Bütçe disiplini mi yoksa büyüme mi ?..

Bütçe disiplini mi yoksa büyüme mi ?..

 

Geçen Cuma, Bakan Albayrak tarafından açıklanan "İVME" paketi ile ilgili yorumlarımı pazartesi günü paylaşacağımı söylemiştim. Dolayısıyla paketin lehinde ve aleyhinde olan görüşleri sizlere paylaşmaya başlıyorum.

Lehte ve aleyhte yaklaşımlardan önce kendi görüşümü paylaşayım: Kamu Bankalarının başını çektiği 30 Milyarlık paketin içinde, ihracat odaklı ve faiz seçenekli yaklaşımlar mevcuttu. Kendi açımdan ihracat odaklı yaklaşımları her zaman faydalı gördüğüm için sesimi çıkarmadım. Ancak açılan her paket "büyüyerek işleri düzeltelim" tarzında bir modelin benimsendiği anlaşılıyor. 

Geçen cuma bu modelle ilgili televizyonlara yorum verirken, iki farklı yaklaşımın altını çizdim:

1. Önce bütçeyi düzeltelim sonra büyümeye bakarız
2. Önce büyüyelim, nasıl olsa bütçe kendiliğinden düzelir.

Her iki yaklaşımın da kendine göre faydaları ve yan etkileri var elbette. Mesela önce bütçeyi düzeltmeye başlarsak, mutlaka yan etki olarak işsizlik artacak, kamu harcamaları daralacağı için bazı hizmetlerin kesilmesi durumu ortaya çıkacak, elbette büyüme konusunda büyük bir beklenti olmayacak. Bahsettiğim sürecin sonunda "bütçeyi halletik ama halkı kızdırdık" diyerek iktidarı devretmek bile mümkün olabilir. Ancak, nihayetinde gelecek nesiller için oldukça güzel bir iş yapılmış olur.

Çok iyi hatırlıyorum kamu tüzel kişiliğine haiz bir meslek kuruluşunda görev yaparken, ciddi bir tasarruf yapmış, tepki toplasak da ciddi bir fon yaratmayı başarmıştık. O güne kadar bahsettiğim kurumun alışkanlığı bol para harcamak ve elindeki aktifleri bedelsiz olarak satmaktı. Beraber çalıştığımız yönetimin tasarrufta bu kadar cesur olmalarının sebebi görev süresinin sona erene kadar kimsenin onları rahatsız etmeyeceklerine güvenmeleriydi. İrade sağlam olunca, bütçenin neredeyse 4'de 1'i kadar  bir kaynak yarattık. 

Açıkçası bu tasarruf politikasının sonucunda yönetim yavaş yavaş caymaya başlarken, ben inatla yola devam ettim. Giderek aramızda bütçe disiplini ve bütçe uygulamalarıyla ilgili anlaşmazlık büyüdü. Büyük ihtimalle seçim yaklaştığı için stres altına girdiler ve disiplinden geri adım attılar. Neticede bu anlaşmazlıktan dolayı ben ayrılma kararı aldım. Özetle, seçim baskısı olmadığı zaman her yönetim yapılması gereken işi rahatlıkla yapıyor. Ne zaman ki seçim derdine düşüyorlar, bütçe disiplini vs kalmıyor. Türkiye'de sürekli seçim yapıldığı için, bütçe disiplininden sapılması sürpriz değil. 

"Hangi model daha doğru ?..."

Diğer modele bakarsak, ekonomiyi büyüttükçe bütçenin kendi kendine toparlanması siyaseten en az riskli opsiyon gibi gözükse de, dünya tarihinde bunu başaran pek kimse olmamış. Elbette, AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde oldukça kötü bir bütçe ve % 70'ler civarında bir iç borç/milli gelir oranı devralmıştı. Yeni bir hikayenin sunulması, AB çıpası, Finansal sistemdeki revizyon,  demokratikleşme, iç barış vs derken ülkeye kaynak girişlerinin arttığı da hatırlanmalı.

Dolayısıyla, eğer birinci model destekleniyorsa acilen dünyaya sunulan hikayenin farklı bir hale getirilmesi gerekiyor. Tekrar AB standartlarında demokratik yaşam, Finansal Sistemde şeffaflık, seçimlerle ilgili soru işaretlerinin ortadan kaldırılması, dış politikada sakinlik vs gibi adımların gelmesiyle kaynak girişleri başlarsa, pekala "büyürsek her şey düzelir" yaklaşımının başarı şansı artar diye düşünüyorum.

"Önce bütçe sonra büyüme" modelini kimsenin benimsemeyeceğini bildiğim için, birinci modelin olmazsa olmaz konuşulunu tanımlamanın doğru olacağını düşünerek, uyarımı şimdiden yapayım dedim.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 27.5.2019 07:27:12

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.