Ne dediysek çıktı..

Ne dediysek çıktı..

 

Ancak marifet değil. Çünkü aksi çıkması mümkün değildi. "İsterse faiz 500 baz puan insin, kurlarda dişe dokunur hareket olmaz" demiştim. Aksine düşünenlerin argümanlarını neye dayandırdıklarını bilmiyorum. 

Açıkçası benim beklentim faizlerin % 20’ye indirmesiydi. Ama Merkez Bankası'nı % 19.75’e indirmesi de sürpriz bir hareket değil. Son iki haftadır neredeyse her mecrada Merkez Bankası faiz indiriminin döviz kurlarında bir etki yaratmayacağını sık sık dile getirdim. Sonuçta beklentilerim doğrulandı. Kimilerinin beklediği gibi dövizde bir artış yaşanmadı. Bunun sebebi, sadece piyasayı bilgisayar ekranından değil, sokakta da takip etmem. Döviz kurlarının yükselmesini bekleyenlerin, paralarının son kuruşuna kadar döviz aldıklarını, yani deyim yerindeyse dövize park ettiklerini, döviz satın almak isteyenlerin ise yeterli TL likiditesine sahip olmadıklarını gözlemledim. Buradan hareketle döviz kurları üzerinde alış değil, satış baskısı olduğunu gördüm. Bu sebeple iki hafta boyunca paylaştığım yazı ve yorumlarda Merkez Bankası kararından sonra döviz kurlarının beklendiği gibi yükselmeyeceğini kısa süreli bir atak yapıp gevşeyeceğini söyledim. Aynen de böyle oldu.
 
“Kredi faizleri daha yavaş iner”
 
Merak edenler için söyleyeyim. Bence kredi faizleri beklendiği kadar hızlı düşmeyecek. Ancak mevduat faizlerinin hızlı bir düşüş göstereceğini tahmin edebiliyorum. Bence kredi tarafındaki faiz düşüşü daha uzun vadede ve kamu bankalarının öncülüğünde yaşanacak. Ardından banka ve banka harici özel finans kurumlarının da iyi müşterilerini ellerinden kaçırmamak amacıyla rekabete uygun şekilde, kredi faizlerini aşağı çekeceklerine inanıyorum. Ancak dediğim gibi bu biraz zaman alacak.
 
Her şeyden önce, politika faizlerinin indirilmesi sihirli değnek değil. Böylesi cesur adımların maliye politikası tarafında da atılmasını dört gözle bekliyorum. Çünkü vergi oranları faiz düşüşüne rağmen talebi caydırıcı derecede yüksek. Kamu harcamalarını kısmadıkça faizlerin yükselme eğilimi her zaman gündemde olacaktır.
 
Faiz düşüşünden kalıcı ve istenen sonuçlar elde edilmek isteniyorsa zorunlu mal ve hizmetler üzerindeki vergilerin vatandaşı zorlamayacak seviyelere çekilmesi gerekir. Bu daha önce denendi ancak yaygınlaşamadı. Zorunlu mal kategorisindeki ürünler üzerindeki vergilerin mutlaka düşürülmesi gerekir. Akaryakıt, iletişim, ısınma yani doğalgaz ve elektrik, ulaşım ve bunun gibi yaşamsal ürün ve hizmetlerin üzerindeki vergilerin aşağı çekilmesi gerekiyor. Ancak devlet çok rahat vergi topladığı için bu konuda çok hevesli davranmıyor. Unutmayalım bu zorunlu mal ve hizmetleri satan kurumlar, vergi daireleri gibi çalıştığı sürece değer de yaratamayacaktır. Bu da olumsuz sonuçları da tekrar faiz yükselişi ve işsizlik olarak karşımıza çıkar. Benden söylemesi.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 26.7.2019 07:28:24

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.