

F-35 tartışmasına farklı bir bakış açısı...

 

Enflasyon'da beni şaşırtan herhangi bir gelişme olmadı. Fikirlerimi de dün birçok medya mecrasında paylaştım. Bu sebeple ABD ile aramızda büyüyen çatlağa yeni bir ivme kazandıran F-35 meselesini analiz etmeye karar verdim: 

Seçimleri konuşmayacağım. Tüm işlemler sona ersin ve seçim sonucu tescil edildikten sonra benim de söyleyeceklerim var elbette. Hali hazırda zaten yeterince derdimiz var. Brexit'teki son durum dahil, dolaylı ya da doğrudan etkilendiğimiz birçok meselenin üzerine bir de F-35 sıkıntısı baş gösterdi. Peki neden ABD bu meseleyi bu kadar ciddiye alıyor ? Kendi tecrübemden anlatmaya çalışayım. 

Askerliğimi F-16 Proje Subayı olarak yaptığım için, savaş uçağı projelerinin JSF yani "Joint Strike Fighter" dediğimiz bir müşterek NATO ağ sistemiyle ilerlediğini biliyorum. Bu ağda ABD, Turkiye, İtalya, Hollanda, Kanada, Avusturalya İngiltere ve diğer müttefikler bulunuyor. Bu ağ sistemi 1996'da başlatıldı ve ben de 1997 yılında önce asteğmen sonra da teğmen rütbesiyle F-16 Daire Başkanlığında görev yaptım. O günden bu yana sırasıyla JSF'e F-16, F-15, F-18, A-10 ve dikey havalanan Harrier uçakları da katıldı. 

Önemli bilgi: Bu ağa bağlı olan tüm unsurlarda "friend or foe" (dost-düşman) tanıma sistemleri bulunur. Dolayısıyla bu unsurlar birbirilerini yanlışlıkla bile vuramazlar. Teoride böyle. 

F-35'ler de JSF'e dahil olurken Danimarka, Türkiye, İngiltere, Avusturalya,  Kanada, İtalya, Norveç ve Hollanda hem uçakları satın almak hem de parçalarını üretmek üzere anlaşma imzaladılar. Bugüne kadar anlaşma imzalayan 7 ülke ile birlikte İsrail ve Güney Kore'ye uçak teslimatı yapıldı. Ayrıca anlaşma çerçevesinde hem pilot hem de yer ekibi eğitimleri başladı. Türkiye'nin şu an itibarıyla hem uçak alımı, hem de parça üretimi ve eğitim hizmeti dondurulmuş durumda. 

"Gelelim S-400'lere..."

Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı, Ruslardan aldığımız S-400 savunma istemi bu ağa dahil olmadığı için, bölgede bulunan ABD ve NATO unsurları için ciddi bir risk algısı yaratıyor. Türkiye'nin NATO'ya ait olan ABD temelli JSF'e Rusya'dan satın aldığı bir sistemi dahil etmesi Batı'nın en büyük kabusu. Çünkü NATO'daki bilgi akışları mecburen S-400 savunma sistemine de aktarılacak. Bu durumda JSF'e dahil unsurlar S-400 tehditiyle görev yapacaklar. Endişenin bu kısmına hal veriyorum ama..

Aklıma da şöyle bir soru takılıyor: S-400 konusunda bu kadar hassas olan ABD, Yunanistan'ın S-300 savunma sistemini Rusya'dan almasına neden ses çıkarmadı? Belki de Amerikalılar o zamanlarda bilerek ses çıkarmayıp, S-300 sisteminin çalışma prensiplerini çözmüş olabilirler. Yüksek ihtimalle Ruslar bu sebeple S-400 sisteminin kodlarını bir öncekine göre daha farklı yazmışlardır.  Bilemeyiz.

Diğer yandan, askeri uzmanlar ve savunma sanayi eksperleri S-400'lerin NATO entegre istemi için tehdit oluşturmadığını, ancak bu sistemin Amerikan Patriot sisteminden daha etkili ve ucuz olduğu için ABD'nin pazar kaybı endişesiyle meseleye sert girdiğini söylüyorlar. Hatta bu sebeple Hindistan'ın S-400 almaması için ABD tarafından açıkça tehdit edildiğinin altını çiziyorlar. 

Bu ayrıntılar bir yana, ABD ve Türkiye arasındaki çatlak büyüyor. Seçimlerden hemen sonra yapılan bu açıklamanın zamanlamasının hassas bir şekilde belirlenmiş olduğu da görülüyor. Seçimlerden önce olsa "bilerek yapılıyor" diyecektik. Belli ki başka bir plan var. Bekleyip göreceğiz. 

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 4.4.2019 07:14:37

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.