Yaşlandığımızın Farkında mıyız ?..

Yaşlandığımızın Farkında mıyız ?..

 

Bir yandan gençleri anlamaya çalışırken diğer yandan yaşlanan nüfusun ihtiyaçlarına göre planlama yapmak kolay bir iş değil. Elimizdeki rakamlar giderek yaşlanan bir nüfusa işaret ediyor. 

1950’den 2000 yılına kadar dünya nüfusunun kırsal kesimde yaşayan tarafı, kentlerde yaşayanlardan daha kalabalıktı. Kent nüfusu 1980’li yıllardan itibaren sert bir hızla yükselmeye başladı ve 2005 yılında üstünlüğü ele geçirerek aynı hızda yoluna devam etti.
 
Bugün kent nüfusu kırsal kesime göre neredeyse 1 milyar kişiden daha kalabalık durumda.Elbette, göç en büyük neden. Ancak “bölge planlaması” çerçevesinde yapılanların da, söz konusu gelişmeye katkıda bulunduğunu söylemem gerekiyor.
 
GAP Projesi gibi, kırsal nüfusun yoğunlukta olduğu az gelişmiş bir bölgenin kalkınması için uygulanan büyük projelerin bir süre sonra “push back” etkisi diye tanımlayacağımız bir etki yaratıyor. Bölgesel kalkınma hamleleri sonucunda geliri artan bireyler, olanakları daha fazla olan kentlere doğru gidiyor. Sağlık, eğitim ve konforlu yaşamın diğer unsurlarına kavuşmak isteyen bu insanların talebini doğal karşılamak lazım. Ancak kentlerde sürekli artan nüfus, yaşam kalitesini düşürmeye başlamış durumda.
 
Diğer taraftan Birleşmiş Milletlerin hazırladığı raporlara göre dünya hızlı şekilde yaşlanıyor. Geçen yüzyılın ortasında yani 1950’lerde Dünya Nüfusunun % 14’e yakını 5 yaşından küçük iken, 65 yaşından büyükler sadece % 5 civarındaymış. Tam olarak 1970’lerden sonra 5 yaşından küçük nüfusta oldukça hızlı bir düşüş başlamış ve 2000’li yılların başında % 10’a gerilemiş. Bu arada aynı dönemde 65 yaşın üzerindeki nüfus % 8’e yükselmiş. Yani yaşlanma sürecinin 1979’ten itibaren hızlandığı görülüyor. Gelişen tıp ve sağlık önlemleri neticesinde insan ömrünün uzadığına dair istatistikler de göz önüne alındığında bu gelişmenin doğal bir netice olduğunu söylemek gerekiyor. Bu istatistikler hala tartışılıyor ancak, çocuk sahibi olma oranlarındaki düşüşten mi yoksa ömrün uzamasından mı olduğu bilgisi gerçeği değiştirmiyor. Yaşlı nüfusun oranı artıyor.

"Holdingler ve Şirketler bir daha düşünmeli..."
 
2020 yılına geldiğimizde 65 yaşından büyük nüfusun, 5 yaşından küçük nüfusu sayıca geçmeye başlayacağı garanti gibi gözüküyor. Her iki tarafın da oranı toplam nüfusun % 10’u civarında olacak. Hesaplamalara göre bu makas giderek açılacak ve 2050 yılında 65 yaşından büyükler dünya nüfusunun % 18’ini oluştururken, 5 yaşından küçükler % 8’in altına düşecek gibi gözüküyor.
 
Bu nüfusun kentlerde yaşlanacağını da gördüğümüz zaman, toplu taşımadan şehir mobilyalarına kadar ne durumda olduğumuzu bir kere daha gözden geçirmekte fayda olduğu gözüküyor. Emeklilik yaşı için yapılan münakaşalar ve firmaların/kurumların yönetici pozisyonlara koyduğu yaş tahditlerinin de aynı şekilde baştan ele alınması gerektiği ortada.
 
Ancak, Türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşlar nüfus istatistiklerinin tam aksi istikametinde karar almaya devam ediyorlar. Ciddi tecrübeye sahip 65 yaş üzerindeki insanların zorla emekliye sev edilmesi ya da kritik karar alma süreçlerinden uzaklaştırılmasının ilerde ciddi tartışmalar yaratacağına dair endişelerim var.
 
65 yaş üstü profesyonelleri pasif göreve alıp, patron olduğu için kendine bu kriteri uygulamayanların da kredibilite kaybedeceğini şimdiden görebiliyorum. Bu gelişmenin "çalışma yaşı ve emeklilik" tartışmalarında dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Prof. Dr. Emre Alkin

 

Eklenme Tarihi : 8.8.2019 07:34:36

YORUMLAR

Yorum yapabilmeniz için üye olmalısınız.
Eğer üye iseniz üyelik girişi yapmak için tıklayın.
Yeni üye olmak için lütfen tıklayın.

Henüz yorum yapılmamış.