İslamabad’dan sevgiler...

İslamabad’dan sevgiler...

 

Altınbaş Üniversitesini temsilen geldiğimiz İslamabad’dan yazıyorum. Burada İstanbul’dan iki saat önce güneş doğuyor. Analizleri bu gerçeğe göre değerlendirin lütfen.

ABD yaptırımları kapıdayken, Dolar/TL’deki seviyeye şaşıranlar için bir hatırlatma daha yapayım:  Dalgalı kurun en önemli fazileti “cebinizde para varsa döviz alabilirsiniz, yoksa aşamazsınız” diye tarif edilebilir. İkinci fazileti ise “kurlar yükselince dayanamayıp satan çok olur” diye özetlenebilir. Gayet iyi hatırlıyorum Dolar/TL sırasıyla 3.00, 4.00, 5.00 seviyesine geldiğinde “çok iyi yerden sattım” diye beni arayan çok olmuştu. Sonra ne yaptılar bilmiyorum. Amatörler arasında doğru yerden satıp, doğru yerden alanı pek görmedim. Bu tamamen profesyonellerin işi. 

Diğer taraftan piyasada yeterli likidite olmadığı için de, her türlü diplomatik ya da siyasi gerginliğe rağmen döviz kurlarında ciddi bir yükseliş olmuyor. Kurum ve Kişilerin üçüncü şahıslara borçlarını ödemekten vazgeçip, döviz alıp kenara koyacakları bir panik ortamı da yok. Dolayısıyla döviz kurları beklendiği kadar yükselmiyor. 

Bu arada, Dış Politikamız tamamıyla Trump’ın yaptırımları erteleme yetkisine dayanmış şekilde gidiyorken, diplomatik olumsuzlukların Doğu Akdeniz meselesiyle zirve yapacağını söylememiz falcılık olmaz. Yine de bu durumun yukarıdaki sebeplerden dolayı, piyasalar üzerinde sınırlı etkide bulunacağını söyleyebilirim. 

“Fed ve muhtelif senaryolar...”

Şimdi başka bir meseleye geçelim:

Bayram boyunca yurt dışındaki en önemli ekonomik gelişme, Fed ile ilgili faiz kararı beklentilerindeki değişiklik oldu. Bazı uluslararası finans kuruluşlarının düzenlediği anketlerde, “yıl boyunca 1 kere faiz artırımı” seçeneği kadar “faiz düşürme” seçeceğinin de kuvvetlenmeye başladığını görebiliyoruz. Bu son beklenti güçlenmeye devam ederse, para politikalarıyla alakalı senaryolarımızı değiştirmek zorunda kalacağız gibi gözüküyor.

Euro/Dolar paritesindeki ani yükseliş de, bu beklenti değişikliği neticesinde gerçekleşti. Bu olan bitenler ışığında ECB yani Avrupa Merkez Bankasının bundan sonraki toplantısında nasıl bir yol haritası açıklayacağını merak ediyorum. Çünkü hem Fed hem de ECB farklı hızlarda bilanço daraltma işlemine başlamışlardı. Eğer beklentilerde değişiklik başlamışsa, bu işlemleri daha da yavaş yapabilme ihtimalleri yükselir.

Önümüzde iki senaryo bulunuyor:

- “Daha fazla likidite düşük faiz”. Bu senaryo gerçekleşirse Türkiye’nin bu likidite boşluğundan ve düşük faizlerden yararlanacak bir hikayeyi mutlaka ortaya koyması gerekir. Hem özel sektör hem de kamu için fırsat doğacak. Ancak, çok sayıda rakibimiz olacak. 

- “Daha az likidite düşük faiz”. Bu senaryoda piyasa aktörleri kontrollü şekilde yatırım yapacaklardır ve en yüksek getiriyi hedefleyeceklerdir. Türkiye’nin tahvil borçlanması yoluyla kaynak çekmesi seçeneği kuvvetlenir. Faiz yüksek olsa da, “roll over” ederek gelecekte faiz seviyesini düşürmek her zaman mümkündür. Bu senaryo Türk Özel sektörünün şu anki şartları için çok fazla seçenek sunmuyor diyebilirim. 

Bir üçüncü seçenek daha var mutlaka. O da “az likidite yüksek faiz” seçeneği. Şimdilik piyasalarda bu seçenek konuşulmuyor. Pek de tercih edeceğimiz bir senaryo değil açıkçası.

 

Prof. Dr. Emre Alkin

 

 

Eklenme Tarihi : 10.6.2019 07:23:57

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.